Dünya’ya felaket getirecek 10’uncu sınır noktası belirlendi: Sulardaki oksijen kaybı alarm veriyor

Dünya’ya felaket getirecek 10’uncu sınır noktası belirlendi: Sulardaki oksijen kaybı alarm veriyor

Bilim insanları, göllerden okyanuslara kadar uzanan su ekosistemlerinde hızla artan oksijen kaybının, insanlığın geleceğini tehdit eden yeni bir “gezegen sınırı” olarak tanımlanması gerektiğini belirtiyor.

2009 yılında ortaya konulan Planetary Boundaries (Gezegen Sınırları) yaklaşımı, Dünya’nın yaşanabilirliğini koruyabilmesi için aşılmaması gereken dokuz kritik eşiği tanımlıyordu. İklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi ve okyanus asitlenmesi bu sınırlar arasında yer alıyordu.

Uzmanlara göre insanlık bu eşiklerin altısını şimdiden aşmış durumda. Şimdi ise su kütlelerinde yaşanan yaygın oksijen azalmasının, 10’uncu kritik sınır olarak kabul edilmesi gündemde.

"DEOKSİJENASYON” KÜRESEL BOYUTTA

Hakemli bilimsel dergi Nature Ecology & Evolution’da yayımlanan araştırma, tatlı ve tuzlu sulardaki oksijen kaybının düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerlediğini ortaya koydu.

Son 45 yılda:

- Göllerdeki oksijen seviyesi yüzde 5,5 azaldı.
- Barajlardaki kayıp yüzde 18,6’ya ulaştı.-
- Okyanus genelinde ise ortalama yüzde 2’lik düşüş kaydedildi.

Ancak bazı bölgelerde tablo çok daha ağır. Kaliforniya kıyılarında 1960’tan bu yana oksijen oranı yaklaşık yüzde 40 geriledi.

OKSİJEN NEDEN TÜKENİYOR, İKİ TEMEL ETKEN ÖNE ÇIKIYOR

Araştırmanın ortak yazarlarından Profesör Andreas Oschlies’e göre kaybın arkasında iki ana sebep bulunuyor:

Sular ısındıkça oksijen çözünürlüğü azalıyor. Ayrıca yüzey sularının ısınması, alt katmanlarla karışımı engelleyerek derin sulara oksijen taşınmasını zorlaştırıyor.

KİRLİLİK VE ARAZİ KULLANIMI

Tarımda kullanılan gübreler ve atıklar, suya aşırı besin yüklenmesine yol açıyor. Bu durum alg patlamalarını tetikliyor. Algler öldüğünde, onları parçalayan mikroorganizmalar sudaki oksijeni hızla tüketiyor.

ZİNCİRLEME ÇÖKÜŞ RİSKİ

Oksijen seviyesinin düşmesi yalnızca balık ve kabuklu canlı ölümleriyle sınırlı değil. Besin zinciri bozuluyor, ekosistem dengesi sarsılıyor ve ekonomik faaliyetler de doğrudan etkileniyor.

Daha da önemlisi, oksijensiz ortamlarda gerçekleşen mikrobiyal süreçler, karbondioksite kıyasla çok daha güçlü sera etkisine sahip metan ve azot protoksit gazlarının açığa çıkmasına neden oluyor. Bu da iklim krizini hızlandıran bir geri besleme döngüsü yaratıyor.

“SUYU KAYBEDERSEK SİSTEMİ KAYBEDERİZ”

Çalışmanın başyazarı Kevin Rose, suyun oksijen seviyesinin küresel iklim dengesinde kritik rol oynadığını vurgulayarak, bu sürecin yalnızca çevresel değil ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Bilim insanlarına göre sulardaki oksijen kaybı, gezegenin dayanıklılık sınırlarını zorlayan yeni ve ciddi bir eşik olarak değerlendirilmeli.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN