Emekli ne istiyor iktidar ne anlıyor?
AK Parti kurmayları, kendilerine yardımcı medyadan Türkiye gazetesine şöyle demiş: "Sosyal güvenlik sistemini belki de baştan aşaĝı gözden geçirmemiz gerek..."
En alttaki emekliye zar zor bin lira ilave artışı müjdelediklerinde de benzerini duymuştuk.
AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler, adil bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyacımız olduğunu söylemişti. Ama şimdiye neyi beklediklerini, ne güne durduklarını, iktidar değilse kimin adil olmayan sistemi değiştireceğini, ilave almayan emeklilerin hakkının ne olacağını söylememişti.
Neyi bekledikleri yavaş yavaş anlaşılıyor. Seçime ayarlı vatandaşlık maaşı projesini bekliyorlarmış.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir yapısal reform olacağını duyurmuştu. Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'ne geçilecekti. Bütün sosyal yardımları tek çatıda toplayacak, eksik gelirin üstünü bir refah eşiğine tamamlayacaklardı. Tabii buna 'yapısal reform' derseniz...
Her neyse... Türkiye gazetesinin haberinden öğreniyoruz ki, hazırlanan projeye şimdi o emekliler de dahil edilecekmiş. En düşük maaş alan emeklilere tamamlayıcı maaş bağlanacak.
Emekliye hak ettiği zam verilemeyince koca 2024 yılı verilmiş, Emekliler Yılı ilan edilmişti. Şimdi de yapısal reform veriliyor. Emekliler 2026'da bu müjdeyle idare edecek, vatandaşlık maaşının kendilerini kapsamasını bekleyecek.
Kısacası; iktidar emeklilere kulak vermiyor, onları anlamıyor değil. Bunu diyen, yalan söyler. Anlıyor ama yine yanlış anlıyor.
Emekliler, hak ettikleri maaşı istiyor. İktidarsa lütuf olarak, oy tavlamak için dağıtılacak seçim nafakası diye anlıyor.
MHP DE Mİ EMEKLİYİ TAHRİK PEŞİNDE?
Hadi, CHP'nin en düşük emekli aylığını hiç olmazsa asgari ücrete tamamlama teklifine yanaşmıyorlar. Emekliler için bir haftadır Meclis'i terk etmeme nöbeti tutuyor CHP. Onu da emeklileri tahrik, iktidarın üstüne kışkırtma olarak görüyorlar...
Peki, Bahçeli'nin çağrısını neye bağlıyorlar? İktidar ortakları da emekliyi tahrik amacı gütmüyor herhalde.
MHP lideri, en düşük maaş alan emekliler için lâfı eğip bükmeden kime dümdüz seslenmişti böyle:
"Onların sefalet ücretini en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız."
İktidarın cevabı, en düşük alan emeklilerin maaşını geçim seviyesine çıkarmak değil hâlâ. Onları yeni sosyal yardım programından yararlandırmak. O da henüz hazırlanıyor.
Yoksullara, eksik geliri belli bir eşiğe tamamlayan vatandaşlık maaşı bağlanacak ya... İşte en alttaki emekliler de bundan yararlandırılacakmış.
Fakat bu yaz pilot uygulamayla prova edilecek, 2027'de tüm Türkiye'de başlayacak. Halbuki 2023'te iktidarın Cumhurbaşkanlığı seçim vaadiydi, Türkiye Yüzyılı'yla birlikte o yıl hayata geçirilecekti.
Türkiye Yüzyılı başladı ama emekliler yine giremedi, vatandaşlık maaşıysa sonraki seçim öncesine bırakılıyor şimdi.
ÇÖZÜM VATANDAŞLIK MAAŞI MI?
O seçimden bu seçime geçim vaadi, seçim müjdesi karın doyurmuyor. En alttaki emeklinin bir seçim yılını daha beklemeye tahammülü yok, bu bir.
Emekli yoksulluk nafakası değil, hakkı olan maaşı istiyor, bu iki.
Vatandaşlık maaşı, bir seçim kazanma modeli değildi. Dünyadaki örnekleri farklı. Bazı yerlerde gaz ve petrolden gelen çok parayı dağıtarak az nüfusu tutmak, bazılarındaysa kırsalda yaşamayı teşvik için bağlanıyor. Bu da etsin üç.
Gündeme getirilen bu 'eksik maaşların üstü devletten' modeli nasıl sürdürülecek? Karadeniz gazıyla Gabar petrolü yetmez, etti mi size dört.
Yoksullukla mücadelede amaç yoksullaşmayı önlemekti. Yoksullar azaltılıp zenginleşenler çoğaltılacaktı. Yoksullara devletten maaş bağlanarak başarılamaz, alın bu da beş.
Ve altın değerindeki altıncısı: Ekonomideki asıl kara delik, demokrasi ile hukuk açığıdır, seçim nafakasıyla kapatılamaz.
