Back To Top
Demokrasi seküler aklın ürünü diye reddedilebilir mi?

Demokrasi seküler aklın ürünü diye reddedilebilir mi?

- A +

Demokrasi seküler aklın ürünü olduğu için genel olarak İslam toplumlarında demokrasiye karşı hep bir mesafeli duruş ortaya çıkmıştır. Gerek entelektüel, gererekse siyasi tartışmaların hemen hepsinde ortaya çıkan ortak kanaat; aslında İslam’ın kendine has ilkeleri ve bir devlet modeli olduğu, dolayısıyla seküler aklın ürünü olan demokrasiye ihtiyaç olmadığı yönündedir.

Bu konudaki temel itirazı özetlemek gerekirse, “Demokrasi, temsiliyet, özgürlük ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar Batı’nın kendi tarihi tecrübesinde üretmiş olduğu kavramlardır. Dolayısıyla bu kavramların içeriği de Batı’nın değer sistemleri tarafından doldurulmuştur. Oysa İslam’ın temeli adalettir, özgürlük de, insan hakları da en kamil manada İslam’da vardır. Hal böyleyken, neden Batı’nın kavramlarıyla bir devlet modeli belirleyelim ki, pekala Müslümanlar bir demokrasi modeli oluşturabilirler.”

***

Evet, gerek Kur’an’da, gerekse Hz. Peygamber’in hadislerinde insanların hakkına, hukukuna riayet, kişi hürriyetinin teminat altına alınması, kadınların-çocukların haklarının korunması, azınlık hakları, hatta tabiatın korunması en temel ilke olarak vazedilmiştir. Aslında Kur’ani terminoloji açısından bakıldığında, İslam’ın hayatımızı tanzim açısından bir eksikliği yok. Gerek Kur’an, gerekse Hz. Peygamber’in vazettiği temel ilkeler adaleti de, insan haklarını da, özgürlükleri de en sarih şekilde ortaya koyuyor.

Hal böyleyken, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, özgürlükleri evrensel bir değer olarak kabul eden demokrasiye sırf Batılılar modelleştirdi diye itiraz etmeyi anlamak mümkün değildir. Bu durumda demokrasiye itiraz edenler, bütün bir İslam tarihi boyunca adaletin tesis edildiği, hakların, özgürlüklerin korunduğu kamil manada İslam’a has bir demokrasi modelinin örneğini ortaya koymalıdırlar.

Ne yazık ki böyle bir örnek yok. Biraz trajik bir durum ama, İslam’ın özünde var olan bu ilkeleri Batılı demokrasiler bir yönetim modeli haline getirmişlerdir. Daha da trajik olanı, maalesef bugün İslam ülkesi olarak tanımlanan ülkelerin hiçbirinde adalet yok, hukuk yok, özgürlük yok, insan hakları yok, yani demokrasi yok. Peki ne var?

Karanlık bir istibdat rejimi var, zulüm var, hak gaspı var...

Farzedelim demokrasiye karşı çıkanların itirazlarını dikkate alıp kendi içimize kapandık, şundan eminim ki daha yüzyıllarca beklesek bile İslam dünyası kendine has bir demokrasi modeli ortaya çıkaramayacaktır.

Tarihsel tecrübeler göstermiştir ki, Müslümanlar geleneksel İslam kültürünün kalıpları dışına çıkarak İslam’ı her çağda yeniden yorumlama zahmetine katlanmadıkları için hiçbir dönemde yeni bir yönetim modeli oluşturamamışlardır. Elbette bunda İslam ulemasının büyük sorumluluğu ve vebali vardır. Bu yüzden İslam’ın evrensel mesajı, modern zamanların diline tercüme edilememiştir.

İslam’ın tarihsel tecrübesiyle, yaşadığımız çağı barıştırmakta zorlandığımız içindir ki demokrasinin sürdürülebilirlik açısından en temel temel özelliği olan “kuvvetler ayrılığı” ilkesini de anlamakta güçlük çekiyoruz. Maalesef İslam’ı yaşadığımız çağın diline tercüme edemediğimiz için, devlet yönetimini de soyut bir ahlak kavramı üzerinden okumaya çalışıyoruz. Yani devleti yönetenlerin ahlaklı olması durumunda başka bir denetleyiciye ihtiyaç olmadığı gibi bir kanaate sahibiz. Ya ahlaklı olmazlarsa onları kim denetleyecek?

***

İşte tam da bu yüzden demokrasi sadece ‘seçimli yönetim modeli’ demek değildir. İktidarı sınırlayacak, denetleyecek, dengeleyecek yapılar olmak zorundadır. Ve kuvvetler ayrılığı ilkesi, yönetenlerin layüsel olmasının önündeki en önemli bariyerdir.

Hasılı, “Demokrasiyi Batılılar icat etmiştir, oysa İslam’da zaten bu değerler var, demokrasiye muhtaç değiliz” benzeri itirazların, günümüzde İslam toplumlarının yaşamakta olduğu trajik hali iyileştirme noktasında hiçbir somut faydası yoktur, olamaz da...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 18:04
"Tanrı var deyip, yokmuş gibi düşünenler", "Tanrı var deyip, varmış gibi düşünenleri" anlamak için biraz kafa yormaları gerekir. Tanrı var deyip, yokmuş gibi düşünmeyi yegâne "meşru" kabul edip ve bunu bir dayatma unsuru olarak kullananlar, her defasında "Kalın kafalı zamane Müslümanları bu işlerden anlamıyor" demek zorunda kalacaklardır. Demokrasi iddia ettiğiniz gibi seküler aklın ürünü değildir. Demokrasiden maksimum fayda üretenler, seküler düşünceye sahip insanlar olabilirler. Ama bu demokrasiyi seküler düşüncenin malı yapmaz. Ve zaten demokrasi seküler düşüncenin ürünü de değildir. Demokrasi çok daha eski bir tarihte, Tanrıyı hesaba katan bir düşüncenin ürüdür. Batı Protestanlığının, İslam toplumlarının meseleleri ile uzaktan yakından hiçbir bağlantısı yoktur. Öyle ise demokrasiyi ille de Batılı seküler kafa gibi algılamak ve bu algıyı seküler olmayanlara bir mecburiyet şeklinde dayatmak çok yanlış bir tutumdur. Bu dayatma Müslüman ülkeleri kalkındırmaz, aksine ülkemiz örneğinde olduğu gibi daha da geri bırakır. Demokrasiye rağmen kalkınmamamızın kabahati, Müslümanlığımızda değil, demokrasisinin seküler, versiyonunu dayatan jakoben anlayıştadır. Demokrasi, sekülerliğin, ateistliğin, din karşıtlığının fil dişi kulesi zannediliyor. Kafa böyle olunca da zaten bir insanın hem Müslüman hem demokrat olması baştan çöpe atılıyor. Halbuki demokrasi bir hukuk sistemi değildir. Demokrasilerde, seküler veya İslami hukuk tatbik edilebilir. Demokrasi için şart olan bu kararı toplumun çoğunluğunun tercih etmesi ve azınlığın haklarının da gözetilmesidir. Allah, Biz Müslümanlara; Ra’d suresi 11. Ayet ile: “Muhakkak ki bir toplum özlerini (iç dünyalarını ve güzel ahlaklarını) değiştirip bozmadıkça, Allah da onların durumunu değiştirip bozmaz.” Diyerek, sandık neticesinin hikmetini anlatır bir telkinde bulunduğunu görmekteyiz. Demokrasi üzerine sıkça yazdığınız yazılarda, beyninizde demokrasinin net bir tarifi olmadığını düşünüyoruz. Bir Batı hayranı gibi, aklınızda ne kadar iyilik, güzellik varsa bunu demokrasi kabının içine koyuyorsunuz. Demokrasi sadece bir yönetim şeklidir, hatta ve hatta sadece yönetimi belirleme biçimidir. Diğer ulvi değerler, demokrasiden bağımsız, her türlü yönetimlerde olabilecek değerlerdir. Hatta bu değerler, medeniyetler arsında farklılıklar bile gösterebilir. Mesela kuvvetler ayrılığı ilkesinin demokrasi ile bir alakası yoktur. Bu, devleti yönetenlerin erdemleri ile alakalıdır. ABD'de, kağıt üzerinde var olan kuvvetler ayrılığı, ABD'nin dünya üzerindeki hangi zulmüne mani olabilmiştir. Gayesi, devlet yönetimini kötü maksatlı insanlardan kurtarmak olan "kuvvetler ayrılığı" ilkesinin, gelişmiş bir demokrasiye sahip ABD’deki işleyişine kargalar bile gülmektedir. Almanya’da Merkel’in, PKK ve Fötö gibi terör örgütü oldukları su götürmez örgütlerin, terörist faaliyetlerine hamilik yapması karşısında, Almanya’daki "kuvvetler ayrılığı" ilkesi ne işe yarıyor. Son dönem önemli Batılı düşünürlerden Daniel Bensaid, demokrasilerin korumasızlığının ve eşitsizler arasında eşitlik iddiasının sonunda anarşiye sebep olduğunu iddia etmektedir. Siz bu aksaklıkları göremeyecek biri değilsiniz. Bu tezata rağmen adalet, kuvvetler ayrılığı, gibi kavramaları demokrasinin bir parçası gibi dayatmanızı anlamakta güçlük çekiyoruz. Bir önceki yazınıza “Yahudi Demokrasisi” diye itiraz ederken, itiraz ettiğim şey aslında demokrasinin kendisi değil, demokrasi adına sunulan seküler, jakoben tavırdı. Bugün Batı; kalkınmışlığını, kullandığı bu seküler, jakoben demokrasiye borçlu değildir. Batı, kalkınmışlığını; sömürgeciliğe, yüksek silah gücüne, sanayi devrimine, üst düzey bir derin devlete ve çok güçlü bir istihbarat teşkilatına borçludur. Ayrıca sanayi devrimi ile bu seküler jakoben demokrasi anlayışının uzaktan yakından bir alakası yoktur. İslam Devletinde yöneticinin layüsel olmadığını bilecek kadar İslami birikiminiz olmasına rağmen İslam Devletindeki idareci kurumu için neden bu kadar haksız bir eleştiride bulunuyorsunuz. Son söz olarak diyebiliriz ki, Türkler; İstiklal Savaşından sonra, İslam dininin kendilerine verdiği hürriyetle Cumhuriyeti benimsedik. Ama Cumhuriyetin kuruluşunda işin başında olanlar, ilk iş olarak böyle bir dini önce ahaliye yasakladı, sonra da devletin dini olmaktan çıkardı. Bundan hareketle diyebiliriz ki, İslam dini, jakoben Batıcıların demokrasilerinden çok daha fazla hürriyetperverdir. Mısır’da demokratik seçimlere yapılan müdahaleye ve Türkiye’de kanlı darbe yapmak isteyen canilere arka çıkan devletler, dünyanın en demokratik ülkelerdir. Bu ülkelerdeki demokrasiler, tek başına böyle bir hayvanlığa engel olamamaktadır. Bir Müslüman, Kur’an ayetlerinin sahibi Allah'ı hesaba katmayan hiçbir işe rıza gösteremez. Ve Müslümanları böyle bir rızaya zorlayacak her türlü çaba, baskı kıyamete kadar başarılı olmayacaktır. Demokrasi bir Müslümana “Bazı işlerden Tanrı anlamaz, o işlerde bana uyacaksın” demediği müddetçe sıkıntı olmaz. Böyle bir telkini; değil demokrasi, mürşidi dahi yapsa onu dahi çöpe atar. Müslümanlık budur, demokrasi de buna aykırı bir şey değildir.
Hakan 12 Eylül 2017 19:41
0
Hangi İslam devleti ya da anlayışı? DAEŞ mi Suud mu yoksa İran mı? Yoksa kendinizin ortaya koyduğu ne bileyim neo-Osmanlı mı? Neden sizinki daha iyi oluyormuş? Onlar neden sizinkinden iyi değil? Buna kim karar verecek? Tabii ki insanlar karar verecek. Yani eninde sonunda iş yine insanlara kalıyor yani insan aklına. İstediğiniz kadar ulvi, Tanrısal diye kendinizi avutun bütün din anlayışları eninde sonunda insanidir. Çünkü son safhada neyin dini ya da islami olduğunun kararını insanlar verecektir. Tabii eğer FETÖ'cü değilseniz yani peygamberle ya da Allah ile konuşan birileri olduğuna inanmıyorsanız ki umarım değilsinizdir. Batı, İslam bilimidir düşmanın malıdır demeyip ortaçağdaki müslüman alimlerin kitaplarını harıl harıl tercüme edip insanlığın malı olarak kullanmıştır. Bugün biz de bütün insanlığın geliştirdiği bilimi kullanacağız. Buna sosyal bilim de dahil. Demokrasi insan hakları gibi kavramlar da bilimsel yöntemler ve tecrübelerle ortaya çıkmış kavramlardır. Eğer bu insanlığın ortak malını kullanmazsak geri kalmaktan başka çaremiz maalesef kalmayacaktır. Eğer Türkiye geri kalmayı tercih edecekse ki maalesef edebilir o zaman felaketimiz gelmiş demektir.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 22:45
2
Hakan, İbrahim Kiras'ın bu günkü makalesinde Marksistler için aktardığı söz ben de pirim yaptı. Komünist şair Aragon demiş ki: “Marxçı insan bir bahse tutuşmuş olarak konuşur” Sen de aynen öyle konuşuyorsun. Hatta senin üslubun bahse tutuşmayı da geçmiş, çilingir sofrasına doğru evrilmiş. "İstediğiniz kadar ulvi, Tanrısal diye kendinizi avutun bütün din anlayışları eninde sonunda insanidir. " diyorsun. Tartışmanın konusu teoloji değil, demokrasi. Belli ki demokrasi bahane, dine hakaret şahane cinsinden sallayıp durmuşsun. Vallahi ne diyelim, bizim Tanrımızın hikmetinden sual olunmaz. Haşa biz Tanrı olsak seni hemen yamulturduk. Ama ye, iç O'nun bizim gibi mahluk olmadığına şükret. Çünkü Tanrı mühlet verir ama kesinlikle ihmal etmez...
KARAR OKURU 14 Eylül 2017 09:32
0
Sorduğum sorulara cevap vermeden direkt hakarete girmişsiniz. Konu demokrasi, din değil diye cevap yazmışsınız ama işin içine müslümanlığı ve Tanrı inancını kendiniz katmışsınız. Sanırım bir de Allah'tan vahiy filan aldığınıza inanıp beni tehdit etmişsiniz ki o da tam evlere şenlik. Sağlıklı günler dilerim. Her işin başı sağlık.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 13:34
Demokarsileri bir de şöyle tasnif edebiliriz. Büyük devletlerin demokrasileri, küçük devletlerin demokrasileri. Büyük devletlerin demokrasileri o devletleri hep büyütür, küçük devletlerin demokrasileri de o devletlerin hep küçük kalmasını sağlar.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 12:58
Demokrasi için, nükleer silahlar, güçlü ordular, büyük istihbarat teşkilatları, vatanperver derin devlet şarttır. Bunlara sahip olmayan demokrasiler, emperyalizmin maşasıdır.
ABDÜLHAMİD 12 Eylül 2017 01:08
Sen nesin Mehmet bey!. Allah ve Resulü nün hüküm verdiği bir konuda inanmış erkeklerin ve inanmış kadınların söz hakkı yoktur. Ayet meali yada ALLAH ın hükümleriyle hükmetmeye ler zalimlerin ,fasıkların , kâfirlerin ya kendileri dır diyen ayete inanmış etmiyorsun nasıl böyle bir şey düşünebiliyor musunuz eğer Müslim isen ! Kuran yetmiyor size galiba ! Fetönün değişik versiyonu gibisiniz . Evet sahibinin !sesi olmuşsun belli .az bir dünyalık karşılığı ALLAH ın ayetleri satanlar ne kadar çok benziyor yazılarınızı
Molla Hüsrev 11 Eylül 2017 23:14
Aleyhde yazanları anlamıyorum.Bu arkadaşlar dini,hukuku geçtik tahmin ediyorum ne islam tarihini ne batı tarihini ne de Osmanlı tarihini biliyorlar.Sadece kısaca şunu sormak istiyorum; madem demokrasinin kök değerleri bizde vardı; bu anlamda batıdan bir şey almaya lüzum yoktu o zaman Cemel savaşımda 30000 Sıffın savaşında 70000 kişi niye öldü?Osmanlı tarihinde kundaktaki bebeler niye katledildi ehli vatan? Sizin akılcı bir yönetim sistemimiz olsaydı, bu anlamda herkesin yetki ve sorumluluklarının belli olduğu bir yapı olsaydı bu facialar yaşanır mıydı? Beyler Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.Allah biz insanlara akıl diye bir nimet vermiş.Ama boşuna dememişler;görenedir göre ne, köre nedir köre ne?
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 01:13
1
Molla Hüsrev, bu tür rakamlarla demokrasi güzellemesi yapma. 1500 Sene önce değil daha 60 sene önce, ikinci dünyaa savsşı esnadında, demokrasi ile yönetilen ülkeler, bir birinden 50 milyon kişiyi katletti. Bu rakama bakarak konuşacak olursak, demokrasi kapıdan içeri konacak nesne değil.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 08:28
1
Molla husrev Bey Buğűn degil 30 bin 70 bin 30 Milyon insan olduruluyor bugun ortalik kan golu műslűmanlar tarumar ortadoguda ırz namus kalmadi her Bayram arefesi yuregimiz hancerleniyor bunun sorumlusu yoksa DEMOKRASI DEGILMI? DEMOKRASI havarileri irak Afghanistan suriye misir I ne yaptilar. Ne gűzel DEMOKRASI geldi ortadoguda kurtuldu...
Molla Hüsrev 13 Eylül 2017 01:48
0
Sayın KARAR OKURLARI, ikinci dünya savaşına demokrasi sebep olmadı; demokrasiyi araç olarak kullanan Hitler gibi diktatörler sebep oldu ve bunun sonucunda 70 milyon insan öldü.ikincis olarak Ortadoğu daki bu trajedinin sebebi batıdan daha çok biziz.islam dünyasındaki kifayetsiz,basiretsiz,vicdansız,halkını düşünmeyen yöneticilerdir.Bilmem anlatabildim mi sayın karar okurları...
ramazan gün 11 Eylül 2017 21:59
mehmet bey... öyle biraz patavatsız, orta malı lisanla yazıyorum bazen; yayınlanıyor yayınlanmıyor, bununla ilgili bir endişem yok da... bazen kantarın topuzu kaçıyor veya maksadını aşan üslub sergilemiş olabiliyoruz... kusura bakmayın emi... sonra... demokrasinin kaynağının 'seküler akıl' olduğu fikrine nereden düçar olduğunuzu bilmek isterdim. zira demokrasinin öz dayanağının İNCİLDE VURGULANAN KARDEŞLİK OLDUĞUNU beyan eden teziyle ortada olan bir büyük (gerçekten büyük) filozof geldi aklıma (adını vermeyeceğim)... sonra... seküler veya değil, akıl veya sezgi artık her ne ise, efendim bizler dmokrasiyi 'başkasının tarlasında yetiştiği için' reddetmiyoruz. kendisinin (batıda da bin türlü tartışmaya mevzu olmuş) hakkın, hakikatin tecellisinde 'uygulanabilir bir metod' ortaya koyamadığı için, çok defa da bunu batılı referanslar sebebiyle temkinle karşılıyoruz... BİR MÜSLÜMAN OLARAK, şöyle bir ilavemizde oluyor haliyle, hakkı ve hakikati bulduğu iddiasındaki bir kişi, onu kalabalıkların gürültüsüne feda mı etmelidir yoksa tüm imkanlarıyla ve yalnız da kalsa onu savunmalı mıdır?... yoksa... demokratik bir nizamın -öyle yada böyle- faşizm, komünizm ve herhangi bir diktatöryadan daha ehveni şer olduğuna bir itirazımız mevcut değildir...(fakat ve lütfen bu 'cari olan makul ve doğrudur' anlayışından vazgeçiniz) bizim -aradaki merhaleleri atlayıp- en uzak hedef olarak işaret etmeye çalıştığımız mesele toynbenin doğu-batı meselesinde bahsettiğinden mülhemdir; doğu, batı karşısında apıştığı ve onu referans almaya başladığı andan itibaren büyük bir hatadan, daha büyük bir hataya geçtiğinin de farkına varmadı; batı dan alabileceği hiçbir müsbet şey olmadığını göremedi. aldığı ve kurtuluşa vesile sandığı yegane şey, büyük bir varoluş sorunu, devasa bir kafa kargaşası idi. zira batıda 'sorundan' başka bir şey yoktu. (eski-eksik aklımda kaldığı kadarıyla böyle idi)... ne tuhaf değil mi; toynbe, batıyı bekleyen iki büyük tehlike olarak ırkçılık (ve buna bağlı, insan hakları ihlalleri, hukukun mümkün olamaması, özgürlük alanının daralması vb hususları da) ve alkolizm-uyuşturucu olarak teşhis edip, ardından, islamın bunlar üzerine tabi bir deva olduğunu söyledikten sonra, üzerine bir de 'istikbal islamdadır; denenmemiş bir o kaldı' derken(hani köroğlu mahlaslı bir yorumcu iki de bir bana 'tarih bunu gösterdi' diyor ya; tarihse tarih...), biz de müslüman yazar çizerler 'demokrasi talebindeler'... söylediklerinizi anlamıyor değilim; başından beri gelen eleştirilere dair, duvergen, hebermas vs çizgisinde 'modern demokrasiye' dair gelişen savunma mekanizmasının oluşturduğu 'terminoloji' içinde artık, özü itibarıyle 'iktidara gelme ve onu kullanma metodu' olmaktan 'fazla bir şey' ihtiva eden 'yeni demokrasi' kavramından bahsediyorsunuz. ama bunun aynı zamanda 'büyük bir kafa karışıklığı' yarattığını da görmek gerek... dolayısı ile, bir kavram veya meseleyi ele alırken, önce 'öz' haline inmek ve sonra 'levazımlarını' mesele yürüdükçe yürütmek gerektir. 'yok, bulduğum gibi alırım, intibacıyım' da denebilir tabi ama o zaman da 'mevcut olanın, cari olanın, tarif edilen ve kavramsal olarak ortaya konulanla hiç alakası olmadığı' durumunu da bir 'intibacı' olarak kabul etmek gerek... sonra şöyle bir şey de var; kelam da da geçiyordu galiba; iki şeyden biri diğeri varolmadan mevcut olabiliyorsa, o şey diğerinin özüne-aslına dair değildir... hal böyle olunca, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, adalet, özgürlük vb demokrasi olmadan da -hem teorik olarak ve hem de pratik uygulamalarında- varolmuşlarsa, bunlar demokrasiyi ayrıca şart koşan meseleler değildir; değil mi?... yani vilhelme 'berlinde hakimler vardır kardeşim!' diyen alman köylüsü demokrasiden tümüyle bi haberdi... veya islam pratiğinde serapa örnekler de aynı... güçler ayrılığı; temsil mesela- nasıl olmuş diye şeyhülislama soran beyazıta, 'olmuş da yanında meyhanesi eksik' lafını sokabilen namuslu adam, bu meseleyi tümüyle halletmiş değil midir?... üstelik... 'güçler ayrılığı' demokrasinin 'aşil topuğudur'; her ne kadar çok defa farkedilmeden, sanki demokrasinin levazımındanmış sanılsa da... (nasıl? ve neden?)... ipucu; eflatunun demokrasi paradoksuna kadar dayanan bir meseledir... ha!.. özür!.. (gerçi gözü ilşmiş olanlar zaten bildiği için tekrara da gerek görmesem de) 'namus' beyanı halinde tekrar ifade edeyim ki; BEN BÜYÜK DOĞUCUYUM!.. ne kadar liyakatliyim; o daima tartışılır ve hep kaybedebilirim; lakin durum bu...
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 11:42
0
Sonundaki mensubiyet beyanı eğreti durmuş. Sanki bu kadarlkafı bu beyan için yspmışsın...
Veni vidi 11 Eylül 2017 21:56
Bunlar hep düşük IQdan kaynaklanıyor
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 16:27
Yahu ne günlere kaldık..Adamlar demokrasinin kaçıncı versiyonunu çıkarıp kullanıp bıraktılar. Biz daha ilk el ve demode demokrasi üzerinde geyik yapıyoruz..Ya bu İslamcılar yok mu..takılı plak gibiyiz.. Peki bu kadar önemli ve üzerinde tartışıp,bu yüzden birbirimitekfier ettiğimiz zıkkım ise YÖNETİM;SİYASET,İDARE VS .. Neden Kur'an ve Sünnet/Hadis ile kim, nasıl,hangi şartları taşıyan,nasıl tayin,taktir,azil,soruşturma ile görev bitimi gibi hususlar da bir şey söyleme gereği duymamışlar..?? 1400 sene geçmiş hala bir yönetim modeli bulamadık mı..? Yönetim işi din işi mi dünya işi mi..? Yöneticilik dini mensubiyet işi mi değil mi.? İslam da muhalefet var mı yok mu? Karma toplumsal bir ülke de islam ile yönetmek ne demek tir.? Demokrasi küfürmüş .Nasıl oluyor..? Yönetme işi kişi midir ,yöntem midir?Yöntemin dini imanı olur mu? Bizi kimin yöneteceğine kim karar vermeli?
muzaffer polat 11 Eylül 2017 15:19
ey yazar . biz demokrasiye karsi degilizki biz benimsedik demokrasiyi. Bizim karsi ciktigimiz emparyalist batililar bizi yonetmek istiyor cikarlari dogrultusunda,biz liderimizi emparyalistlerle mucadele ettigi icin beraberiz olumunede tutacagiz siz herhalde Turkiyede darbeyi gormediniz. bol keseden demokrasi nutugu atiyorsunuz.ayip oluyor biz herseyi senden daha iyi biliyoruz.
VATANDAS 11 Eylül 2017 12:44
Çok kapsayıcı bir yazı.Maalesef anlttığınız gibi.Kaleminize güç versin Rabb'im.
evin 11 Eylül 2017 12:10
Batıyı takip etmemiz gerekir. Başka çare yok. Kurtuluş batıdadır. Demokrasi çıtası yükselecek. Yoksa ortaçağ karanlığına dönüş söz konusu. Batı tek gerçek yol göstericidir. Diğeri gericilik olur.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 17:03
0
bu evin olamaz.
Akif 11 Eylül 2017 18:51
0
Bence bu evin, gerçek evin, değil.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 01:58
0
İslam kast edilerek orta çağ karanlığı işaret ediliyor. Orta çağda karanlık olan Doğu değil Batı idi. Ayrıca demokrasi hangi çağın icadıdır. Sanayi devriminden sonra mı icat olmuştur. Eğer öyleyse Batının kalkınmasına, yani sanayi devrimine demokrasinin bir katkısı olmamıştır. Peki bize ne diye kalkınmak için demokrasi şarttır deyip duruyorlar.
Z. Yardım 11 Eylül 2017 12:03
Sizi tebrik ediyorum. Kutluyorum. Karşılığını bulmasını ümit ediyorum.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 11:53
Hz. Peygamber (sav) bir vasiyet bırakmadan gitti. Daha cenazesi kefenlenirken riyaset tartışması başlamıştı. 4 halifenin her biri farklı yollarla seçildi. Sonra saltanat geldi, şiddetli bir itiraz olmadı veya olamadı. Yüzyıllarca hiç kimse saltanatın İslam'a uymadığını, şirk olduğunu söylemedi. Sonra sadece Türkiye yarım yamalak bir demokrasiye geçti, radikal İslamcılar arasında kıyamet koptu. Vay efendim şirkmiş, küfürmüş, insanlar Allah'ın kanunlarını değiştiremezmiş. Alternatif gösteremiyorlar. Kafalarından geçenler ise Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan gibi kimsenin gidip yaşamak istemeyeceği modellere çıkıyor.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 17:06
0
Sayın okur, saltanatın şirk olduğunu düşünme nedenleriniz nelerdir, açıklar mısınız? Bilgi edinmek maksadıyla...
Veni vidi 11 Eylül 2017 21:58
0
Alternatif göstermemelerinün nedeni ellerindeki gücü bırakmak istememeleri
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 11:25
"Yiğit düştüğü yerden kalkar" oz degerlerimizle bir gun dirilecegiz. Hz. Omer gibi Abbasiler gibi ,omer bin Abdul Aziz gibi Selçuklu gibi, osmanli gibi Endulus gibi ... Demokrasi uretici hirsizlari bizden caldiklari degerlere DEMOKRASI KILIFINI gecirip ve bununla bize vurmaya basladilar.bugun islam dünyası bu durumdaysa "Demokrasi üreticilerin yüzundedir. Demokrasi adi altinda girdikleri ortadoguyu kan gölüne çevirdiler , dünyanın her tarafından müslümanlar katlediliyor yoksa bunu islami değerler mi söylüyor.Nerede BATI DEMOKRASİSİ... yani demokrasi tarihi purupak mi ki Islam tarihindeki adaletsizlikten bahsediliyor ... evet bugun muslumanlarin buyuk sorunu var . Hayatin her alanina yonelik aklımızı sahih islami degerlerle formatlamaliyiz. Ama öz değerlerimize başka bir isim takmadan yapmaliyiz.ALLAH ISMIMIZI KOYMUŞ " MUSLUMAN" Demokrasi sadece batının kendisi için geçerlidir . Bize ise kan ve göz yaşı.... Sayın ocaktan ; Felsefik yorumunuzu bırakıp biraz da fıtrat aklıyla yazmanızı arzu ediyoruz.
Sırrı 11 Eylül 2017 10:55
Aklını kullanmadan Kur'anı okuyan, İslamı, bir siyaset, bir rejim olarak gören bütün Müslüman dünyasına ders niteliğinde bir yazı olmuş. Ama akıl kullanmadıkları için bir etkisi olmayacaktır, akılsız Müslümanlık başarılı olamaz.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 13:35
9
Sırrı, çakı bulmuş çocuk gibi, aklınla fazla oynuyorsun.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 10:29
Mehmet bey son 1 yilda okudugum en guzel yazilardan biri.demokrasiden hukukun evrensel ilkelerinden insan haklarindan yoksun islam ulkeleri bagnaz ve yobazlasiyor. aşırıcılar burdan doguyor.oysa islamiyet medeniyettir.guzelliktir.huzurdur. ahlaktir.
Hasan 11 Eylül 2017 10:23
Hic bir islam ulkesi demokrasi ,kanun duzen istemiyor,bizler kisa yolu seviyoruz,herseyi egip bukmeyi seviyoruz.kurallar ve duzun islam ulkeleri icin degil.hic bir teknologi uretmiyoruz, sadece iphone alip hava atmayi seviyoruz.demokrasi biz gore degil,hak hukuk bize gore degil.bir lider cikip butun rusvet, adam kavirma ,uckagit bitecek hak hukuk gelecek dese kac kisi oy verir acaba?
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 17:02
0
DOĞRU SÖZE NE DENİR! biz toplum olarak hazır değiliz demokrasiye.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 10:08
Son derece popilist, indirgemeci, felsefi analizden mahrum ve demokrasi lehine hamasi, orta malı cümleler kurmuşsunuz Sayın liberal islamcı Ocaktan, biraz daha gayret ederseniz batıcı aydınlanmacıları sollarsınız, ha gayret! Olacak.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 13:51
3
Sen daha kapsayıcı yaz üstad. Daha kapsayıcı ne yazacaksın merak ediyorum. Yoksa kapsamı daha geniş tutucağım diye türevin türevini almayasın sakin.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 09:59
Ortalama seçmenle beş dakika konuşun,bu demikrasi karşıtlığı için yeterlidir. Winston Churrchil
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 22:49
1
Churrchil, ukalalık yapmış.
sefure 11 Eylül 2017 08:59
elektrikte seküler aklın ürünü, otomobil de, uçak da... evde karanlıkta oturup, at arabasıyla yolculuk etsinler madem...
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 13:39
6
Sosyoloji ile fizik, kimya aynı şey değil. Önce onları ayrı, ayrı düşünmesini öğren.
KARAR OKURU 11 Eylül 2017 02:03
Yazınızla çelişmeyin, toplumlumsal hayatı sevk ve idarede islamiyet demokratik bir yönetim için gerekli normları ortaya koymuşken, adını demokrasi koyanların mı olduda demokrasiyi batı icat eder olmuş. Batı doğunun herşeyini çalarak bugüne gelmiştir. Hırzısını sevenide ilk defa gördüm. Pehh. Evet müslüman coğrafya bu anlamda sıkıntılıdır. Bu bizim çözmemiz geteken ciddi bir sorundurda. Durup dururken mi olmuştur. Batı çorba gibi her yeri karıştırmış. İstediği ülkeyede gölge krallar atamış. Dünyada istediği gibi at koşturmuş. Bak biraz toparlanıncada neler oluyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN