Back To Top
Cumhurbaşkanlığı Sistemi: Neye niyet, neye kısmet!

Cumhurbaşkanlığı Sistemi: Neye niyet, neye kısmet!

 - Son Güncelleme: 29.07.2019 Pazartesi 09:26
- A +

Geçen hafta yapılan AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının basına kapalı bölümünde konuşulanlarla ilgili Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya dikkat çekici bir kulis yazısı yazdı. 

Yazıya göre kapalı toplantıda söz alan AK Partili il başkanları yana yakıla illerindeki valiler, kaymakamlar ve bürokratlardan dert yanmışlar:

“Hükümetimizi kurduktan sonra, Genel Müdür, Daire Başkanı olabilmek için onlarca kez kapımıza gelen, bizi ataması için her gün defalarca arayan kişiler, şimdi bayramda, resmi, törenlerde benim 10 adam önümde duruyor. İşe girmesin, atamasını sağladığım kişi en önde, ben en arkada yürüyorum; dönüp bir de küçümseyerek bakıyor. Telefonumuza çıkmıyor, randevu vermiyor…” 

Toplantıda söz alanlardan biri de AK Parti Yozgat İl Başkanı Çelebi Dursun’muş. İl Başkanı da Yozgat Valisi’nden şikayetçiymiş: 

“Vali, iki kaymakamı yanına çağırıp ‘Bundan böyle siz siyasi hiçbir kişi ile görmeyeceğim’ talimatını veriyor. Kaymakamlar yüzümüze bakmıyor.”

İlk bakışta bu şikayet Vali’nin kaymakamları siyasi baskılardan uzak tutma çabası olarak takdir edilebilirdi.

Tabii aynı Yozgat Valisi’nin bundan 15 gün önce, 15 Temmuz anma toplantısında yaptığı şu konuşmayı bilmiyor olsaydık: 

“Tayyip Erdoğan parti kurdu. O zaman dediler sen genel başkan olamazsın. Muhtar bile olamazsın. Ama mübarek 2002’de 2 Kasım’da iktidara geldi. Biliyorsunuz milletvekili olmadığı için Başbakan değildi. Başbakan yapmadılar. Ondan sonra baktılar iş kötüye gidiyor.  Ya biz iyice perişan olacağız, şuradan Siirt’ten falan bir şeyler çıkartalım, bir boşluk oluşturalım, bu adamı Meclis’e almazsak iyice başımıza bela olacak dediler. Muhtar olamaz dedikleri adam gün geldi Başbakan oldu...”

Aslında AK Parti Yozgat İl Başkanı’nın şikayet ettiği, Yozgat Valisi’yle artık rollerinin çatışmaya başlaması.

Eski sistemde tarafsız Cumhurbaşkanı’nın ildeki karşılığı, tarafsız valilerdi. 

Her ne kadar İçişleri Bakanı’na bağlı olsalar da atamaları son olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan valiler ve kaymakamlarla illerde devleti temsil ederlerdi. 

Pratikte valiler iktidarlara yakın olur, il başkanlarıyla zaman zaman çarpık iktidar mücadelelerine girer ama yine de belli bir mesafe korunurdu. 

Yeni sistemde valilerin, kaymakamların en üst amiri ve illerdeki görevleri açısından rol modelleri olan Cumhurbaşkanı artık bir partinin genel başkanı. 

Yasalara göre valilerin hala tarafsız ve partisiz olması gerekiyor ama böyle bir modelde bir valinin tarafsız kalması artık pek mümkün değil. 

O yüzden de artık valiler siyasileşiyor, iktidardaki partinin ildeki en yetkili adamı haline geliyor, bu da il başkanlarının şikayet ettiği çatışmaları doğuruyor. 

Daha uygulamanın birinci yılında karşımızda Yozgat Valisi gibi tek parti dönemi modeli valiler var.

Başka illerde de durum farklı değil. 

Ankara’da seçilmiş milletvekilleriyle, atanmış bakanlar, üst düzey bürokratlar arasında da benzer sorunlar olduğu duyuluyor.

Ama bu çatışmaların sebebi şahıslar değil, Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal bir sonucuyla karşı karşıyayız. 

Başkomutanı olan Cumhurbaşkanı’nın yemeğine katılan, Cumhurbaşkanı’nın orada bir partinin genel başkanı sıfatıyla yaptığı siyasi konuşmayı izleyen, konuşmanın bir yerinde de alkışlayan Komutanın meselesi de şahsi değil, yapısaldı.

Ama bu yapısal sorunları sadece Cumhurbaşkanı’nı yeniden partisiz hale getirerek çözebilmek de mümkün değil.

Aynı rol çatışmaları, yapısal çarpıklıklar Meclis’te de yaşanıyor.

Güncel bir örnek verelim.

Cumhurbaşkanlığı sistemi için Anayasa’nın 88. Maddesi değiştirildi ve “Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir. Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esasları içtüzükle düzenlenir” maddesinden “Bakanları Kurulu” ve “tasarı” kelimeleri çıkarıldı.

Böylece eski sistemde Meclis’in iş yükünün yüzde 90’ını oluşturan bakanlıklarca hazırlanan hükümet tasarıları ortadan kalktı, yasama sadece milletvekillerinin kanun tekliflerine bırakıldı. 

Bu radikal değişiklik referandumda “Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet” diye bir slogana dönüştürülüp, yeni sistemde Meclis’in güçleneceğine delil gösterilmişti.

Hatta yeni sistemi hazırlayan Cumhurbaşkanı’nın hukuk danışmanlarından biri referandum kampanyası sırasında çıktığı bir televizyon kanalında bu değişikliği iddialı cümlelerle savunmuştu: 

“Tam tersine Meclis yeni sistemde çok güçleniyor. Yürütmenin, kanun tasarısı sunma hakkı yok. Kanun teklifini sadece  milletvekilleri verecek, yürütüme buna katılamayacak. Yani yürütmenin yasama üzerindeki hükümranlığına son verilmiş olacak. Bu parlamentoyu özgürleştirir.”

Peki uygulamada nasıl oldu?

BBC Türkçe’den Onur Erem’in Resmi Gazete’de yaptığı araştırmaya göre Meclis’te Haziran 2016 ile Haziran 2017 arasında 314 kanun görüşülürken, bu sayı yeni sisteme geçildikten sonra Haziran 2018 ile Haziran 2019 arasında 34’e düştü. Aynı dönemde içinde 1600’ü aşkın madde bulunan 39 Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarıldı.

Ama yeni sistemdeki esas aksaklığı görmek için TBMM’den geçen son büyük yasa olan “Askeralma Kanun Teklifi’ne bakmak yeterli.

Türkiye’deki askerlik sistemini tümüyle değiştiren, milyonlarca insanın ilgilendiren bir yasadan bahsediyoruz.

Meclis’e gelen kanun teklifinin altında Anayasa’ya uygun olarak milletvekillerinin imzaları var. 

Kanunu ilk imzalayan milletvekili de eski bir hava tuğgeneral olan AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal.

Konuya hakim bir isim olarak kanun teklifini hazırlayanlardan birinin o olduğunu düşünmekte haklıyız.

Ama gerçek, teklifin görüşüldüğü Milli Savunma Komisyonu zabıtlarını okuyunca karşınıza çıkıyor.

https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=2302

Komisyon eski Milli Savunma Bakanı ve AK Parti Sivas milletvekili İsmet Yılmaz’ın başkanlığında toplanmış. 

Başkan, teklifin görüşülmesine geçilmeden önce komisyonda ilk sözü teklif sahibi olarak Ünal’a vermiş. 

Ardından milletvekillerine söz vermeden iki kişiye daha söz vermiş; İki Savunma Bakan yardımcısına.

Bu iki isim eski AK Parti milletvekilleri ama şimdi seçilmiş değil, atanmış bir pozisyondalar.

Ama orada olmaya hakları var. 

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra, yapılan Meclis İç Tüzüğü değişikliğiyle, sisteme göre Meclis’e adım atmamaları gereken cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar ve bakan yardımcılarına komisyonlara katılıp, söz alabilme hakkı verildi.

Ama tutanaklara bakılırsa iki bakan yardımcısı komisyonda gözlemci değil, teklifin sahibi gibi konuşmuş. 

Ardından geçilen görüşmelerde de milletvekillerinin kanun teklifiyle ilgili sorularına, kağıt üstünde teklifi hazırladığı görülen milletvekilleri değil, bu iki bakan yardımcısı ve Savunma Bakanlığı bürokratları cevap vermiş.

Aslında son dönemde eğer torba kanun değilse, Meclis komisyonlarındaki bütün yasa görüşmeleri böyle oluyor.

Çünkü yeni sistemde yasa yapma hakkı milletvekillerine verildi ama bu yasaları hangi kadrolarla, nasıl yapacakları ortada kaldı. 

O zaman da çalışan eski sisteme de-facto olarak geri dönüldü.

Cumhurbaşkanlığı sistemi yasaları milletvekilleri hazırlar dese de, örneğin Askeralma Yasası’nı Savunma Bakanlığı, Sinema Yasası’nı Kültür Bakanlığı hazırladı.

Ama anayasa gereği böyle bir yetkileri olmadığı için bu hazır yasaların altına bu yasalarla ilgili olabilecek vekiller imza attılar.

İç Tüzük’te yapılan değişiklikle de bakanlar olmasa da bakan yardımcıları komisyonlara gelip, bakanlıklarda hazırladıkları yasalarla ilgili milletvekillerinin sorularına cevap verdiler.

Böylece daha birinci yılını doldurmadan çalışmayan yeni sisteme kaçak katla eski sistem monte edildi. 

Ülkenin en kritik meseleleriyle ilgili yasa yaparken, milletvekilleri kendi hazırlamadıkları yasaların altına imza attılar. 

Ve günün sonunda da Meclis’te seçilmiş vekillerin muhatabı, eski sistemdeki gibi seçilmiş bakanlar değil, atanmış bakan yardımcıları ve bürokratlar oldu.  

Halbuki, eski sistemden yeni sisteme geçişin ana motivasyonu seçilmişlerin üzerindeki atanmışların vesayetini bitirmekti.

Bazıları küçümsese de Türkiye’nin 27 Mayıs’ın kurduğu sistem yüzünden bir milli irade ve vesayet meselesi vardı. 

Seçilmiş iktidarları, Cumhurbaşkanı, ordu ve yargı eliyle kontrol eden bir sistem kurulmuştu.

Eski Türkiye’yi özleyenler hala bu sistemi kuvvetler ayrılığı zannediyor.

Halbuki bu, modern demokrasilerdeki kontrol ve denge mekanizmalarıyla ilgisiz, Türkiye’ye özgü güç ilişkilerine dayanan çarpık bir kuvvetler ayrılığıydı.

Zaten bu çarpık vesayet sisteminin yarattığı sorunlar yüzünden de seçimle iktidara gelmiş Özal, Demirel bir aşamadan sonra işlerin tıkandığını görmüş ve başkanlık sistemini tartışmaya açmıştı.

Aynı baskıyı ve tıkanıklığı bizzat tecrübe eden AK Parti de en başta başkanlık sistemini bu vesayetçi sisteme karşı, siyaseti güçlendirmek için savunmuştu.

Ama bu niyetlerle çıkılan yolda hazırlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile geçen bir yılın sonunda elimizde parti il başkanına dönüşmüş valiler, siyasetçilerin telefonlarına çıkmayan bürokratlar, hazırlamadıkları yasaların altına imza atan, atanmış bakan yardımcılarıyla muhatap olan milletvekilleri var. 

Aynı zamanda bir parti lideri olan Cumhurbaşkanı Meclis’i özel balkonundan izlerken, seçimlerde rakibi olan diğer parti liderleri aşağıda oturuyor. En son bu yüzden 15 Temmuz anma toplantısında hiçbir parti lideri konuşmadı.

Ve bu daha sistemin henüz oturmamış hali.

Verdiği son kararlarla elde kalan son kontrol ve denge mekanizması olan Anayasa Mahkemesi’nde, hak ihlal kararı veren üyelerin çoğunun cumhurbaşkanlığı sisteminden önce atanmış üyeler olması da gidişat hakkında fikir veriyor.

Vesayet odaklarını bitirmek iddiasıyla getirilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile devlet siyaset karşısında, atanmışlar seçilmişler karşısında güçlendi.

Çarpık bir kuvvetler ayrılığı sistemi ortadan kaldırılmaya çalışılırken, mevcut kontrol ve denge mekanizmaları da tümüyle bozuldu.  Neye niyet, neye kısmet...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Umut Emiroğlu 29 Temmuz 2019 16:48
1-Gelişmiş ülkelerin ortak özellikleri; adil hukuk sistemi, kuvvetler ayrılığı ve güçlü yerel yönetimlerdir, başkanlık yada parlamenter sistem değil. 2-Bizim sistem başkanlık değil, sorumsuz tek adam sistemi. 3-Bir şeyin varoluşunda namus varsa hayırlıdır. Gerçek şu ki referandumda evet oyu verenlerin çoğu RTE başkan olacak diye verdi. Başkasının başkan olma ihtimali olsaydı vermezlerdi. Mesele ülke için doğru sistem değil, bizim mahallenin evladının başkan olmasıydı. Yani namusla oy kullanılmadı.
bir okur 29 Temmuz 2019 16:28
Atı alan Üsküdar'ı geçti. Ne desek boş. Adamına göre sistem ancak böyle olur...
? 29 Temmuz 2019 15:40
Tarafsızlık nedir? Kılıçtaroğlu gibi konuşandan vali mi olur? Elbette Vali devleti temsil eder.Devlet gibi konuşacak.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 16:35
4
Devlet kim? Layüsel devlet olur mu?
HACI MURAT 29 Temmuz 2019 15:34
Çıkarılan kanunların çok büyük kısmı uzmanlık ister.Bu uzmanlar mecliste bulunmuyor olabilir.İster eski sistem olsun,ister yeni sistem olsun sonuçta kanunları o işin uygulaması içinde olan uzmanları hazırlayacaktır.Milletvekilleri veya hükümet adamları işin özü hakkında kuşbakışı bir perspektif ortaya koyabilirler ancak.Öte yandan meclisin etkinliği çok kanun çıkarmış olmakla sağlanmaz bence.Keşke işler yerli yerine otursa da 20-30 yıl,yeni ortaya çıkan sorunlar hariç temel konularda hiç yasa çıkarılmasa.
Köroğlu 29 Temmuz 2019 16:30
4
Teknik yazım uzmanlık ister. Yasanın anafikri ise tercih meselesidir. Objektif bir doğrunun olmadığı alanlarda uzmanlık işe yaramaz. Yasa koymak objektif doğrular alanı değildir. Sübjektif tercihler alanıdır.
Ufuk 29 Temmuz 2019 15:12
Peki muhalefet referandumda “hayır” dediğinde,bütün bu yazdıklarınıza dikkat çekerken fetöcü pkklı olmadı mı..? Hamaset bizi mahvetti.
adil 29 Temmuz 2019 14:26
iktidara geldiginde zinayı faizi yasaklayacak,genelevleri,meyhaneleri,kumarhaneleri,kapatacak ,her alanda adaleti saglayacak, şeriati savunan bir parti istiyoruz laik demokratik partiler asla muslumanların destekledigi partiler olamaz.bu tiyatro artık bitmeli.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 16:30
0
Ben olsam direk partimi kurardım.
cumhur 29 Temmuz 2019 13:56
Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasa.A.Veysel.Devlet en yüce makamdır.Herkes devletine hizmetle yükümlüdür.Devlet başkanı dahi devletinin hizmetkarı olmak durumundadır.Devletin kırmızı çizgilerini kimsenin değiştirmeye yıpratmaya ve yok etmeye hakkı yoktur...
fahrettin 29 Temmuz 2019 13:07
inanın yıldıray bey bunun böyle olacağını sezinleyip etrafımı çok uyardım referandum da hayır deyin diye kendi öz kardeşlerimi ikna edemedim iş işten geçtikten sonra sen haklıymışsın dediler neye yarar o gün bana inansaydınız bugün böyle olmayacaktı neyse hayırlısı
Sabahattin 29 Temmuz 2019 12:37
1)önseçim gelmeli 2) dar bölge gelmeli 3) KHK kalkmalı 4) karşılıklı fesih kalkmalı 5) CB partiden istifa etmeli 6) Bütçe yetkisi CBde değil, Mecliste olmalı
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 12:36
Başkan ömür boyu görev yapar maddesi de eklense fark etmezdi. Kendi akrabalarımdan biliyorum, AKP seçmeninin gözü hiçbir şey görmüyordu. Artık CHP tehlikesi, asker, yargı müdahalesi olmadan ülke tek elden huzur içinde yönetilecekti. Uçacaktık.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 12:24
Otuz yıl Devletin merkez teşkilatında çalıştım. Eskiden de sonuçta iktidar partisinin istemediği bir kanun çıkmazdı. Bence bu yanlış değil. Aksi halde kaos oluşabilir. Meclisin yürütme üzerindeki (güvenoyu, kanunları tasarılarını görüşme, önerge verme vs.) etkisi azaldı. Kendilerini etkisiz hissetmekte haklılar. Bence asıl konu, sistemin başındakinin hukuk devleti değerlerini -tabiri caiz ise- takmıyor olduğunun ve gücünü tereddütsüz kullandığının partililer ve Devlet bürokrasisi tarafından kesin olarak anlaşılması. Bu iklimde hukuk devleti ve özgürlük olmuyor.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 12:17
"Çarpık bir kuvvetler ayrılığı sistemi ortadan kaldırılmaya çalışılırken..." Hic de öyle degil, Erdogan'in kuvvetler birligi istedigi gün gibi ortadaydi. Niyet ettikleri sey tam da buydu. Kimse, aa bilmiyorduk böyle olacagini, demesin.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 11:45
Niyet ne ise akibet o olur sözü bence tarife daha uygun niyet( planlanan ,amaç) ne ise sonuçta öyle oldu kısmet ise plansız amaça aykırı Oluşan bir durumu ifade ediyor niyet akibetle aynı olduğundan geriye bir dönüş olabiliceğni hiç sanmıyorum
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:33
Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı en çok kimi çıldırttı? MHP'yi. AKP kimle yol yürüyor? MHP'le. Allah aşkına özgürlük, demokrasi, Kürt sorunu, adalet, vesayet diye yola çıkmış ve ilk on yılında harika işler yapmış bir partinin mhp zihniyetiyle nasıl bir bağı olabilir?Sorun sistem değil, bu çıldırtan savrulmuş. Geçmiş olsun AKP 'ye ve bu güzel halka.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:32
Bunlari soylemeye gerek yok. Evet oyu verenler de Hayir oyu verenler de Baskanlik referandumunun '%51 oyu alan her seye sahip olsun mu' referandumu oldugunu biliyordu. Akpartililer Reise cok guvendiklerinden ve gucten asla dusmeyecegini dusunduklerinden evet oyu verdiler. Guclu Parlamento falan kimsenin umrunda degildi.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 14:36
0
Aynen öyle millet durumun gayet farkındaydı. Çoğu kişi sol zaten bu sistemde asla iktidar olamaz diyordu. Yani sistemin 1930 yıllardaki tek adam rejimi olduğunu halk biliyordu ama şuna herkes inandıki bu sistemde sadece biz iktidar oluruz deyip evet verdiler. İktidara başka biri geldiğinde başlarına ne geleceğini gayet iyi biliyordu halk ama böyle bir ihtimali sıfır olarak görüyordu.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:17
Devlet şirket gibi yönetilemez. Devlet parti devleti gibi de yönetilemez. Tek bir kişinin, hiçbir denge ve denetleme mekanizması ve özgür bir basın olmadan bu büyüklükte bir ülkeyi yönetebilmesi de mümkün değildir. Türkiye bu çarpık ve keyfi sistemin sonuçlarını yaşamaktadır. Batılı anlamda bir hukuk devleti yoksa ne yapsanız boş...
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 12:02
1
Sevgili kardeşim yıllarca yöneticilik yapmış biri olarak söyleyebilirim ki böyle kollektif akıldan yoksun kontrol ve denge mekanizması olmadan hiç bir şirket yönetilemez. Akibeti berbat olur batar. Allah için artık Ak Partili kardeşler itiraz etsinler geleceğimizi kaybediyoruz.
Takipci 29 Temmuz 2019 10:09
Tek Adam sistemleri, yuzde yuz vesayet sistemleridir.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 09:05
Eskiden valiler gerçekten iyi eğitimli, donanımlı ve devlet adamlığı vasıflarına sahip insanlar arasından seçilirdi, şimdi valilerde bunların hiç biri aranmıyor, şimdi aranan özellikler, davada iyi bir pozisyona sahip olma, davanın o ildeki çıkarlarını iyi koruyabilme ve o ilden davaya yeterli derecede katkı sağlayabilme.
Demircan 29 Temmuz 2019 09:02
Dünyadaki en ucube yönetim sistemi ile ilgili altın ahududu ödülüne layık görülebiliriz.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 08:49
Devletin her kademesi torpilli ve vasıfsız insan dolmuş , bu kurumlarda çalışanların yardımcısı olsun
Yurdumun İnsanı 29 Temmuz 2019 08:22
1961 Anayasası şu ankinden daha mı kötü.!Hayır.İnsan bir sistem ve anayasa değişikliği yaptı.En azından bunu risk ve sorun olup olmadığını "Bu sistem ve anayasal yetkileri muhalif bir partiye vermeye rızamız olur mu ?" sorusunun cevabındadır.. AKP ve Recep bey sormamış mıdır! Cevabını bile bile dayattılar ama bedelini ülke ve toplum olarak bize ödettiler Siz, Recep beyin bu ülke için en ufak maddi bedel ödediğini gösterin görelim. İnsan bir kere olsun yaptı hatanın bedelini öder. Yargı, ordu, eğitim,yürütme, yasal, ekonomi, siyasal, ekonomik kurum ve kurallar nerde. Devlet çöktü.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:59
0
İnsanları mahveden kibirdir. Ben her şeyi bilirim anlayışı ülkeyi bu hale getirdi. Aslında hiç bir şey bilmediklerini gördük ama bunu asla kabul etmeyecekler. Dindeki kibir de tüm İslam aleminin mahvetti. En doğru yol benimdir, başkaları sapıktır dilo dilo yaylalar...
İbrahim Halil 29 Temmuz 2019 08:10
Her sistemin sıkıntıları vardır muhakkak. Çok öykünerek bakılan Amerika'da valileri halk seçiyor. Daha önceden vilayetler valilikten değil iktidar partisinin il merkezinden yönetiliyordu. Hastanede temizlikçi olarak çalışan birinin bile yerinin değiştirilmesi il başkanın iznine tabiydi. Zamanla bu sistemin eksileri ve artıları tartışılıp düzeltilir. Türkiye'de herhangi ufak bir değişiklik yeniçeri ocağını lağvetmek gibi birşey, ama bu tartışmaların olması iyi en azından sistem dengesini bulabilir.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 07:39
Bir sonraki yazınızda olması gereken kuvvetler ayrılığını yazmanızı beklerim. Bu sistemin yürümeyeceği aşikar ama ideali nedir sizce? Ve nasıl yapılabilir?
Dede 29 Temmuz 2019 07:36
Osmanlı sonları başlayan ve cumhuriyetle devam eden demokrasi çalışmaları böylece bitti ve biz yine göçebe devlet geleneğine döndük.kervan yolda dizilecek belli de.zaman o zaman değil.yani blu ni aşiret bi liderle yönetilir de koca ülke kurumlar kurallar olmadan nasıl yönetilir.bunlarda vizyonda yok.zaten bi amerikan şirketine havale etmişler a.a olmuyo.bu yıllar kayıp yıllar olarak geçecek türk tarihine.adam gibi bi adam gelip yeniden sistem kurana kadar
Mutlu Yücel 29 Temmuz 2019 07:25
2) Cumhurbaşkanımız, “seçim bölgelerinize gittiğiniz de ilk işiniz istisnasız her partiliyi ziyaret edin” demiştir. Özetle, Zügürt Agaların birinci vazifeleri olan torpil olma işlevine tekrar hız verilmiştir ki artık bundan kelli, kul ile, kula kul olan vekillerimiz iş birliği içinde işler tıkır tıkır yürüyecek, Türkiye tekrar bütün hızıyla çağ atlama kulvarına tekrar girecek ,oylar şıngır mıngır sandıklara dolacaktır.
Mutlu Yücel 29 Temmuz 2019 07:20
1)Muhakkak ki genişletilmiş İl Başkanları toplantılarında ve ayrıca milletvekilleri toplantılarında, onlar” biz partimize gönül veren ümmetimizin dertlerini, isteklerini çözmede aciz kalıyoruz, çünkü günde binlerce evraka imza atma durumunda kalan siz cumhurbaşkanımızın bize zaman ayırması mümkün değil ve de bakanlara da ulaşamıyoruz. Torpil olmayınca seçim yörelerinde de bize olan ilgi azalıyor, bu durum oy düşmesine neden oluyor” demiş olacaklar ki,
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 06:28
Yazı çok uzun olmuş.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 05:56
Ne olduğu belli olmayan bir sistem. Devlet belli değil hükümet belli değil.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 16:24
0
Reis konuşurken parti başkanı olarak mı konuşuyor devlet/cumhurbaşkanı olarak mı konuşuyor, bilemiyoruz. Parti mi hükümet mi devleti yönetiyor, ayırt edemiyoruz. Mecbur, "biz ne bilek beyim, böyük ler bilir" diyoruz.
Karar Okuru 29 Temmuz 2019 05:19
Az çaba sarf etmediniz bu yolları açmak için. Vesayetçi Kemalist düzeni ortadan kaldırma çabası diye pazarlanan ucubede sizin gibi bu aklı desteklemiş olanlarla ilerledi. neye şikayet ediliyor anlamıyorum??
Çerkez Ethem 29 Temmuz 2019 03:28
..."Çarpık bir kuvvetler ayrılığı sistemi ortadan kaldırılmaya çalışılırken, mevcut kontrol ve denge mekanizmaları da tümüyle bozuldu"...Temeli bütünüyle yalan ve halk düşmanlığı üzerine kurulmuş bir sistem, dahada bozulur, düzelmez ! t.c. en dahi 100 bilimadamını/profesörü toplasa, onların sundukları fikirleri/çözümleri uygulasa, genede düzelemez ! Yada daha kolayı,sadece sorulsa teorik olarak çözümleri nedir, görcezki teorik düzeyde bile t.c. sistemi gene düzelmez ! Tabiki herşey güzel olcak diye, sistemi sorgulamadan kendimizi kandırmaya da devam edebiliriz !
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:58
4
Çerkez sen bir psikoloğa mı görünsen diyorum. Senin devreleri fena yakmışlar belli. Kaç defa dedim ki şu tarikatlardan uzak dur. Bak ne hale getirmişler seni.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 02:05
Devleti şirket gibi yönetmek iç~n şirket sahiplerinin bakan ve eski vekillerin yardımcı müsteşar olduğu bir düzen eskimilş ayları kesip kesip yıldı z yapıyorlar misali şirket iflas etti der kepenk indirirlerse ilerde şaşmam tamam
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 01:27
Sorun şu ki ortada tek bir pasta var ve hepsine yetmiyor ya da az geliyor. Bahçeli ve Perinçek ustalarına baksalar mesele hallolacak, paylaşmayı öğrenecekler (tabii sadece kendi aralarında).
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 01:23
'' İşe girmesin, atamasını sağladığım kişi en önde, ben en arkada yürüyorum; dönüp bir de küçümseyerek bakıyor. '' Çok eğlendim, beter olun!
Cidden mühim şahsiyet 29 Temmuz 2019 06:59
1
Işe liyakatli olduğu için mi yoksa torpilli olduğu için mi Lisanı beyan ayniyle insan
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 01:20
Neye niyet, neye kismet degil; niyet ile kismet gayet uyumlu, tezatlari yok. CB sistemi atanmislarin secilmisler uzerindeki vesayetini bitirecek, parlementoyu guclendirecek gibi argumanlar propaganda amacli argumanlardi (algi operasyonu yani). CB sistemini (ucube sistemsizligi) kurgulayanlar kuvvetler ayriligina son vererek, denge-denetlemeyi ortadan kaldirarak, bir tek adam rejimi kurmayi basindan beri istiyor ve biliyorlardi. Butun kaliteli yonetim mekanizmalarini kaybetmis boyle bir tek adam rejiminin basarili olabilmesi ise mumkun degil. Faturayi ne yazik ki Turkiye oduyor...
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 01:09
Buna "sistem" denmez. Milletin iradesini temsil eden Meclis'in bir islevi kalmadigi icin hicbir sekilde denetleme de yapilamaz. Milletvekilleri Meclis'e gelip koltuklara oturuyor ve maas aliyor. Hepsi bu kadar. 82 milyon nufuslu bir ulke daha ne kadar bu sekilde yonetilebilir?
Hiç 29 Temmuz 2019 07:37
0
Emin olun böyle giderse bir 10 yıl daha bu şekilde yönetilir..oy veren kesim gayet memnun.hala diş güçlere kafa tuttuklarını ümmeti birlestirdiklerini zannediyorlar.sosyal medyayi okudugumda bunun fazlasini bile goroyurum..inanin ne yiyip ne içtiklerini cozemedim..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN