Back To Top
Anadolu’nun edebî fethi!

Anadolu’nun edebî fethi!

 - Son Güncelleme: 19.09.2019 Perşembe 12:04
- A +

İstanbul’da, Sahaflarda, muhtemelen 1980 öncesi günlerde, küçük bir kitap dikkatimi çekmişti. “Divan Edebiyatı Antolojisi 13 ve 14. Asır”. Köprülüzade Mehmed Fuad’ın hazırladığı bu güldeste 1931 yılında yayınlanmıştı. Harf inkılâbından birkaç yıl sonra, dil devriminden birkaç yıl önce…

Kütüphanem için aldığım 64 sayfalık kitapçık, 11 cüzden oluşan antolojinin ilk bölümü idi. Köprülüzade “Başlarken”de kitabın lise öğrencileri için hazırlandığını belirtiyordu. (Şimdi üniversite öğrencilerine bile ağır gelebilir!)

Sunuş’taki ifade ile “13 ve 14. asırlarda Anadolu’da Türk şairleri” kimlerdi? Tahminlerimi alt üst eden bir başlangıçla karşılaşmıştım. Kitapta şiirlerine yer verilen ilk şair Mevlâna idi!

Farsçanın dört büyük şairinden biri sayılan Mevlâna Celâleddin Anadolu’da Türkçe şiirin de başlangıcında yer alıyordu. 24 mısra, bir kısmı mülemma denilen karışık dilli, bir kısmı tamamen türkçe, “Bu ayrılık oduna nice ciğerim yâne” gibi…

Kitabın tek şaşırtıcı yönü bu değildi, “divan şiiri antolojisi”nde Yunus Emre’ye de yer verilmişti. Halbuki Yunus Emre sonraki yıllarda ısrarla divan şiirinden ayrılmış ve “halk şairi”, hatta “ozan” sayılmıştı. Divan şairleri türkçeye ihanet ederken, halk şairleri Osmanlı asırlarında türkçeyi yüceltmişti!

Neden böyle olmuştu? Medrese, saray bir tarafta, halk bir tarafta idi. Divan şairleri medreseli idi, halktan kopuktu, saray bunları besliyordu. Türkçeye ihanet edenler cephesinde Bâkî, Fuzulî, Nabî, Nef’i, Neşatî, Nedim, Galib… gibi Türkçenin en büyük şairlerinin bulunması bir türlü izah edilemiyordu.

İdeolojik körlük uzun süre devam etti. Bu arada Cemal Kurnaz ve Mustafa Tatçı “Ümmi Divan Şairleri” adlı bir kitap yayınladı (2001). Yani, okur yazarlığı olmayanlar dahi klasik tarzda şiirler yazmışlar, divanlar tertiplemişlerdi. Köprülü’nün bu antolojisi ancak 75 yıl sonra yeniden yayınlanabildi…

Zihinlerimiz 1920’lerin, 1930’ların ayarlarını hâlâ yakalamış değil. Çünkü resmî tedrisatta divan şiiri ile ilgili karalamalar günümüze kadar sürdü. Bu karalama kampanyasına daha sonra Köprülü’nün de katıldığına belirtelim.

Anadolu’daki varlığımız, eğer Malazgirt zaferini esas alırsak, dokuz buçuk asırlık. Mevlâna’yı başlangıç tutarsak, bu topraklarda sekiz asırlık yazılı bir edebiyatımız var. Aradaki 150 yılı nasıl izah edeceğiz?

Türkistan’dan, Horasan’dan on yıllardır gelen göç dalgaları Malazgirt zaferinden sonra yatağını bulmuştur. Kısa sürede Diyar-ı Rum’un batı ucunda görünen Selçuklular İstanbul’un burnunun dibindeki İznik’i başkent yapmıştır.

Akabinde haçlı seferleri başlamış Kudüs Anadolu’dan savunulmuş, cedlerimiz bu toprakları şehid kanı dökerek sahiplenmiştir. Bizans’ın Anadolu’ya son hamlesi Miryokefelon’da 1176’da söndürüldükten sonra Anadolu Selçuklu Devleti Alaeddin Keykubad’a kadar büyük bir gelişme göstermiştir. İşte bu dönem büyük umran eserlerinin yükseldiği dönemdir. İktisadî gelişme, şehir hayatının canlanması, ilim ve kültür merkezlerinin teşekkülü bu topraklar üzerinde güçlü bir edebî hayatın da zemini olmuştur. Hiç şüphe yok ki Anadolu’daki edebiyatımızın kaynak metni Mesnevî’dir, bu anlamda kurucu şahsiyeti Mevlâna Celaleddin’dir.

Mevlâna farsça yazmıştır ama, oğlu Bahaeddin Veled ise, eserlerini esas olarak türkçe yazmıştır. Bir nesilde ortaya çıkan bu gelişmeyi nasıl anlamalıyız? Moğol istilası Anadolu Selçuklu merkezini zayıflattı, bu yıkılışa kadar gitti. Bu yıkılış döneminde bir taraftan beylikler ortaya çıktı, diğer taraftan türkçe edebiyat gelişti. 

Konya merkezinde farsçanın saltanatı sönerken çevrede türkçenin yükselişini nasıl izah etmeliyiz. Eğer tasavvuf ve onun muhtevasında gelişen şiirimiz, edebiyatımız olmasa idi, 13. Yüzyıldaki Mogol istilası sonrası belimizi doğrultamazdık.

Oğuz türkçesi veya batı türkçesi yazılı edebiyatının başlangıcı Anadolu’dadır, hem de Anadolu’nun merkezinde, Sakarya-Kızılırmak arasındadır! Ve bu büyük başlangıçta Yunus Emre müstesna bir yere sahiptir.

Bazılarına rahatsız etse de şunu söylemeliyiz: Yazılı edebiyatımızın başlangıcında tasavvuf etkilidir, şiirimiz tekke-dergâh kaynaklıdır. Kitlelere türkçe şiirle ulaşılmak istenmiştir, bu yüzden batı türkçesi başlangıçta güçlü bir dinî muhtevaya sahiptir. Daha sonra dinî şiirler yazmayan divan şairleri dahi tasavvufî muhtevayı, mazmunları, remizleri kullanmışlardır.

Anadolu’nun edebî fethinde bir yüzyıl içinde Yunus Emre ile birlikte Sultan Veled, Ahmet Fakih ve Gülşehri’nin isimlerini zikredebiliriz. Bu isimlere ilave edilmesi gereken bir şahsiyet de Âşık Paşa’dır. Onun Garipname’si Anadolu’da ilk hacımlı metindir. Bu isimler içinde yüksek şiir kudretiyle öne çıkan Yunus Emre’yi tanımak, 7 buçuk asırlık edebiyatımızı öğrenmenin başlangıç noktasıdır.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 20 Eylül 2019 10:34
Bu ideolojik saplantılar bize 1000 yıl öncesini bile Cumhuriyet sonrasının aynı tarafgir kindar gözleri ile görmemize neden oluyor. Halbuki bizi kör eden bu kini kenara bırakarak bir iki adım geri çekilip bakabilsek, Farsça, Arapça, Türkçe ve Balkanlar’dan, Kafkasya’dan Anadolu’ya akan daha bir dizi dil ve kültürlerin tabii bir proses ile harmanlandığını görürüz. Fırat’ı Fırat yapan, Karasu, Murat, Munzur ve Perisuyu ırmak ve çaylarıdır.
Hz Mevlanalari,Haci Bektaslari, Yunus Emreler, Hacı Bayram ı veliler ve Butün Hak Erenleri Bir Mezhep,Meşreplere Sigmazlar. :))..Asik Veysel'i Nasil tarif edeceğiz. :))..Sarhoşta dinliyor, Softada ,Beşeri Ideolojide olanda.hatta Ateist bile dinler.. :))..Aşık Veyselimizi. ..Gönül Ferman Dinlemez derler. :)))..Fakir öyledir. :)).Banane Yobazın,Yobazlarin (herturlusu) Dogmalarindan. Gönle hitap edmiyorsa , Huzur, Neşe vb vermiyorsa yokum o lakirdilirda .!..Bize göre hayat Ahlak,Edeb,Sevgi ve Saygıdır. Dünyada Cennette olmak hüner. Acizane.
MUHAMMET APAYDIN 19 Eylül 2019 17:15
Bir değil birkaç Yunus'tan söz etmek mümkün; belki farklılıklar bundan kaynaklı. Beylikler Türkçeyi ve Türkçe edebiyatı desteklemişlerdir; Karamanoğulları, Germiyanoğulları ... gibi. Anadolu'da ilk Türkçe Kur'an tercümesi Karamanoğulları zamanındadır.
MUSAHHİH 19 Eylül 2019 16:32
"Türkçe" özel isim değil midir, Sayın Yazar? Çoğunlukla küçük harfle yazmışsınız da merakımı çekti?..
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 21:16
0
Önce 'Türkçe'mizi büyük yaz da gerisine bakarız.
KARAR OKURUMürsel 19 Eylül 2019 14:11
Herodot celladına aşık gibi konuşma.Kaba bir çıkarımda bulunup hüküm vermişsin.Oysa moğol istilasına karşı iki silah vardı.Din ve dil.İkisi de tarihi fonksiyonunu yerine getirdi.İran'dan getirdiğimiz Farsça aşırılık bağımsızlık aşkına giderildi.
Herodot 19 Eylül 2019 17:08
0
Hocam zihin konforunuzu bozan her fikirde, aşağılayıcı tepkilerde bulunmayın. Farklı fikri aşağıladığında o fikri çürütmüş olmuyorsun. Argüman geliştirmen, destekleyici bilgi vermen ve sakin dille sunman lazım. Yargı cümleleri argüman değildir. Ziya Selçuk'a: eğitimin en büyük eksikliği bu. Tartışma kültürünü öğretmek yerine endoktrinasyon yapılıyor. Bundan kurtulmadıkça Türkiye sınıf atlayamaz. Medenileşemez.
Pir Sultan Abdal 19 Eylül 2019 12:51
Yürü bre Hızır Paşa Senin de çarkın kırılır Güvendiğin padişahın O da bir gün devrilirNemrut gibi Anka n'oldu Bir sinek havale oldu Davamız mahşere kaldı Yarın bu senden sorulur
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 11:33
Bizim yedi buçuk asırlık edebiyatımız yok. On üç asırlık edebiyatımız var ve bunun yazılı başlangıcı Orhun yazıtlarıdır. Divan edebiyatını karalayan resmi görüş nereden çıktı? Divan edebiyatı da Yunus Emre gibi cumhuriyetin alfabe ve okuma seferberliği sayesinde geniş kitlelerce tanındı. Osmanlı ve İslâm tarihinin geniş kitlelerce tanınması ve yazar gibiler tarafından istismara uğraması da aynı dönemde.
Herodot 19 Eylül 2019 10:14
Türkçe'nin Anadolu'da hakim dil olması Moğol İstilası'na rağmen değil, Moğol İstilası sayesinde oldu. Moğollar Bağdat'ı ele geçirdikten sonra Ortadoğu şehir kültürü out, Orta Asya göçebe kültürü in oldu. Göçebe kültürün iki önemli dilinden biri olan Türkçe de bir meşruiyet göstergesine dönüştü. Sadece Anadolu'da değil, Kahire'de, İsfahan'da, Semerkant'ta, vb kölemenlerin var olduğu her yerde Türkçe metinler patladı. Anadolu Moğollar sayesinde Türkçe'ye geçti.
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 09:53
Türkçe,ibadet dilinin Türkçe olduğu tasavvuf merkezlerinin direnci,saraylara,şeyhlere biat etmeyen obaların ocağında ozanların gayreti ile yaşamıştır.Garipname ve Yunusun şiirleri öncesi saray tarikatlerinde Türkçe eser bulamazsın,Yunusu çalmak osmanlıcayı kurtarmaz
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 09:23
Sayın Doğan, DİL VE LEHÇE İSİMLERİ BÜYÜK HARFLE BAŞLAR. Türk Dil Kurumunun belirlediği bu imla kuralına, o, Atatürk’ün kurumu, ben onu tanımam, o ne derse tersini yaparım, diyerek tepki gösterebilirsin. Bir tavırdır, anlarım. Ama yazıda yalın ve ekli halde 13 defa kullanılmış Türkçe kelimesinin, ikisini (Üç defa ancak biri cümle başında.) büyük, onunu küçük harfle başlatmak bir ilkesizlik olsa gerek.
musto 19 Eylül 2019 17:36
1
Arada bir olsa da Atatürk adının geçmediği bir yazı yazabiliyor stresten olsa gerek benim gibi bolca imla hataları yapıyor.
KARAR OKURU 20 Eylül 2019 14:30
0
musto, hala Atatürk’ün bıraktığı çayırda oynayanlar (!), Atatürk’ün “ Muasır medeniyet seviyesi “ dediği şeyi yani “ Çağdaş uygarlık düzeyini” ıskalamaya mahkumlar. Çünkü o düzeye her kasaba meydanına sanatsal hiçbir değeri olmayan bir Atatürk heykeli dikerek, ve her okula alçıdan bir Atatürk büstü koyarak gelinmiyor. Gelinmedi nitekim, ama bu kendisine “Atatürkçü “ diyen zevat hala onun bıraktığı çayırda oynamaya devam ediyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN