Back To Top
Dinin kapıları demokrasiye kapalı mı?

Dinin kapıları demokrasiye kapalı mı?

- A +

İslam ve demokrasi ilişkisinin son yüzyılın en önemli tartışmalarından birisi olduğu muhakkak. Aslında sadece İslam ülkelerinde değil, Batı dünyasında da zaman zaman din- demokrasi bağlamında benzer tartışmalar yapılmaktadır. Ancak kabul etmek gerekiyor ki, bu ülkelerde İslam-demokrasi tartışması kadar yoğun bir tartışma alanı oluşturmamıştır.

Muhtemelen İslam toplumlarında dindar ve seküler kesimler arasındaki çizgiler kesin hatlar oluşturduğu için tartışmanın şiddeti de yoğun olmaktadır. Mesela bazı aydınlar ve din uleması demokrasinin İslam’la çeliştiğini, bu yüzden de demokrasiye ancak bir geçiş süreci için tahammül edilebileceğini söylemektedirler.

***

İslam toplumlarında demokrasiye karşı en sert tavırlardan birisi radikal (cihatçı) selefilerdir. Hemen belirtmek gerekiyor ki bu selefi tanımlaması, tamamen gelenekçi bir İslami akımı ifade için kullanılmaktadır. Maalesef insanlığın tarihi tecrübe ve birikimini, kültürel zenginlikleri gözardı eden, dini lafız ve şekil üzerinden algılayan bu bakış açısı hayatın ve toplumun dinamik yapısını da dikkate almamaktadır. Mesela ‘Demokrasi Bir Dindir’ adlı kitabında El-Makdisi, demokrasiyi Tağuti bir yönetim tarzı olarak tanımlamaktadır.

İslam dünyasındaki seküler/laik aydınlar da benzer bir şekilde İslam’ın sadece İnanç esaslarını değil, dünyevi bir çok hususu da tanzim eden bir din olması hasebiyle, hayatı insan iradesiyle dizayn eden demokrasi ile asla uyuşmayacağını iddia etmektedirler.

Buna karşılık Batı’da sayıları az olmakla birlikte önemli entelektüel bir grup ve İslam dünyasında sayıları giderek artan Fazlurrahman, Abdulvahhab El Efendi, Malik Bin Nebi, Cabiri ve Gannuşi gibi aydın ve siyaset insanları ise İslam ve demokrasinin birbirinin karşıtı ya da alternatifi olmadığını ifade etmektedirler.

Çünkü İslam’ın demokrasi ile bağdaşabileceğini düşünenler, demokrasiyi rejimden ziyade bir yönetim mekanizması olarak tanımlamaktadırlar. Mesela Gannuşi’ye göre, bugün İslam dünyasında asıl sorun, demokrasinin varlığı değil, yokluğudur.

İslam toplumlarının bugün içine düştükleri açmazdan kurtulabilmelerinin tek yolunun demokrasi olduğunu belirten Abdulvahhab el-Efendi’ye göre demokrasi, asli ve vazgeçilmezdir. Müslüman toplumlar, İslami taleplerin serbestçe tartışıldığı ve yeniden biçimlendirildiği İslam’a, demokratik ortamlarda ulaşabilirler.

Aynı şekilde el-Efendi’ye göre, “Müslüman topluluklar özgürlüğe ve demokrasiye fazlasıyla öncelik vermeliler ve daha yaratıcı formüller bularak modern ulus-devlet adlı deli gömleğinden kurtulma yoluna gitmeliler. Yıllardır var olagelen ve değişmeye devam eden, insanlara somut faydalar veren demokrasiler, halifelik hakkındaki yüzyıllardır süren bir tartışmanın kurbanı yapılıp göz ardı edilemez. Ve İslami kaynaklar (şura, icma vs.) üzerinden, demokrasi için dolambaçlı, anlaşılması güç meşrulaştırmalar yapmaya gerek yoktur. Çünkü apaçık gerçek şu ki, demokratik düzen, kıyaslanamayacak ölçüde despotizme, tek adama dayalı ya da kliklere dayalı düzene tercih edilir. Ve demokrasinin dile getirdiği değerler, İslam ile uyum halindedir. İslam, asırlardır insanoğlunun benimsediği değerlerden farklı bir söylemle gelmedi. Ve insanoğlunun değerlerine, yeni ya da alışılmadık tanımlar getirmedi.”

***

Açıkçası görmemiz gerekiyor ki, modern dönemde dini düşüncenin kendini yenilemek yerine, geleneksel öğretiye sadık kalınarak geçmiş dönemlerin tecrübe ve kültürlerini insanlara alternatif olarak sunarak İslam toplumlarında bir demokrasi inşa etmek mümkün değildir.

İslam dünyasının bugün içine düştüğü zilletten kurtulabilmesi için, özellikle İslam ulemasının zihni planda arkaik düşünceden kurtularak insan hakları, hak ve özgürlükler, demokrasi, ötekinin hakkı ve adaletin vazgeçilmezliği gibi konularda günümüz insanına net ve anlaşılabilir mesajlar vermesi bir vecibedir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 31 Ağustos 2017 05:37
İslam dünyasının içinde bulunduğu durum bir sıkıntıdır. Asla "zillet" değildir. Bunu böyle gören kişinin İslami düşünce ve inancında "zillet" vardır. Dikkat etmesi gerekir
KARAR OKURU 26 Ağustos 2017 15:07
Esas problem cemaatlerin ve sivil toplum kuruluşlarının birbiri ile muhabbetlerinin eksikliğinde. Aynı yerden icazet alanların dahi muhabbeti eksik ise toplumun bütününe hitab edici demokrasi gibi kavramlar gündemlerinde pek yer bulamaz. Buna "islami" dememek lazım. İslamda makam mevki babadan oğula, kıza, damada, bacanağa, enişteye, dünüre vs geçer diye bir şey var mı?
Bekri Mustafa 26 Ağustos 2017 00:49
Demokrasinin unsurları güçler ayrılığı,eşitlik,adalet,basın özgürlüğü,sivil toplum,seçimler ve siyasi partiler diyebiliriz.Bunlar dinin temel değerleriyle çelişmiyor.Yani demokrasi eşittir şeriat diyebiliriz.Peki Tr.de halkımız demokrasiyi nasıl biliyor? Sadece seçim olarak.Bu kelimeye niye bu kadar mesafeli?Batılı bir kavram olduğundan.Yani şuna benziyor televizyonu Batılılar icad etti kullanmayalım.Sen icad et,adını sen koy.Bence kelimelere çok takılıyoruz.Kaybeden halk oluyor gerisi siyasetçilerin rant kavgası...
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 18:46
mehmet bey bu saatten sonra ne bir tarikat veya cemaat veya vakif dernek ne de siyasal islamci partiler.emin olun sag partilere dahi oy vermeyi dusunmuyorum artik.imam hatipli oldugumu da belirteyim. hayirli cumalar.saygilar
Doğrucu Davut 26 Ağustos 2017 00:53
0
Maalesef yaşadıklarımız bize şunu gösterdi; Tr de sol siyaset çöpse sağ bir leştir...
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 18:09
Din= Vicdan dır Vicdan var mı yok mu? Varsa zaten tüm insanlara hoşgörülü bakarsın. Yoksa da asar keser yağıp gürleyip sonra da dindarım diyemezsin.
demokles 25 Ağustos 2017 17:05
1. Demokrasi nedir? Yazar ve yorumcular ne anlıyor? 2. Demokrasiyi kim ileri sürdü? Kim geliştirdi? Müslümanlar mı? İslamiyet mi? 3. Müslümanlık nedir? Bizler müslümanlıktan ne anlamalıyız? veya (İman etmenin dışında) müslümanlığı nasıl anlamalıyız? 4. Müslümanların gerçekten demokrasi istekleri/ihtiyaçları var mı? 5. Büyük ihtimalle bu soruların ortak bir cevabı olmayacaktır. Olmuş olsa müslümanlar bir birini boğazlamaz. Dolayısı ile bu sualler cevaplanmadan konunun anlaşılması veya bir yere temellendirilmesi kolay değil. Bununla beraber yazar müslümanları İslamiyeti anlayış biçimlerine göre Akılcılar (aklın ve ilmin yolunu takip edip kendini geliştirenler) ve Nakilciler ( Kurandan başka bir şeye ihtiyaç duymayanlar, yazarın Selefi diye ifade ettikleri) diye ayrıştırdığını görüyoruz ve anlıyoru(m)z ki; 1. Selefi çizgisinde olan müslümanların Demokrasiye ihtiyaçları yoktur. Demokrasi bir tramvaydır görüşü. 2. Ben mülümanım ve kendimi geliştirmek istiyorum, bu nedenle Aklın ve İlmin yolunu takip ediyorum çizgisinde olanlar Demokrasiye ihtiyaç duymaktadırlar. Demokrasinin bir tramway olmadığı görüşünde olanlar. Özet olarak müslümanların Demokrasi tercihleri İslamiyeti ne/nasıl algıladıklarının bir sonucudur.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 17:00
Sayın yazar, referans verdiğiniz kişilerden Fazlurrahman ve Cabiri Kuranın sosyal hayatla ilgili düzenlemelerinin tarihsel olduğunu yani tarihte kaldığını , dahası Kuran lafızlarının Hz Peygambere ait olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmiş kişilerdir. Diğerlerine gelirsek.. Ülkeleri işgale uğradığı için yaşadıkları travmanın sonucunu yansıtan fikri çabalar ortaya koymuşlar, tıpkı bizim batıcı aydınlarımız ve modernist İslamcı aydın- alimlerimiz gibi Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde. Şimdi İslamın siyasi, sosyal ve ekonomik hayatla ilgili sözünün olmadığını olamayacağını söylüyorsak mesele yok.İslamın hayatın tamamını kuşatan bir din olduğu fikrine sahipsek Demokrasi- İslam tartışması haklı bir tartışma olarak kalacaktır.
Z. Yardım 25 Ağustos 2017 15:54
Toplumların çimentosu din değil laikliktir. Herkesin dini kendinedir. Bir çırpıda kendi mezhebinizden olmayanları yok edemiyeceğinize göre beraber yaşayacağınız formülü bulacaksınız. Yoksa asırlarca sürecek mezhep savaşlarının içinde kendinizi bulursunuz. Din demiyorum, mezhep. Çünkü din savaşları bitmiştir. Son yılların savaşı müslümanların mezhep egemenliği savaşıdır. Türk halkları bu savaşın içine girmeyecektir. Girmemelidir. Huzur yoktur orada. Zaman bireyin önplana çıktığı zamandır. Bireyler geliştikçe toplumda gelişecektir. Gelişen bireyin oluşturduğu toplumlar orta çağ savaşları yapmazlar.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 12:30
NEDİR BU MÜSLÜMANLAR ÖZELEŞTİRİ YAPSIN FURYASI. SİZ YAPIN ÖNCE ÖZELEŞTİRİNİZİ. GÖREN DE KEMALİSTLER SOLCULAR HERŞEYİ HALLETMİŞ, HER KONUDA HAKLI ÇIKMIŞ. YAPMIYORUZ KARDEŞİM ÖZELEŞTİRİ, İŞTE O KADAR
İhsan 25 Ağustos 2017 13:03
1
Merak etmeyin solcular tatlısu solcusu diye kendi camialarını isim vererek çok iyi eleştriyorlar, yayınlarına bir bakın yeter,kemalist kesimde çok farklı eleştirel sesler var ,farklı gazeteler var : alnı secdeye varıyor diye her müslüman çok iyi denirse ve her türlü ikiyüzlülüğünün üstü örtülürse ortada ne din kalır ne de dindar: kaldı ki saplam bir özeleştri o kesimin kendini toparlamasını sağlar:suriyeli göçmen bile türkiyede yaşamayı düşünmeyip almanyada yaşamayı düşünüyorsa islam dünyası ya da müslümanlar biz nerede hata yaptık diye sormamalı mı :
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 13:07
3
madem öz eleştiriyi bu kadar önemsiyorlar ki haklıllar önce kendilerine kemalist, atatürkçü,ulusalcı diyenler sonra fetöcü mankrutlar sonra hendekçi pkklılkar sonra liberal görünümlü faşistler sonra kopenhag kriterlerini işlerine gelmediğinde rafa kaldıran avrupa sonra tırlarla pkk ya yardım götüren ameridga sonra da aldığı posiyona göre yazıp çizen köşe yazarları şöyle güzel bir özeleştiri yapsınlar da görelim neymiş bu özeleştiri dedikleri...
SD 25 Ağustos 2017 15:18
1
Belki inanmayacaksınız ama gayrı-resmi tarih yazımı yaygınlaştıkça ve okundukça, bazı Osmanlıcılar ve bazı Kemalistler geçmişte ciddi hatalar yapıldığını kabul ediyorlar. (Bu arada ben Kemalist veya şucu bucu değilim. Sevmem öyle tapınmalı, sütten çıkmış ak kaşık misali ideolojileri.) "Özeleştiri yapıyorlar" demiyorum çünkü "özeleştiriniz" kendi yaptığınız ya da yapmadığınız şeyler için geçerli olur, başkalarınınki için değil. Örneğin, tanıdığım Kemalistlerden biri Tan Matbaası baskınını veya ne bileyim 46 seçimlerini bayağılık, korkaklık veya acımasızlık olarak değerlendirebiliyor. Bunlara gözlerini kapatanlar da yok değil tabii. Ama ne yapalım, bu onların kabahati ve tercihi. Neye inanırsak inanalım, önce yanlışa "yanlış", zulme "zulüm" diyeceğiz. Yoksa eleştirdiklerimizden bir farkımız kalmaz.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 16:14
1
karar okuru sakin ol. sana söylemediğinden eminim. o başka müslümanları kastediyor.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 17:14
1
Yapmayın boşver
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 17:14
1
Öz eleştiri kişinin kendisini geliştirmenin birinci basamağıdır. Günahtan arınmanın ilk yolu dur, nefsi terbiyedir.
Takipci 25 Ağustos 2017 11:58
Sn Yazar, yazinizin mesajina ve son paragraftaki dileklerinize yurekten katiliyorum. Fakat 1400 yil oncesini referans alarak bu is nasil olacak? Daha dogrusu olabilir mi?
??? 26 Ağustos 2017 15:04
0
NE KADAR GERİYE GİDİLSİN MESELA?1200,1000,600,250?
Köroğlu 25 Ağustos 2017 11:51
Bir futbol takımını bir diğer futbol takımından ayıran şey nedir? Bir futbol takımın taraftarı bir başka futbol takımın taraftarını bıçaklayarak öldürecek hale nasıl gelir? Aidiyet duygusunun psikolojik mekanizmaları, ait olunan kümenin içeriğinden/niteliğinden bağımsızdır. 5 milyon yılın 4 milyon 990 binini 20-150 kişilik kümeler halinde avcılık ve toplayıcılık yaparak geçiren atalarımız için bir sürüye dahil olmak şarttı: hayatta kalmak, aş ve eş bulmak için. Sürünün hangi sürü olması önemli değildi, ama bir sürüye dahil olmak şarttı. Evrimin bize hediye ettiği psikolojik içgüdülerimizden biri de bu aidiyet duygusu. Neolitik devrim sağolsun, artık 20-150 kişilik kümelerde değil milyonluk kümelerde yaşıyoruz ama aidiyet duygumuzun mekanizmaları hala eski dünyadan kalma. Bu aidiyet duygusunun tatmin yollarından biri milliyetçilik mesala. Türk (ya da Kürt ya da İspanyol) nedir desen anlamlı bir cevap bulamazsın. Sonunda dille ilgilidir falan dersin ya da sübjektiviteye sığınır, kendini Türk hisseden Türk'tür, Kürt hisseden Kürt'tür der çıkarsın işin içinden. Bütün insanlık tek dil konuşuyor olsa idi kendini Türk ya da Kürt hisseden çıkar mıydı acaba? Çıkmazdı: aidiyet duygusu ait olunanın niteliğinden bağımsızdır. Din de böyle. Bir dine aidiyet duygusu o dinin içeriğinden bağımsız. Erdoğan, Tuğçe Kazaz, Bağdadi, Hamaney, Bülent Ersoy, Aziz Sancar, Adnan Hoca hepsi aynı dine inandıklarını söylüyorlar. Eğer kullandıkları sembollere bakarsanız doğru, ama değerler sistemine bakarsanız bu isimlerin hiç biri aynı dine inanmıyor. Yani: dinin sabit bir içeriği yoktur. Kendine müslüman diyen 1,7 milyar insanın, birbirinden 360 derecede farklı 1,7 milyar değer sistemine koyduğu ortak bir etiketten ibaret "İslam dini" terimi. Aidiyet ile ilgili bir şey. İçerik ile ilgili bir şey değil. Demokrasi talebi kırsal tarım toplumlarında olmaz, şehirli sanayi/bilgi toplumlarında olur. Kırsalda birey yoktur, olamaz: cemaat vardır. Anonimlik sayesinde şehirde cemaatler çözünür, birey ortaya çıkar. Demokrasi bireyin talebidir, cemaatlerin değil. Türkiyeliler şehirleşip bireyleştiğinde demokrasi talebi gelecektir. Din bu konuda irrelevanttır. Demokrasi talebine uygun bir içerik bulunur. Ama daha orada değiliz.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 13:05
0
Güzel bir yorum,elinize sağlık :
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 16:32
0
dinin irrelevantlığı noktasına pek katılmıyorum çünkü din, daha doğrusu din algısının bugünkü hali, demokrasi talebine ket vuruyor. hatta demokrasiyi kötü birşey olarak görüyor. aslında değerler sistemi, şehirleşme olgusunu da olumsuz etkiliyor. şehirleşme olgusunu sadece ekonomik gerçeklik olarak düşünmek de yanlış olur. Zaten şehirleşemediğimiz (şehirlerimiz var ama kültürel olarak şehirli olamadık), tebadan vatandaşa dönüşemedik. Hatta teba olmaya büyük bir özlem var.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 11:49
Demokrasinin dogmalarla isi olmaz.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2017 15:14
0
İngiltere, hollanda, ispanya, isviçre de demokrasi var mıymış?
Ahmet Yaşar 25 Ağustos 2017 11:46
İslam dünyasının demokrasiden ziyade laiklikle problemi var. Laiklikliğin -bazı kesimlerce- daha derinden ve daha şümullu etkileri olduğu düşünülüyor... Tabii olumsuz anlamda.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 11:42
İslamizm tepkisel bir hareket olarak demokrasi eleştirisini akiyomatik kavramlar üzerinden yaptı."Tağud" Kuran'i bir kavram olarak her taraf yapıştırılınca müntesip zaten sorgusuz sualsiz Demokrasi yi kafir ilan etti ...Halbuki konu teolojik bir sorun değildi ,siyaset bilimin ve felsefesinin sorunuydu.İslamist her konuda olduğu gibi hazırlıksız yakalandı , slogan hoşuna gitti.Aslında TÜRK mülsüman entelijansiyası da bundan farklı değildi.Rahmetli Ercüment Özkandan, Atasoy Müftüoğlu ve türdeşlerine kadar hatta Hayrettin Karamana kadar öncülleri yanlış oturtulmuş akıl yürütmenin yanlış soncuna vardı.Halbuki Demokrasi ile İslam ontolojik olarak kıyaslanamayacak kadar farklıydı.Aslında "mutlak" anlamda islam ancak özdeşlik ilkesine göre İslamla özdeişti.(Allahtan neşet etmiş daha insan elinin değmediği ilk otantik ilhi hitabın ikazı )Yani ne, Seyit kutbun ne mevdunin, ne Ercüment Özkenın İslam dediğişey NİSPİYDİ ( ve tüm düşünce adamlarının ) Yani vahiyle beslenmeyen keni öznel tasarrufları nidi "doğrusnu Allah blir kaydını da hiçbiri koymadı "...Merak eden müslüman asıl DEMOKRASİ eleştrisini PROF: çoşkun Can Aktanın analizne baksın ...oradaşunu görecek ...Plütokrasi,oligarşinin tunç yasası,seçmenin bilgisizliği ve unutkanlığı sonucu demokrasiler MUTLAK olmasa da nispi olarak İSLAMİ şartları taşıması toplumun yapısı ile alakalıydı.Çünkü siz en ideal İslam devletini de kursanız o sadece sizin kuruntunuzdur.Oda en az Demokrasi kadar İslamla çatışır ..
d 25 Ağustos 2017 11:30
İslam dini adalet,can,mal güvenliği ve kim olursa olsun insanı özgür kılıyor.Sorun bizim kendimizi müslüman zannetmemiz.Kısacası peygamber efendimiz kamil müslümanı beni hekem kılan diyerek tarif ediyor.Kızına bile torpil yapmayan bir peygamberi kaçımız hakem kabul ederiz.Bulunduğum çevrede cemaatçi bir mütahhit milleti dolandır dı insanlar iş yapmak için alevi arıyor ne tuhaf
Akif 25 Ağustos 2017 08:48
Mehmet Bey, sorununun çözümü "İslam uleması"na kaldıysa bu mesele asla çözümlenemez. Kerameti kendinden menkul ulemanın (!) her biri kendi "yorumu"unu "din" sanmakta. Peygamberin örneklendirdiği, Medine Vesikası’na dayanan, farklı din mensuplarını "yurt" paydasında "ümmet" olarak tanımlayan, “çok hukuklu” sistem ortada iken, dine dayalı başka bir referans aramanın gereği ne ? Türkiye’nin sorunu Yeşil Kemalistlerin de, kutsadığı, ulus devlete dayalı üniter Kemalist paradigma. Bu ırkçı dayatmayı ayaklar altına almadan, Peygamberin gösterdiği, Arabın aceme, acemin Araba bir üstünlüğü yoktur, hedefine ulaşılamaz. Bir tarafta benim yorumum din, diyen ulema (!), diğer tarafta, kendini Türk olarak hisset yoksa defol diyen dayatma, düşmanlık, parçalanmışlık, zulüm üretmekte. İktidar hırsına dinden referans arayan “dindar” da yaraya tuz biber ekmekte. Bu ülkede, birlikte huzur içinde yaşayabilmemizin tek garantisi, fikir ve inanç hürriyetine dayalı laikliktir; ana dilde eğitimin anayasal bir hak kılındığı eşit yurttaşlığa dayalı adem-i merkeziyetçi yapıdır; yargının “tamamen” bağımsız olduğu, kuvvetler ayrılığına dayalı sistemdir; adaletin özellikle “öteki” için gerektiğine inanan siyasetçidir. İçeriğini böyle dolduralım da adı ne olursa olsun. Devletin başında kendine oy vermeyenleri “kardeş” kabul etmeyen bir siyasinin olduğu sistemin, adı demokrasi olsa ne olur ?
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 13:55
0
Ne kardeşi yahu! Adam önce terörist dedi sonra tepki gelince ''yok öyle demedim, teröristler de aynı safta dedim'' dedi.
evin 25 Ağustos 2017 08:01
bundan daha önemlisi "dindarlar" demokratik ve özgürlükçü bir toplumda yaşamak istiyorlar mı? açıkçası ben "dindar" vatandaşların çoğunun demokrasi ya da özgürlük gibi talepleri olduğunu düşünmüyorum. son 15 yılda yaşadığımız "ilginç" deneyim de bu gözlemi doğruluyor...
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 12:24
5
siz dindarları, suriyelileri, arapları daha doğrusu sizin gibi düşünmeyen tüm insanları ama özellikle müslümanları niteliğine bakmaksızın sadece öyle oldukları için sevmeyen değer vermeyen tipik bir mikro ırkçısınız nerden mi biliyorum suriyeliler gisin deyip ermenilerle rumlar gelsin demenizden. gerçi ermeni asıllı bir türk vatandaşı olan Markar Esayan kardeşimizi vekil yapan partiden de neferet ediyorsunuz sabah akşam nefret ediyorsunuz sonra da sizin gibi insanlar için insan hakları savunucusu oluyorsunuz ciddiye alınmayınca da niye beni kimse ciddiye almıyor diye daha fazla nefret ediyorsunuz. ahanda sizi ciddiye aldım ,inşallah bu makro düzeye ulaşmadan dünya da sizde toparlanırsınız..
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 13:51
1
@karar okuru 12:24: Milletvekillerini millet seçiyor sanıyordum.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 19:12
0
Ne seçmesi, ne seçimi! Partiler önümüze birer liste koyuyorlar, al seç diyorlar. E siz seçmişsiniz zaten! Listelerde milletvekili adayı olmak için partiye para akıtan bir sürü isim zaten yazılı. Biz sadece "tamam, istediğiniz gibi olsun" diyoruz. Paranız yoksa sizi partiye masa bacağı bile yapmazlar. Biz 58 milyon seçmen olarak her seçimde kandırılıyoruz. Ön seçim yok, bize soran yok, partinin patronu kimi isterse ancak onu "seçiyoruz". Yesinler bunların demokrasisini!
İkbal 25 Ağustos 2017 05:54
Gelecek adına umut veren bir yazı , yazarı kutluyorum .
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 02:47
evet kapali, artik anlayin su gercegi ya yeter yorulduk
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 02:13
Ulemanın ruhuna çoktan Fatiha okuduk. Tarihte ilmin izzetine sahip çıkabilmiş alimler var mıydı bilemem ama ben günümüz Türkiye'sinden bir örnek bulmakta zorlanıyorum. Diyanetin başındaki isim 'Kuran'ın bir ses yarışmasının güftesi haline getirilmesine' itiraz ediyor. Çok geçmeden devletin başındaki insan bu yarışmaya sahip çıkıyor. Madem adamı diyanetin başına getirdiniz bari dinle ilgili mevzularda itibar ediniz. Akşam-sabah TV'lerde gördüğümüz meşhuuurrr ilahiyatçılarımız da gıkını çıkaramadı. Din adamlarının hali budur işte.
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 12:26
2
pensilvanyadaki din adamı kılıklı hain baş mankurtu unutma ama...
KARAR OKURU 25 Ağustos 2017 14:29
1
@karar okuru 12.26 ya da nuraycığım: biz unutmak istesek de sen unutturmuyorsun ki!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN