Back To Top
Denetlendik!

Denetlendik!

- A +

McKinsey meselesi” kapandı mı?
Eğer bu mâlî denetim kurumunu ilgilendiren mesele halledildiyse, konu gerçekten kapanmıştır; ihtiyaç sürüyorsa, mesele halledilmediyse, kapanan bir şey yok demektir.

Mesele yerinde duruyor, fakat konu kapanmış gibi görünüyor. Devlet yeni bir çözüm üretmiyor…

Bu durumda “kangrenleşme süreci devam etmektedir” denilebilir.

Ben yine de McKinsey vak’asının çok etkileyici bir denetlemeye yol açtığını düşünüyorum.

Toplumun tepkileri bu vesile ile gözden geçirildi: Teftiş edildik, kontrolden geçirildik, murakabeye maruz bırakıldık.

Hamaset dozumuz son zamanlarda hayli yükseltilmişti. Bu doz aşımı bir daha ölçüldü. Tepkiler akılcı değildi, gerçekçi değildi. Makul hareket edemedik. Çözümü değil, körü körüne itirazı seçtik. 

Yönetime karşı haklı veya haksız bir tepki için fırsat kollayanlar bu fırsatı sonuna kadar kullandılar.

Bu süreçte kazananlar kayıpta, kaybedenler ise hüsranda.

Asıl kayıp, zaten kayıplara karışmak üzere olan basın kesiminde oldu.

***

Türk basının tarihini hem okudum hem de yazdım! 1970’lerde yayınlanan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nde ‘Basın’ maddesi bu fakirin kaleminden çıkmıştır ve bugün de değerini korumaktadır. Basın tarihimizin dönemlere göre açıklanması bahsinde, başlangıçtan sonra Abdülhamid döneminin “gelişme devri” olduğunu ilk defa kayda geçirdim. Basınımız o dönemde teknik olarak gelişti, çeşitlendi, yaygınlığı arttı, ilk mevzuat düzenlemeleri yapıldı, gazetecilik meslek haline geldi. Sansür var mıydı? Vardı ve bu Osmanlıya mahsus bir şey değildi. Sonra ne oldu? II. Meşrutiyet’ten sonra İttihatçılar 24 Temmuz’u “basın bayramı” olarak ilan ettiler, sansür kaldırıldığı için güya. Sonra basına şiddet devri başladı. Sokak ortasında gazeteciler öldürüldü. Ardından “güdümlü basın” devri geldi. Cumhuriyet’in ilk dönemi ancak bu şekilde adlandırılabilir.

Hükümetler bir taraftan Matbuat Kanunu’nu sertleştirirken diğer yandan basını susturacak daha kökten uygulamalara giriştiler. Harf inkılabı gazeteleri okuyucusuz bıraktı. Gazeteler tümüyle kapanacaktı, hükümet çaresini buldu: Kendisini destekleyen gazetelere devlet bütçesinden para aktardı. Geriye kalan gazeteler kapandı. Bu şekilde gazete tasfiyesi yüzde yetmişleri bulmuştur. Sadece bu değildi basını yola getirmek için yapılan. Bir kısım gazetecileri M. Kemal Paşa Meclis’e ve şahsî sofrasına aldı. Bir de basını kontrol için Türk Basın Birliği kurduruldu.

Gazetelerimiz bu dönemde çok partili hayata geçiş süreci gevşemelerine kadar Meclis’te milletvekillerinin oybirliği ile karar almaları gibi, hükümeti desteklediler. Meclis gerçek anlamda “Meclis” değildi, basın “basın” değildi!

Tarihini yazmakla kalmadım basınımızın. İki gazeteyi başlangıçtan 1970’lere kadar Tarih Kurumu için taradım. Başlıklardan, haberlerden fiş çıkardım. Cumhuriyet ve Ulus. Ulus önce Hakimiyet-i Milliye idi. Millet hakimiyetinden “Ulus”a geçildi! CHP’nin resmî gazetesi idi Ulus. Hükümet kendi gazetecilerini burada toplamakla kalmadı. İstanbul’da Cumhuriyet’i yayınlattı, o zamanın Milliyet gazetesini destekledi. Milliyet’in patronu Siirt meb’usu Mahmud’tu, Cumhuriyet’in Yunus Nadi. İkisi de ölene dek milletvekilli oldular!

Bu gazetecilerin resmî itibarları yüksekti anlayacağınız!

O zamanın basını ile bugün arasında bir paralellik kurmak istemem, fakat bugünün basınının iyi imtihan vermediğini söyleyebilirim. Örnek gözümüzün önünde: Okuyucular günlerce McKinsey’in göklere çıkarıldığı haber ve yazıları okudular. Birden bu medhiyecilik bitiverdi. Kendi kendimize yeteceğimiz manşet oldu.

Gazeteler aynı manşetle çıkıyorsa, tek gazete yeter. Fazlası israf!

Değerli basın mensupları! Bir fikri benimseyebilirsiniz, bir şahsiyeti destekleyebilirsiniz, ona bağlılığınız yüksek seviyede olabilir. Bu hakikatten ayrılmanızı gerektirmez. Hatta diyebiliriz ki sizin fikriniz için de desteklediğiniz şahsiyet için de hakikat vazgeçilmez değerdedir.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinin gerçek karşısında hükümsüzleştirilmesine hizmet eden kimler olursa olsun, hangi kurumlar (gazeteler, diğer yayın kuruluşları) doğru bir iş yapmıyorlar.

Hakkın davacısı olmazsak, haklı bir davamız olmaz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
MUHAMMET APAYDIN 11 Ekim 2018 22:06
Bu dönemde samimi olarak "hak"tan ve "dava"dan söz etme imkânı var mı acaba?
tepekoylu 11 Ekim 2018 19:49
tek gazete yeter fazlası israf...doğru ama eksik bir tesbit...tek kişinin karar alıp..herşeyi tek kişinin idare ettiği memleketimde...tekten fazla herşey ve herkes fazla..israf ve lüzumsuz......
KARAR OKURU d 11 Ekim 2018 12:20
Gazeteler aynı manşetle çıkıyorsa, tek gazete yeter. Fazlası israf! Yetmez ama hiç yoktan iyidir. Mehmet Akif ,Nureddin Topçu gibi dosdoğru kimseye eyvallah etmeyen fikir sdamlarımíz olsaydı biz böyle mi olurduk?
İlbeyhan 11 Ekim 2018 11:35
Vur ama dinle..Ülkemizde güzel şeylerde oluyor arkadaşlar..Kurullarda birbirinden degerli şahsiyetler işbaşı yaptı ,az sabır...Mesela sanat ve kültür hayatımıza ORHAN BABA yol gösterecek , ah bide MÜSLÜM BABA sağ olsaydı...Batsın bu dünya" deyip ahvalimize tercüman olmazmı,hatta bide ismiyle müsemma AYNUR HAŞHAŞ hanım ,Doldur meyhaneci buralıyam ben , BEŞ LİRA BORÇ ALDIM PARALIYAM BEN patlatsaydı eksiği kalmazdı.. Kendimizden tam geçip , bulutlara çıkardık...Herşey hoş görünürdü dumanlar arasından...
KARAR OKURU 11 Ekim 2018 19:41
0
Güzel,sevindirici şeyler olsun insanların yüzü gülsün istiyorum memleketimde.Ne var ki bizde her gün cinayet, yaralama, kavga, soygun,zam vs. var.Vallahi yoruldum.Ülkemin futbolcusu bile belinde silahla sabahın beşinde hastane basıyor.Bizim yeni uğraşımızsa kurullar.Hey gidim dünya!
Cemal Esen 11 Ekim 2018 09:31
Yeni dönemi özetleyen harika bir cümle: "Hakkın davacısı olmazsak, haklı bir davamız olmaz". Hani bir FETÖ piramidi vardı bize anlatılan: Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet içinde olan. Ak Parti tabanı hala dava peşinde dava var yanılsamasıyla; ortası hep ticaretti öyle de devam ve dava filan umuru değil; tavan ise güç zehirlenmesi, kibir, kayırmacılık, iktidar sarhoşluğu, dünyevilik çukuru içinde debelendikçe batıyor.İlk Osmanlı tokadı Mart 2019 mahalli seçimlerinde geliyor.%40'lar artık hayal.
Kasim Özdemir 11 Ekim 2018 09:21
Demek yüz senede ,hakikatı konuşacak, yüz aydın yetiştiremedik. Aydın az olunca halk da 'olmadı.' Neylersin, cehalet dede - baba mirası.
KARAR OKURU 11 Ekim 2018 08:51
Bizim medya için çelişki dert değil
KARAR OKURU 11 Ekim 2018 08:08
Kardeş onların derdi başka ikazından bir sonuç çıkmayacağını bilecek kadar tecrübelisin. Sence bunca televizyona gerek var mı.Olan bizim vergilerle fonlayanlara oluyor, o vergiyi oraya aktarana da bir sey oldugu yok. Böyle bir ahlaki kaygi da görünürde yok.
KARAR OKURU 11 Ekim 2018 01:31
Yandaş medyadan bir umudunuz varmış gibi hitapta bulunmanıza üzüldüm. Vakıa odur ki; hitabınıza muhattap olanların tek varlık sebebi yandaşlıkları ve koşulsuz itaatleridir. Şimdilik ihtiyaç budur. İhtiyaç bitince ve güçten uzaklaşınca sevgili ayçiçeklerimiz yeni güneş bulup kıble tesbiti yapacaklardır. McKinsey konusunda ihtiyaç vardı. Ama bu iktidar seçimler süresince duraksız dile getirdiği batılı güçler safsatasına 180lik dönme yaparsa herkes madara eder. Geriye sadece cahil ve sözde hainler kaldı.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN