Back To Top
Bir temcid pilavı olarak tarihsellik/tarihselcilik tartışması

Bir temcid pilavı olarak tarihsellik/tarihselcilik tartışması

- A +

Sayın Faruk Beşer’in 27 Ocak-05 Şubat 2017 tarihleri arasında Yeni Şafak’ta yazdığı dört yazı bir kez daha gösterdi ki Kur’an ve tarihsellik “temcid pilavı” misali tekrar tekrar ısıtılıp önümüze konan bir mevzu… Keşke Sayın Beşer vaktiyle “müctehid” olarak ilan ettiği FETÖ elebaşının fıkhını anlama çabasının binde biri kadar da bizi anlamaya çalışsaydı ve bu arada Gülen’in, “Kur’an, Allah’ı bırakıp da bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin diyor. Dikkat edin, bu mesajda Muhammedün rasûlullah yok...” ifadesiyle fıkhî ahkâm şöyle dursun, itikadı bile yeniden formatlamasını da tartışmış olsaydı. Ama gelin görün ki olan, sadece “Hangimiz Aldanmadık”tan ibaret oldu… Beşer’in bahis konusu yazılarını okudum; fakat bugünlerde tarihsellik/tarihselcilik hakkında bir yazı dizisi kaleme almanın sosyolojik bağlamını pek kavrayamadım. Zira bugünkü dinî sosyolojide tarihsellik fikrinin şeytanlaştırıldığı malum. Yine günümüz sosyolojisinde eski İslamcılığın son model muhafazakârlığa evrildiği ve buna bağlı olarak dinî düşüncede sıkı gelenekçilik ve tarih-üstücülükten çok büyük prestij devşirildiği de malum… Sözün özü, tarihsellik fikrini savunanların cüzamlı muamelesi gördükleri bir vasatta hiç üşenmeden bir dizi yazı yazmanın esbâb-ı mucibesini -vallahi- bilemedim.

***

Her neyse, Sayın Beşer’in “Tarihselcilik ve Panteizm” başlıklı yazısındaki son paragrafın bizim bir makalemizden alıntılanıp ismimize atıf yapılması nedeniyle tarihsellik/tarihselcilik konusunda birkaç satır yazmak durumundayım. Öncelikle bu yazının tarihsellik hakkında ilk ve son yazım olduğunu, yani bu köşede konuyla ilgili başka bir yazı yazmayacağımı belirtmek isterim. Çünkü kamuoyu algısı itibariyle muhataralı ve istismara açık bir meselenin gazete köşesinde tartışılmasına taraftar değilim. Dolayısıyla burada meselenin mahiyeti hakkında izahatta bulunmayı fuzuli görmekteyim. Bu yazıdaki meramım ve maksadım, tarihselliğe karşı çıkanların bize ta’n etmeden önce, İslam fıkıh ve tefsir geleneğiyle hesaplaşmaları gerektiğine dikkat çekmekten ibarettir. Benim nazarımda tarihsellik tartışma götürmez düzeyde olgusal bir hakikattir. Üstelik felsefî filan da değildir. Tarihsellik fikrine karşı çıkanlar, “Kur’an’daki tüm ahkâm her zaman ve zeminde lafzî mucepleriyle tatbik edilsin diye vaz edilmiştir” düşüncesine sarahaten veya zımnen sahip çıktıklarından, hiç değilse kıtâl, ganimet, zimmîlik, kölelik gibi konularla ilgili ayetlerin günümüz sosyolojisinde nasıl uygulanacağı ya da uygulamaya yönelik ne tür adımlar atılacağı meselesini izah etmek zorundadır. Ne var ki sayın tarih-üstücülerimiz izahat hususunda isteksiz davranmaktadır.

İlginçtir, kimi tarih-üstücü zevat bir taraftan bizi düpedüz ilhadla suçlamakta, bir taraftan da Cihatçı Selefî örgütlerin kıtâl ayetlerine doğrudan referansla ürettikleri şiddeti gayet haklı olarak “terör” diye tanımlamaktadır. Başka bir ifadeyle, bizim kıtâl, ganimet, kölelik gibi konularla ilgili ayetlerdeki hükümlerin öncelikle kendi nüzul bağlamları içinde anlaşılması ve açıklanması gerektiğini söylememiz tarih-üstücülerce “Kur’an’ı tarihe gömme” ya da -Hâşâ- “Tanrı’ya psikanaliz uygulama” çabası olarak yargılanmakta, Cihatçı Selefîlerin bilindik uygulamaları da “şiddet ve terör” olarak kodlanmaktadır. Hâliyle, tarih-üstücülerin nerede durdukları, ne söylemeye ve ne yapmaya çalıştıkları pek anlaşılamamaktadır. Gözlemlerimize göre bunların içinde bulundukları fiilî durum şudur: “Biz hem modernistler gibi yaşarız hem de çok sıkı bir gelenekçi retorikle kıtâl, ganimet, zimmîlik, kölelik, cariyelik gibi konularla ilgili ayetlerdeki ahkâmın tarih-üstü olduğunu savunmaktan geri durmayız. Ancak Cihatçı Selefîler savundukları görüşün gereğini yapar, biz yapmayız…”

***

Bu mesele bir kenara, tarihsellik/tarihselcilik fikrine şiddetle karşı çıkanlar bize günah keçisi muamelesi yapma ve “Vur abalıya” diye tempo tutma ucuzluğuna ram olmaktan vazgeçip ilmî ciddiyetle geleneksel fıkıh-tefsir birikimiyle yüzleşmek durumundadır. Daha açıkçası, tarih-üstücüler daha ilk dönemlerden itibaren neredeyse tüm İslam ulemasınca benimsenen nesh (şer’î bir hükmün daha sonra gelen başka bir şer’î delille kaldırılması) nazariyesinin tarihsellik fikrinden farklı bir şey olup olmadığını masaya yatırmak durumundadır. Yine tarih-üstücüler Vico, Hegel gibi isimlere atıfla tarihselci yaklaşıma fikrî nesep tayin etmeye çalışmak yerine sahabe ve tâbiîn de dâhil birçok müfessirin Kur’an’daki bazı hükümlerin mensuh/metruk olduğuna ilişkin sarih beyanlarıyla hesaplaşmak, dolayısıyla tarihsellik meselesinde fikrî irsiyeti de dikkate almak zorundadır. Aşağıdaki ifadelerin tarihsellik konusundaki fikrî irsiyetimiz hakkında yeterli bir kanaat oluşturacağı inancındayız:

***

Hz. Ali: Allah’ın kitabında bir ayet var ki benden önce bu ayetle amel eden biri olmadığı gibi benden sonra da amel eden birisi olmayacaktır. Bu ayet necvâ ayetidir (Mücâdile 58/12)... İbn Abbas: “Bu ayetin (Nûr 24/58) hükmü bitmiş gitmiştir (kad zehebe hükmühâ). Bugün bu ayetteki hükmü uygulayan birine rastlamış değilim… İmam el-Mâtüridî: Bu ayette (Müntehine 60/10) Kur’an’daki bir hükmün insanlar/Müslümanlar o hükmü uygulamayı terk edince mensuh hâle gelmesinin caiz/mümkün olduğuna delil vardır. Kur’an’da ve Sünnet’te hükmün terkedilmesine dair hiçbir beyan bulunmamasına rağmen insanlar bu ayetteki hükmün terki hususunda icma etmiştir… Mahmud Esad Efendi: Mansûs olan nice ahkâm ve hudûd-ı şer’iyyede bile işbu nusûsun âdete müstenit olması ve örf ve âdetin tebeddül etmesi hasebiyle yerlerine ahkâm-ı cedîde ikâme edilmiştir… Daha bundan birkaç sene evvel bir terekede zuhur eden bir köleyi bi’l-müzâyede sattığı anlaşılan bir kaza hâkimini Bâb-ı Meşîhât derhal azl ve emr-i kazadan teb’îd ederek vazife-i şer’iyyesini ifa etmiştir. Çünkü bugün Şeriat-ı İslâmiyyenin tarif ettiği yolda rıkkiyet (kölelik) mevcut olmadığını takdir edemeyecek derecede irfandan mahrum bir zata taklid-i kaza etmek şeriata ihanettir…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 17 Şubat 2017 12:28
Tamam da yazıya niye Fetö ile başlamış onu anlamadım. 'Ama sen de geçen gün bakkaldan sakız yürütmüştün' gibi olmuş
Fatih 15 Şubat 2017 13:05
İmam-ı Azam tarihselcimiydi? Ben onun mezhebindenimde yani yanlış yola grip bir ilahiyatçı(iyi niyetli ve iyi biri olsa da) öyle dedi diye dinimi ufak ufak değiştirmiyeyim diyorum. Yoksa değiştirsem mı? Belki bu tarihselciler en doğrusudur, belki 1400 yıldır gelen müslümanlar hep yanlış yollardaydı. Bilimsel şüphecilik ile iman bir arada bulunur mu acaba. Kafamda deli sorular şimdi ben hepinizden şüphe duymaya başladım. Şüpheli işlerden uzak durun derim. Velhasılı bu tartışmalardan en sonunda benim anladığım şu ; Ölünce başınızda Yasin okunsun mu? Okunmasın mı? Siz tercih edin artık...
Demirkan Kıran 12 Şubat 2017 12:52
Ötekileştirmeyelim derken ötekileştirmemeli, delil isterken delil sunmalı, aşırı genellemeleri delil sanmamalı, kardeşine kılıç çekmek istemeyenlere kılıç çektirilmemeli... Batılı değerlere göre yaşayıp vahye göre konuştuklarını zannedenlerin bu çelişkisi, kadim ictihad mantığını yaşatmaktan değil, öldürmekten kaynaklanmaktadır. Tezattan kurtulmanın yolu ise metodolojide de batılı değerleri esas almak değildir.
KARAR OKURU 12 Şubat 2017 11:44
Beşer hocanın da yazılarını okudum. Mustafa hocanın da. .Hocalarimiz bağışlasınlar bizi..neden birbirlerine laf atma geregi duyarlar..Oysa bunu hikmet ve latife yoluyla ama akli gerceklige yakisir tarzda yapsalar..! Sadece bilgi degil, usul erkanda gibi birşeyler versinler ler bize, Ancak keşke meselelere önce ad koyup( selefilik, tarihselcilik) sonra tartışmasak.Mesala önümüzde duran siyasi,sosyal, ekonomik, ticaret,sağlık,bilimsel teknolojik vak'a ve gelişmeler özelin de ,ancak İslamin gaye hedefini gözeten, meseleyi islamin ilke ve esaslarına göre " nasıl ve hangi biçimde " çözümler ve çözeriz sorusunun cevabını bulmak için çaba gösterilse! . Sonra bunu neden yaptığımızı.. .bundan sonra değişen gelişen yaşam İçind e yeni bir konu, mesele ile karşılaşırsak bunu çözme yol,yöntem ve üslup öğretseydiniz.. buna muhtacız önümüzde tartışır iken lütfen sizi izlediğimizi ve sizlerden etkilendigimizi unutmayın. Saygılar
Selahattin 11 Şubat 2017 21:21
hayatlarının hemen her alanına batılı değerlerin, isteseler de istemeseler de dışlanamaz bir şekilde yerleştiği zevat, bunu görmezden gelerek tarihsellik düşüncesini "nesebi gayrı sahih"likle itham etmektedir ki bu iddia sahipleri için ciddi bir çelişkidir. öncelikle kendilerini bu bakımdan siygaya çekmelidirler. zira hiç bir bilgi ve değer üretemedikleri, batılı değerleri tadını çıkara çıkara yaşayıp gerektiğinde bu değerleri çıkarları için sağdıkları inceleme ve araştırmayı gerektirmeyecek kadar aşikardır. ayrıca ifade edilen delillere karşı söyledikleri/söyleyebilecekleri sözcükler delilden yoksun ithamlardan gayrısı değildir. Faruk Beşer'in yazdıkları da bu minvaldedir. üstüne üstlük yazdıklarıyla meselenin künhüne vakıf olamadığını da aşikar etmiştir. ilave olarak şu da ifade edilmelidir: farklı düşünceler rahatlıkla; itham etmeden ve ötekileştirmeden ifade edilebilmelidir ki fikir ve düşünce dünyamız gelişebilsin. herkesin tek düşünceyi ifadelendirdiği ortamlar ilkel kalmaya mahkumdur.
Abdulkadir Ademoğlu 11 Şubat 2017 20:43
/yazarlar/farukbeser/kuran-bugun-inseydi-
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 16:55
iyi ki karar gazetesi var da bir fikir nefesi alabiliyoruz
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 23:35
0
Bence Mustafa hoca gibi bir iki kişi olmasa pek okunacak yeri kalmadı.
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 16:44
Bugüne kadar hiçbir tarühselcinin dini meseleleri eyyamclık olarak değerlendirdiğine şahit olmadım.
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 16:30
Tarihselcilerin haklılık payı var ancak meselâ herkes içki içmeye başlarsa içki haram olmaktan çıkacak mıdır? Yoksa neyin tarihsel neyin evrensel olduğuna şiilerin ayetullahları benzeri alimler mi karar verecek?
KARAR OKURU 12 Şubat 2017 12:07
0
Durum/Değer ayetlerine, vicdana ve geleneğe bakan tarihselci yorumlardan farklı okulların oluşacak olması bu günkü değiştirilemez hale gelmiş mezhepçilikten daha evladır. Kişi bazında ise son kertede vicdan ameller konusunda belirleyici olacağını sanıyorum. Bu arada, sadece not olarak Hanefi alimlerinin bir kısmına göre belirli tür şaraplar haricinde alkol haram değildi. Bu hükmü tarishelci düşünüş nedeniyle vermemişlerdi.
Ayşegül 11 Şubat 2017 14:23
Herkes kendi köşesinden yazmaya devam ettiği sürece, hocalar birbirlerine çeşitli ithamlarda bulunup meseleleri kişiselleştirerek hiç bir mesele çözülmez. Önce her bir hoca birbirinini ilmine saygı duyarak bir masa etrafında toplanıp meselelere birbirlerinin ilminden yararlanarak çözüm üretebilir. Ilim sahibi hocaların bu şekilde yapması çok üzücü cidden Saygılar...
soru 11 Şubat 2017 13:52
Hocam çok fazla dini bilgisi olmayan biri olarak benim bu tarihselcilik hakkında kafama takılan bir husus var. Deniliyor ki "Kur'an'da ya da sünnette hukuka ilişkin bazı hükümler o dönemin tarihi,kültürel şartları gereği konulmuştur. Bu hukuki hükümler din değildir. Tarihi şartlar değiştiğinde kaçınılmaz olarak o hükümler geçerliliğini kaybeder." Benim sorum ise şu: Tarihselci perspektifi hukuk alanıyla sınırlayan ne? Yani namaz, oruç, hac gibi ibadetleri de o dönemin gayrimüslim Arap toplumu yerine getirmekteydi. Bunlar hakkında da aynı tarihselci mantığı yürütmemizi engelleyen nedir?
Demirkan Kıran 11 Şubat 2017 13:51
Mustafa Hoca çalışkan ve üretken bir beyin, samimi bir kalp ve güçlü bir kalem. Bu özelliklerinin onu ilerde daha doğru bir çizgiye taşıyacağını umabiliriz. Sosyololojik bağlam tüm yazılar için girildiğinde çıkılmayacak çıkmaz bir sokaktır, tartışmaya değmez. Problemlerinizi çözmek için nassları buzdolabına kaldıran 'ictihad kapısı kapanmıştır' donukluğuyla Kuran ve sünneti buharlaştıran tarihsellik cıvıklığı arasında sıkışıp kalmaya mecbur değiliz. Klâsik ictihad mekanizmasının usulünce işletilmesi kafidir. Bu ümmet bunu daha önce başarmışsa yine başarabilir. Klasik nesih teorisi başlıbaşına bir problem olmakla birlikte ithal ve nesebi gayri sahih olduğu besbelli tarihselcilik anlayışının kendini ona nisbet etmesi,bir veledi zinanın sırf bir şekil benzerliği sebebiyle birine baba demesine benzer. Çünkü müdafilerine göre nasihe karar veren de Allah'tır
Bülent 11 Şubat 2017 16:53
1
Hay Allah razı olsun. İki tarafta da ciddi çelişkiler var. Bir taraf suistimali önlemek adına ictihad kapısı ebediyen kapalı demesine rağmen kelime oyunu yaparak SSK, kasko, hayvanların suni tohumlanması vs konularda ictihad kavramı yerine başka kelimeler altında bal gibi ictihad ediyor. Diğer taraf modernizm sarmalındaki insana bunu nasıl anlatırım derdiyle ithal, nesebi gayrı sahih teorilerle taşımakta zorlandığı "yük" ü hafifletme çabasında boğulup kalıyor. Tüm mesele denge...
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 12:43
Mahmud Esad Efendi, Tarih-i İlm-i Hukuk, Seçkin yayıncılık.
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 12:19
Mahmud Esad Efendiye ait ifadelerin kaynağı: mahmud esad efendi, tarih-i ilmi hukuk
Remzi Akyel 11 Şubat 2017 11:42
Keşke Mahmud Esad Efendi'nin sözlerinin kaynağı da gösterilseydi. Nasıl hora geçerdi
Bülent 11 Şubat 2017 11:42
Sosyolojik bağlamı: Yeni Türkiye'de sadece cemaatler/tarikatlar arası çekişme yok, aynı zamanda klik'ler arası çekişme/alan açma ameliyesi var. Bazı eserlerinizi basan ve malum tv kanalı olan kardeşlerin günlerce sizin görüşlerinizi konu edinmeleri bir örnek. "Sen'misin bizim hocamızı tenkit eden" tavrı nasıl da sırıtıyor... Şahsen son zamanlarda koca koca titr sahibi kimselerin hallerini görünce avam'ın hallerine hiç şaşırmıyorum...
Ayşe Nur 11 Şubat 2017 11:39
Hocam Kuran'ın tarihiliğiyle alakalı  'sizin'söyledikleriniz bana anlaşılır geliyor.Fakat bu nesh meselesi olsun tarihi ayetler olsun bunların tespitine kim karar verecek.Biliyorsunuz seyf ayetiyle gelenekçiler bir sürü ayeti nesh ederek ışid zihniyeti ürettiler. geçenlerde Ebubekir Sifil'e birileri soruyor,bize hadislerin neshettiği ayetler hangileri... listeleyin de ayetler hem bizi şaşırtmasın hem de hadis düşmanlarına rahat cevap verelim....bu konuda tarihselcilerde de birlik yok.haccı,namazın kılınmasını,orucu yoksayan tarihselciler de var. Hatta bazıları sanki Allahı devreden çıkararak özellikle hukuki ayetlei Hz.Peygamberin tercihi gibi sunmakta... Bana en makul tarihselci siz geliyorsunuz ama benim bu tercihimi diğer tarihselciler hesaba alacak mı...Sorunlar çok...
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 23:03
0
konu benim alanım değil, burada bahsedilen kavramlar da bana yabancı. Bu anlamda "tarihsellik doğrudur" ya da "tarihsellik kuranı boşa çıkarmaktır" gibi iddialar ileri süremem. Ancak, herhangi birşeyde, doğruyu bulmanın yolu herşeyden önce doğru bir mantık, doğru akıl yürütme, analiz yeteneği vb. ile doğrudan bağlantılı. Eğer bunlar yoksa, istediğiniz kadar konuyu bilin doğruya ulaşmanız mümkün değildir ya da öyle söylemeyim, doğruya ulaşmanız tesadüfen olabilir. Konu hakkındaki teorik tartışmaları bilmesem de, şunu rahatlıkla söyleyebilirim, islam dini, özel seçilmiş insanlara gönderilmiş bir din değildir. islam dininde ruhban sınıfının olmadığı söylenir. Bunun anlamı bana göre şudur. Allahın sözlerini herhangi bir kişi kolaylıkla anlayabilir. yani Kuranı herhangi bir kişi kolaylıkla anlayabilir. (burda dil olayını ayırıyorum). Allah, profesörlerin, din adamlarının, ya da islamcıların anlayabileceği şekilde söylememiş. en azından teorik olarak böyle. Durum böyle iken, neyin doğru, neyin yanlış olduğunun kararını bu konuları bildiği düşünülen birisinin vermesini istemek, kendi aklını dolaba koymak, ve aslında Kuranda, insanlardan en fazla istenilen "aklınızı kullanın" emrine itaatsizliktir. İslamı anlamak istiyorsanız, kendi aklınızı kullanın ve mustafa hocadan ya da mahmut esaddan ya da x kişisinden önce kurana bakın. Kurana bakmakla ilgili de birkaç öneri sunabilirim. Herşeyden önce, herşeyin bir temeli, özü vardır bir de ayrıntıları, görünüşü vb. vardır. Temelini, özünü kavrayamaz sadece kelimelere vb. takılırsanız o zaman kuranı yanlış anlamanız daha muhtemeldir diye düşünüyorum. Ben dindar bir insan değilim. Ancak bütün dinler, toplum yaşamını düzenlemek için vardır. Dünya geneline şöyle bir göz gezdirdiğimizde, budizm de dahil, bütün dinlerin özünde barış, insanların mutluluğu, toplum düzeni, adalet, iyilik gibi kavramlar ve bu doğrultuda yapılması istenilenler ve yapılmaması istenilenler vardır. Benim bildiğim, "insanları öldürün, heryeri yakın. haksızlık yapın!" diyen herhangi bir din yoktur.
orhan 11 Şubat 2017 10:53
keşke türkçe karşılığı olan farsça ve arapça sözcükler kullanmasaydınız yalın anlatım dilini kullansanız olmaz mı en azından genele ulaşan basın yayın organlarında hocam.sizi gerçekten anlamaya çalışıyorum saygılar.
Bülent 11 Şubat 2017 11:05
1
Teknik bir konu ancak teknik bir dille anlatılır. Sizin aksinize Mustafa hocayı diğer İlahiyatçılardan farklı görmemin sebebi kullandığı dil ve üsluptur.
O k u r 11 Şubat 2017 10:52
Kölelik misalinden yola çıkarak, Kur'an hükümlerinin zaman içinde oluşacak şartlara göre değişeceğini mi söylemek istiyorsunuz? Eğer böyle bir şey meşru kabul edilirse, Allah'ın kelamı olan Kur'an, beşerin iradesi altına girmiş olmaz mı?
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 10:35
MÂİDE-43: İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl oluyor da onlar senin hükmüne başvurup sonra da yüz çeviriyorlar? Onlar iman sahibi değildirler.)
Seval Yıldırım 11 Şubat 2017 09:47
Sizi kıskanıyorlar hocam. Hem çok zekisiniz hem çok donanımlı hem de düşüncelerinizi çok güzel izah ediyorsunuz. Kurancısından gelenekçisine hemen hemen bütün hocaların videolarını izledim. Yazılarını okudum. Sizin kadar düşüncelerini başarılı ifade eden birine rastlamadım. Edebiyat öğretmeniyim. Sizin yarınızın yarısı kadar yazamam. ahhhhhh. Çok imreniyorum size. Allah size sağlık,huzur versin. Sağolun varolun .Dua ile.
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 08:33
Hocam Allah razı olsun zemini olmasada gazete köşesinde bu konuya temas etmeniz..Ama bu konu acizane kanâatim bilgi meselesi degil kavrama ve anlama meselesi.Bu konu özelinde degil bir çok konuda olan durum.Kavgalarimizin nedenide bilgisizlik degil..Hırs..yani duygusal..akli değil ..Nesh aslında Allah'ın biz kullara verdiği ikram degilmidir..Daha hayırlı,yararlı ve güzel olanın daha az yararli,güzel ve hayırlı olanı silmesi devre dışı kılması.. Bunu Allah durduk yere hiç bir neden ve şartı gözetmeden mi yapıyor.. Oysa bize ilke olarak öğretilen "Bir hükme esas olan neden ve şartlar değişirse hükmün kendisi de değişir.. " Ne demek.. bu konudan daha önemli meselemiz neden asgari de olsa birleşebileceğimiz konuları dahi ihtilafın kavganın nedeni haline getirmeyi becerebilmemiz..Bunu neden olur..bu konuya egilsek bunu çözmez isek her konu elimiz ve dilimizde kavga nedenimiz olmaya devam edecek..Sanki bu birazda psikolojik vak'a!!!!
güneş 11 Şubat 2017 03:55
Saygılar hocam.. Allah sağlık sıhhat versin..
KARAR OKURU 11 Şubat 2017 03:38
Teşekkürler hocam Saygılar selamlar...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN