Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 'Yapay Zeka İstatistikleri 2026' bülteni, ileri yaştaki bireylerin dijital dünyayla kurduğu bağı gözler önüne serdi.
Veriler, 65-74 yaş arasındaki yurttaşların üretken yapay zeka araçlarını kullanım oranının yalnızca bir yıl içinde yüzde 1,7 seviyesinden yüzde 5,1 düzeyine çıktığını gösterdi.
GENÇLER LİSTEDE ZİRVEDE ANCAK KIDEMLİLER REKOR HIZLA İLERLİYOR
Toplumun tüm kesimlerinde algoritmalar hızla yaygınlaşırken, oranlar genç nüfusta tepe noktasına ulaştı.
Açıklanan tablolara göre, 16-24 yaş aralığındaki kullanım oranı 2025 yılındaki yüzde 39,4 basamağından 2026 yılında yüzde 64,9 seviyesine tırmandı.
Benzer ivme 25-34 yaş grubunda yüzde 30 bandından yüzde 55,7 düzeyine, 35-44 yaş aralığında ise yüzde 15,5 seviyesinden yüzde 38,1 noktasına çıktı.
Orta yaş kuşağında da artış sürdü; 45-54 yaş grubu yüzde 7,1 oranından yüzde 20,6 seviyesine, 55-64 yaş aralığı ise yüzde 3,1 paydan yüzde 10,6 basamağına erişti.
Bilim insanı tarih verdi: Yapay zekanın insanlığı yok etme ihtimali yüzde 10'un üzerinden
KADINLARDA DÖRT KAT, ERKEKLERDE ÜÇ KAT ARTIŞ KAYDEDİLDİ
Emeklilik çağındaki nüfusun teknoloji karnesi incelendiğinde cinsiyetler arası veriler dikkat çekti.
İlgili gruptaki erkeklerin kullanım oranı yüzde 2 seviyesinden yüzde 5,3 düzeyine çıktı.
Kadınlarda kaydedilen artış ise çok daha keskin gerçekleşti; 2025 yılında yüzde 1,2 olan oran, 2026 bülteninde yüzde 4,9 basamağına yükselerek dört katına ulaştı.
ÖĞRENME KAPASİTESİ YAŞ SINIRI TANIMIYOR
Kamuoyundaki yaygın kanıların aksine ileri yaştaki bireylerin yeni araçları rahatlıkla kavrayabildiğini belirten sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, kalıplaşmış yargılara karşı çıktı.
'Yaşlılar teknolojiyi öğrenemez' düşüncesinin dışlayıcı bir varsayım olduğunu ifade ederek yapay zeka kullanımındaki artışın ileri yaşta da öğrenmenin ve yeni araçları gündelik hayata katmanın mümkün olduğunu kanıtladığını vurguladı.
Eğitim geçmişi, geçmiş iş hayatı ve emeklilik ortamının bu eğilimde temel rol oynadığını ekledi.
Profesörün gizli oyunu 60 öğrenciyi ele verdi: Yapay zekanın cümlesini silmeyi unuttular
TORUNLAR İLE BÜYÜKBABALAR ARASINDAKİ ROLLER DEĞİŞİYOR
Kuşaklar arasındaki etkileşimin teknoloji vasıtasıyla farklı bir boyuta taşındığını anlatan Prof. Dr. Nilüfer Narlı, gençlerin yol gösterici konuma geçtiğini belirtti.
Aile içi dengelere ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yapay zeka öğreniminde kuşaklar arası bilgi ve otorite ilişkileri değişebilir.
Çocukların veya torunların yapay zekayı tanıtması, kullanımı öğretmesi ile gençler teknolojik bilgi aktarırken yaşlılar yaşam deneyimi ve bağlamsal değerlendirme sunar.
Yaşlı birey yapay zeka kullanımında torun ve çocuklara aşırı bağlı olursa, olumsuz bir süreç fakat sadece destek alma ile sınırlı olursa olumlu bir süreç meydana gelir.
Bu yüzden 'sosyolojik bir araştırma yapay zeka kullanıyor mu?' sorusunun yanında 'kendi başına kullanabiliyor mu?' sorusunu da sormalı.
Yapay zeka gündelik yaşamdaki özerkliği destekleyebilir.
Bir dilekçe taslağı hazırlamak, teknik konularda bilgiye ulaşmak kişinin gündelik işlerini yürütme kapasitesini artırabilir.
Burada bakacağımız en önemli konu yapay zekanın kişinin rutinlerine ve ihtiyaçlarına nasıl yerleştiğidir."
RESMİ DİLEKÇEDEN KİŞİSEL ANILARA KADAR GÜNLÜK ÖZGÜRLÜK
Algoritmaların bireylerin tek başına iş yapabilme becerisini geliştirdiğini anlatan Prof. Dr. Nilüfer Narlı, özerklik kavramının altını çizdi.
Emeklilerin bir kuruma hitaben dilekçe taslağı oluştururken veya teknik bir arızayı incelerken dijital araçlardan faydalandığını söyleyen sosyolog, sistemin kişinin rutinlerine yerleşme biçiminin önem taşıdığını belirtti.
"Yapay zekanın sohbet amaçlı kullanımı, yalnızlık ve bakım ilişkileri açısından olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Yapay zekayla konuşmak bazı kişiler için kendini ifade etme, zaman geçirme veya gündelik bir etkileşim kurma yolu olabildiği gibi, sosyal izolasyonu arttırabilir" sözleriyle risklere de dikkat çekti.
Yapay zekaya insan yüzü geldi: Gemini 3.8 Live için avatar dönemi
"BİLGİYE KOLAY ERİŞİM, OKUMA ALIŞKANLIĞININ EKSİĞİNİ KAPATIYOR"
Toplumsal dönüşüm ve aile yapısındaki daralmanın etkilerine odaklanan sosyolog ve tarihçi Dr. İsmail Öz, geleneksel bağların zayıflamasıyla bireylerin yalnızlaştığını savundu.
Türkiye genelinde kitap okuma alışkanlığının köklü bir geçmişe sahip olmadığını hatırlatan uzman isim, şöyle konuştu:
"Yapay zekayı doğru bir şekilde kullanmak çok önemli.
Bu nesil, yani okumayla arası hiçbir zaman iyi olmamış olan nesil, yapay zekayı çok kolay yoldan bilgiye erişmenin bir aracı olarak görüyor.
Geçmişin bilgeleri, ailenin bir şekilde onlara fikir ve tecrübe aktaran bilgeleri, yaşlıları, bugün kendileri dışarıdan bu anlamda bir paydaş ya da derttaş arama noktasına gelmiş durumda."
Çekirdek ailenin hakimiyetiyle birlikte kıdemli vatandaşların eski danışılan akil insan rolünü yitirdiğini ve dertleşecek yeni bir mecra arayışına girdiğini kaydetti.
"ROBOTUN HER YANITINI MUTLAK GERÇEK SAYMAK BÜYÜK YANILGI"
Dijital sistemlerin kusursuz olmadığını ve ürettiği içeriklerin her zaman güven vermediğini anımsatan Dr. İsmail Öz, kullanıcıları dikkatli olmaya çağırdı:
"Diğer taraftan yapay zekadan alınan bilgiler bazen yanıltıcı da olabiliyor.
Bu yanıltıcı bilgilerin farkına varmak, yanıldığı şeyleri görebilmek ve tespit edebilmek de başka bir bilgi, başka bir ilim gerektiriyor.
Dolayısıyla buradaki veriyi bir anda doğru olarak kabul etmek, hemen onun üzerine bir hayat inşa etmek veya bazen işte bir zorlukla karşı karşıya kaldığında hemen onun çaresini yapay zekada doğru olacakmış gibi görmek de doğru değil."
Türkiye'de hem bireylerde hem de şirketlerde yapay zeka kullanımı ikiye katlandı
"SAĞLIK VE İLAÇ TEDAVİSİNDE SANAL TAVSİYELERE KESİNLİKLE UYMAYIN"
Sanal asistanların insan doğasına ve sağlık kararlarına etkisini mercek altına alan psikolog Gözde Yana Seyyar, özellikle tıbbi konularda kırmızı çizgi çizdi.
Uyarısında şu ifadelere yer verdi:
"Yapay zekadan alınan yanıtı özellikle sağlık, ilaç ve tedavi konularında kesin bilgi gibi görmemek gerekir.
Yapay zeka kulağa çok emin gelen ama yanlış bir yanıt da verebiliyor, kullanan kişinin farkındalık düzeyi ve o bilgiyle ne yaptığı çok daha kıymetli örneğim İlaç başlamak, bırakmak ya da doz değiştirmek için doktorun görüşü esas almak yerine yapay zeka ile hareket etmenin sonuçları ağır olabilir.
Bir de her sıcak ve anlayışlı yanıtı gerçek bir insanın ilgisiyle karıştırmamak lazım.
Yapay zeka yanıt verebilir ama bir yakının sesini duymanın, birlikte oturmanın, yüzyüzeliğin karşılığı değil."
"BİR YAKININ SESİ VEYA YÜZ YÜZE SOHBETİN YERİNİ HİÇBİR EKRAN TUTAMAZ"
Dijital muhatapların sunduğu şefkatin sanal bir ilüzyon olduğunu hatırlatan Psk. Gözde Yana Seyyar, makinelerin insan sıcaklığının yerini alamayacağını aktardı.
Yalnızlığın temelinde iç dünyasını açamama, onaylanmama ve hayatın içinde yeterince yer bulamama duygularının yattığını belirten uzman isim, ekrandaki kelimelerin bu ihtiyacı tek başına onaramayacağını ifade etti:
"Bir insan bir yapay zekaya içini döküyorsa, yalnızca yeni bir teknoloji mi deniyordur; yoksa karşısında yargılanmadan dinleneceği bir alan mı arıyordur?
Bazen ikisi birden olabilir.
Burada yapay zekayı hemen şeytanlaştırmak da onu insan ilişkisinin yerine koymak da aceleci olur.
Asıl mesele, bu araçla nasıl bir ilişki kurduğumuz ve çevremizdeki insanlarla bağımızın ne durumda olduğu."
Türkçeye özel dev yapay zeka hamlesi: Alania ve Duyu yayında
"ÇAĞA UYUM VE MERAK DUYGUSU ZİHİNSEL CANLILIĞI BESLİYOR"
Gelişen dünyaya ayak uydurmanın önemini değerlendiren Psk. Gözde Yana Seyyar, dijitalleşmenin yaşlılar üzerinde bir baskı unsuru haline gelmemesi gerektiğini belirtti:
"Bir sistemin her an cevap vermesi, bir insanın gerçekten orada olmasıyla aynı şey değil.
Yine de yapay zekayla kurulan bağa küçümseyerek bakmamak gerekir.
İnsan bazen cevaptan önce, anlatabileceği bir alan arar.
Bu alanın yapay zeka olması, o ihtiyacın gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Bize düşen, bu ihtiyacı yalnızca teknolojiye çözüme kavuşturmanın ne anlama geldiğini anlamak.
Yaşlılar için çağa uyum sağlamak ve dijitalleşmek ne kadar önemli?
Bu soru genç yaşlı fark etmeksizin insanlar üzerinde büyük bir baskı yarattığını görüyorum.
Çağa uyum sağlamak, insanın her yeni teknolojiyi kullanmak zorunda olması demek değil.
Ama değişen dünyadan bütünüyle kopmamak, yakınlarıyla iletişim kurabilmek, bilgiye ve hizmetlere erişebilmek, kendi kararlarını verirken kendini daha yeterli hissetmek açısından önemli buluyorum.
Yeni bir şey öğrenmek, belli bir yaştan sonra da merakı ve zihinsel canlılığı besleyebiliyor."
"DİJİTAL GÜVENLİK VE VERİ KORUMA EĞİTİMİ VERİLMESİ ŞART"
İnternet dünyasındaki dezenformasyon ve dolandırıcılık vakalarına karşı savunmasız kalmamak için yaşlılara yönelik özel eğitim programlarının devreye alınması gerekiyor.
Prof. Dr. Nilüfer Narlı, şu değerlendirmede bulundu:
"Yaşlı nüfusun güvenli yapay zeka kullanımı için onlara eğitim verilmesi, yanıtları kontrol etme, kişisel verileri koruma ve gerektiğinde insan uzmanına başvurma pratiklerine başvurmanın önemi anlatılmalıdır."
Bilgi kirliliğinden korunmanın yolunun uzman desteğinden kopmamak olduğunu söyleyen akademisyen, doğru adımlarla teknolojinin tehdit olmaktan çıkıp zihinsel canlılığı koruyan bir avantaja dönüşebileceğini vurguladı.
Anthropic'ten çarpıcı çağrı: Yapay zeka geliştirme hızı yavaşlatılmalı
