Back To Top
İslamcılık ve muhafazakar demokratlık

İslamcılık ve muhafazakar demokratlık

- A +

Yakın geçmişte ve günümüzde kimilerince “ölüm ilanı” verilen, kimilerince de en kısa sürede ölmesi gerektiği düşünülen İslamcılık, 1960’lı yıllardan itibaren Mevdûdî, Hasan el-Bennâ, Seyyid Kutub, Ali Şeriatî gibi müslüman düşünürlerin tercüme eserlerinden istifadeyle ümmetçilik ideali etrafında kurgulanan ve İslam’ın devlet, siyaset, ekonomi gibi alanlarda da söyleyecek sözü bulunduğuna bu sayede muttali olan Türkiye İslamcılığı olsa gerektir. 1970 yılında Milli Nizam Partisi ile başlayıp bugün AK Parti ile devam eden hareket birçok kimse tarafından Türkiye İslamcılığının siyasi sürümü olarak kabul edilir. Fakat hem Milli Görüş ve hem de AK Parti çizgisince benimsenen genel dinî söylem Mevdûdî, Seyyid Kutub, Şeriatî gibi fikir adamlarının anlatmaya çalıştıkları İslam ve İslamcılıktan ziyade, Necip Fazıl, M. Şevket Eygi gibi isimlerin dil ve ifade tarzlarında karşılık bulan ve her ne kadar retorikte “asr-ı saadet”, “ümmet” gibi dinî motifler belirgin olsa da temel gıdasını Selçuklu ve bilhassa Osmanlı’ya dair zengin tahayyüllerden alan bir millî muhafazakârlığa karşılık gelir. Merhum Necmettin Erbakan’ın Milli Nizam Partisi’nin tanıtım toplantısında (8 Şubat 1970) yaptığı konuşmada, “Açıkça ilan ediyorum ki bizim partimizin kurucuları Sultan Fatih Hazretleri, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Murad… Sultan Abdülhamid’dir” demesi bu konuda az çok fikir verir.

***

Cumhuriyet döneminde Kemalist merkezin öteden beri din ve dindar kitlelerle başı pek hoş olmadığından, Erbakan Hoca’nın liderlik ettiği siyasi hareket birçok yol kazası yaşadıktan sonra laik rejimle didişmenin faydadan ziyade zarar ürettiğini anlayınca mümkün mertebe rejimin sinir uçlarına dokunmamak ve bu konuda çok hassas davranmak durumunda kalmıştır. Özellikle 28 Şubat sürecinde Milli Görüş’ün derin yaralar alması bu siyasi hareketin kendini sorgulamasına yol açmıştır. Bu kritik sorgulama parti bünyesinde gelenekçi-yenilikçi ayrışmasını doğurmuş ve sonunda yenilikçi kanat bağımsızlığını ilan edip Adalet ve Kalkınma Partisi olarak siyaset sahnesindeki yerini almıştır. AK Parti dönemi birçokları tarafından İslamcılığın iktidarla imtihanı gibi algılanmıştır. Fakat İslamcılıkla ilgili en son tartışmalar bağlamında, AK Parti’nin yönetim kadrosuna yakın oldukları bilinen bazı yazarlar bunun yanlış bir algı olduğunu, çünkü Ak Parti’nin kuruluş günlerinden bu yana kendisini hiçbir zaman İslamcı bir parti olarak tanımlamadığı gibi İslamcılık düşüncesiyle de herhangi bir irtibatının bulunmadığını açıkça vurgulamışlardır.

Aynı camiaya mensup diğer bazı yazarlara göre ise AK Parti döneminde iktidar tecrübesini yaşayan eski İslamcılar bir kriz içerisine girerek İslamcılığı faydalı bir öteki olarak araçsallaştırmış ve reddedilmesi gereken bir olgu olarak görmüşlerdir. Bu iktidar tecrübesi geçmişte maruz kalınan engellemeler ve kısıtlamalardan kurtulmanın yolunu liberal ve demokratik söylemler etrafında şekillenen tezlerde aradığı ve bulduğu için, İslamcılık dilinde sessizleşme ve fakirleşme yaşanmış, İslâmî referanslar siyasal bir dil kaybına maruz kalmıştır. Her ne kadar İslamcı aktörlerin yaşantısında dinî unsurlar görünse de siyasal ve entelektüel dilde İslâmî referansların pek kullanılmaması ve bu dilin gittikçe suskunlaşması iktidar pratiğinin İslamcılığı zaafa uğrattığı kanaatine argüman oluşturmuştur.

Bu tespitlerin yabana atılmaması gerekir. Zira AK Parti’nin ilk zamanlarında Erdoğan’ın bireysel düzeyde İslam’ı referans gösterirken siyasî referans olarak da demokrasiyi telaffuz ettiği bilinmektedir. Yine aynı süreçte partinin muhafazakâr demokrat çizgiyi takip edecek bir parti olarak tanımlandığı da bilinmektedir. Bu tanımlama, bir değerlendirmeye göre jakoben Kemalist geleneğin mabetler ve vicdanlara hapsetmek istediği dinî görünürlüğü siyasal alandan çekerek bireysel ve toplumsal alanda kristalize etme gayretidir. Bu arada İslam depolitize edilerek dinin toplumsal alandaki görünürlüğü muhafazakârlığa yedirilmiştir. Dolayısıyla AK Parti’nin muhafazakârlık söylemi temelde siyasi meşruiyet kaygısıyla belirlenmiştir. AK Parti’nin muhafazakârlık söylemi Kemalist merkeze yönelik olarak, “Siyasal İslamcılıkla ilişkimiz yok” mesajı da içerir.

***

Muhafazakârlık, Cumhuriyet tarihindeki rolü itibariyle İslamcılığa meşru dil servisi verebilecek en işlevsel ve risksiz söylemdir. Çünkü bu söylem katı laikçi Cumhuriyet ideolojisi açısından İslamcılığın radikal talepler ve beklentilerinden vazgeçtiği teminatı anlamına gelirken, birçok İslamcının hâlâ İslamcı bir parti olarak görmek istediği AK Parti açısından da kendi varlığını riske etmeme stratejisini ifade etmektedir. Nitekim dinin muhafazakârlık düzeyinde toplumsallaştırılması hem geniş toplumsal tabanın dinî hürriyet havasını teneffüs etmesine, hem de “din devleti” korkularının giderilmesine önemli katkılar sağlamıştır. AK Parti’nin “yeni muhafazakâr demokratlığı”na ilişkin dikkat çekici bir analize göre geçmiş siyasi çizgisini sahiplenmeyen ve bu tutumu “değişim” diye ifade eden bir siyasi hareketin “muhafaza etme”yi temel değer olarak kodlayan muhafazakârlıkta karar kılmasının beraberinde getirdiği ironi herhalde Türk siyasetinin “sui generis”lerinden biri olmaya adaydır. Değişimden veya en azından mutedil tempoda olmayan hızlı değişimden haz duymamakla maruf olan muhafazakârlığın reel politik ve pratik düzlemde değişimi vaktiyle sembolleştiren bir siyasi partiye ideoloji olarak seçilmesi Kemalist obskürantizmin dayattığı sinikliğin bir tezahürü olsa gerektir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Sefa 04 Temmuz 2017 21:08
Mustafa Hocanın yazılarını normal şartlarda takip eden birisi değilim. Ama son yazdığı yazı ilgimi çekti ve tüm yazılarını geriye doğru okumaya başladım. Hocanın yazılarından öte yapılan yorumların kalitesi beni şaşırttı ve mutlu etti. Benim gibi yaşları 35'den yüksek olmayan kişiler Türkiye'de İslamcılık tartışmalarını değerlendirme ölçüsü 40'dan yüksek olanlara göre daha bir farklı olacaktır. Her ne kadar aynı yazarları ve düşünce adamları okumuş olsakta. Benim burada söylemek ve dikkat çekmek istediğim asıl konu tüm bu yaşadığımız süreçleri birer İslamcılık tartışmasından kurtarmak gerektiğimizdir. Çünkü yakın tarih ve güncel siyaset okumaları gösteriyor ki İslamcılık üzerinden yapılan tartışmaların hiçbiri içerisinde yaşadığımız gerçekliği tam olarak kavrayamamak, hatta onu ezmekle sonuçlanıyor. Bu nedenle aydınlanmacı modern teoriler bile toplumsal gerçekliği tüm çıplaklığıyla yakalamakta bizden daha marifetliler. Şahsım adına Ak partinin hangi İslamcılık çizgisi içerisinde olduğunun hiç bir önemi yoktur. Biraz marksist bir okuma gibi görülsede, Türkiye'nin son 15 yıllık geçmişi kimlerin efendi, kimlerin köle olacağı ile yakından ilgilidir. İslamcılık tartışmalarına ayırdığımız enerjiyi modern toplum okumaları ve kapitalizm okumalarına ayırsaydık içerisinde bulunduğumuz toplumun gerçekleri ile daha net hesaplaşabiliriz.
Zeki 18 Haziran 2017 13:47
İslamcılık:Bir insan eğer gerçekten müslüman ise, onun söz ve fiilleri islamı yansıtır yani İSLAMCIdır. Muhafazakar demokratlık, islamı sistem olarak yaşayamayanların, demokrasi ile harmanlamasıdır. Demokrasi (parmak çoğunluğunun doğruluğu), İslama ters bir sistemdir. İslamda, azınlıkta bile olsa, "doğru" haklıdır.
osman 18 Haziran 2017 01:28
türkiyedeki islamcılığın akif ve necip fazıl çizgisinden beslendiği ve diğer islam ülkeleindeki kadar vulger olmayan bir formda sunulmaya çalışıldığı konusu bilinen bir durum.zaten işin doğası gereği de öyle olmak zorundaydı.milli nizam görüşü içerisinde harmanlanan ve radikalleştirilerek sizinde söyledğiniz gibi değişime odaklanan bir zihniyet zamanla işe yaramayacağı gerekçesi ile içindeki dinamizmden arındırılarak ve açığa çıkan enerjide muhafazakarlığa kanalize edilerek normalize edilmiştir.fakat bu dönüşümün ve söz konusu ayrılığın komplovari bir şekilde danışıklı dövüş olarak nitelendirilemese de samimi olduğu kanaatinde değilim.islamcılık bu fikriyatı taşıyan kadroların içerisinde en iyi ihtimalle latent evreye geçmiştir.fazlası değil.hizmet motivasyonlarını sağlayan en önemli etken olarak da yerini uzun süre koruyacaktır eminim.
İskender 18 Haziran 2017 01:27
İlk defa bir yazınızda algı oluşturma gayretinden ziyade pratiğin analizini yaptığınızı gördüm. Yanlız atladığınız AK Partinin bitmiş olması. Başkanlık AK Partinin bitmesini pekiştirdi çünkü lider öne çıktı. Bu saatten sonra AK Parti ancak kendi liderini yeme işlevini icra edebilir. Analiziniz iyi olmuş. Algı işiyle uğraşmak yerine analiz yapın algı oluşturma işi artık bu uyanık toplumda itici bulunuyor.
KARAR OKURU 01 Temmuz 2017 18:39
0
Algı yapma ifadesine gıcık kapıyorum. Arkadaş adamın fikri var onu da okuyucularına aktarıyor. Eğer doğru bulursan kabu edersin yok bulmazsan etmezsin.
MAHİR KARA 17 Haziran 2017 23:34
İslam ile islamcılık farklı şeyler hocam. İslamcıları anlatacak lügat henüz yazılmadı kanımca. Gayya kuyusu onları en iyi anlatır...
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 23:33
...Bu durum; AKP (iki gurup) nin , sadece Kemalizm in sert ve kısıtlayıcı tavrının tezahürü değil , bilakis batıda da sol/demokrat lerın zaman içerisinde statüko ya dönüşmeleri ve muhafaza etme mücadelesi, değişimin önünde bir engele dönüşmesine neden olmuştur.. Bu minvalde toplumun değişim den kaynaklanan ihtiyaçlarına "bir nedenden" muhafazakar "denilen siyasi kesimler tarafından sahiplenilmiştir ,ki bu durum aslında inançlı(muhafazakar) olmakla -değişim karşıtı - olmanın eş anlamlığı algısının da , iflası olmuştur.. Elitizm hastalığına yakalanmış sol kesim , aslında kendi sosyolojik kültürel monarşilerini kurmuş ve ilan etmektedirler bu durum kendi çelişkilerini oluşturmuş ve kültürel iflasına neden olmuştur.. Halk herzaman son kertede kendinden yanadır.. ki ona en yakın dokuda olan siyasi görüş iktidar olmalıdır.. İslam algımızın tabiki de kurumsal algıdan farklı olması beklenemez ve onun çelişkilerini yaşaması da gayet doğaldır.. Bu soruna "çok büyük hassasiyetle" parmak basmak ise sizlerin vicdanınıza kalmıştır..Bir ülke hiçbir "gurubun" malı olmamalıdır .. Gönülden konuşalım , karnımızdan değil.. Saygılar..
Neyzen 17 Haziran 2017 19:11
".. AK Parti’nin “yeni muhafazakâr demokratlığı”na ilişkin dikkat çekici bir analize göre geçmiş siyasi çizgisini sahiplenmeyen ve bu tutumu “değişim” diye ifade eden bir siyasi hareketin “muhafaza etme”yi temel değer olarak kodlayan muhafazakârlıkta karar kılmasının beraberinde getirdiği ironi herhalde Türk siyasetinin “sui generis”lerinden biri olmaya adaydır.Değişimden veya en azından mutedil tempoda olmayan hızlı değişimden haz duymamakla maruf olan muhafazakârlığın reel politik ve pratik düzlemde değişimi vaktiyle sembolleştiren bir siyasi partiye ideoloji olarak seçilmesi Kemalist obskürantizmin dayattığı sinikliğin bir tezahürü olsa gerektir..." Hay Allah sizden razı olsun hocam, tespit ve tasvirleriniz için.!. Hocam “sui generis”nedir !! Neden Türktipi veya alaturka islamcılık demiyoruz..Bu daha anlaşılır olmaz mı? Zaten felegimiz şaşmış!!İslamcı ZEDELERİZ !! Vallahi hala AKP hareketini kendinden görme ve bu nedenle sahiplenme tavırlarına bakarsak eski kalemşör abilerimiz, ablalarımıza ! Halına koymayacaklar AKP yi ve liderini..,Siz istediğiniz kadar farklı analiz ve tasvir edin..Sizin hakkındaki gerçekliğe dair tespitiniz heeeç önemli del. Halifede, liderde, başkanda, genel başkanda, baş komutanda, İmamda, Mehdide O ! Millete göre..AKP de Alaturka Yenilikçi İslamcı Hareket...Dilipak bi döktürüyor ki..Kanada'dan ..Sorma hocam getsin!! Aksarayın aslında dünya müslümanlarının hilafet merkezi oldugunu , 1000 küsür odada islam devletleri sancaktarlıklarının bürosu olduğunu..Siz kalkmış ölmüş mü, öldürülmüş mü,cinsiyeti mi değiştirilmiş İslamcılık hareketinden bahsediyorsunuz.Değer mi be gözünü sevdiğimin hocası..Sal getsin. Halına bırak.Gide gide bir yere varır zaar.!! Yemişim İslamcılığı modunda arkadaşlar.. .Rant ,ihale, yüzde, imtiyaz, pasta bölüşümü, umreye Ukrayna'ya gitmeler , mutalar, borsada spekülatör polimleri falan filan. Dilipak ve AKP de değişim ve tasfiyeci korosunun kalemşörleri söylüyorlar.. Kusura bakma hocam .sizle alakası yok ama !Baktım siz ciddi ciddi bu meseleyi ele almayı yazmayı görünce aslında trajıkomikhale dönüşmüşler için bir zamanalrın İslamcılarına faidesi olur diye yorulacaksınız..Yazık hocama dedim.Ciddiyim...Hocam kavramın muhtevasındaki anlamın mı yoksa şaftı kaymış biz islamcılarımı !! düzeltmek istiyor dedim.. Bekri Mustafa oğlu ile eve dönerken amininin önünde Vakit yatsı . İçerden kamet getirilmekte.Hele denk gelmiş iken cemaat ile namazı kılalım diye niyetlenip , abdest alıp safa duruyor.Farz bitiyor.Ama bir bakıyorki teraviye davet faslı..Ramazandan haberi yok garibimin.Yakalanıyor yani.Serde inatçılık var. Hemen dışarda bekleyen oğluna varıp, " Evlat al şu ceketi sen eve get.Bu iş inada bindi teraviyi kılıp gelecem " diyor. Hesap bu hocam ..Yapmayın Mustafa Hocam bu sahaya ve bu topa girmeyin..Sizin daha değerli ve önemli işleriniz var..Lütfen sizi bu iş üzer..Nerden girdik lan bu topa diye ..Selam ve saygılar ..
Üniversiteli 17 Haziran 2017 15:25
Sanki Ak parti başarısız olursa islamcılık da yara almasın telaşıyla yazılmış bir yazı havası var. Ak parti için islamcı gömleğini çıkarmamış ama sistemle sorun yaşamamak için demokrasi, muhafazakarlık gibi kavramlardan meşruiyet sağlamaya çalışan bir parti tanımlaması yapmak daha doğru olmaz mı? Ak partinin karar mercilerinin genlerine kadar islamcılığın sindiğini ve yaşadıkları bütün sorunların islamcı reflekslerden kaynaklandığı söylersek daha isabetli olmaz mı? Örneğin dış politika ve bu politikada yaşanan sorunlar islamcı idealizmin sonuçları değil mi?
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 23:54
0
Öyle ..he de gitsin
okuyucu 17 Haziran 2017 15:04
İnsanlar oturup kendi gelecekleri için fikir üretirler.Toplumlarda böyledir.Avrupa'yı ahlak yoksunu hale getirdikten sonra aynı oyunu Müslümanlara oynayan bir zihniyet var ortada.Bu zihniyet yüz yıllık planlar yapmakta ve paraya tapan yerli iş birlikçileri ile planlarını uygulamaya koymaktadırlar.Bu planların en başında da İslam adına ne varsa ters yüz etmekten geçmektedir.Bunu isimleri değiştirerek başladılar.Allah'a Kuran yoluyla inanan ve Kuran-sünnet çizgisinde giden insanlara Müslüman denir.İslamın içini boşaltmak ve Müslümanlara sınıflara ayırarak parçalamak için isimde değiştirdiler.İslamcılık,muhafazakarlık,müslüman demokratlık... ve benzeri isimlerle aslında İslamın içini boşaltmaya çalışmaktadırlar.Onların çabalarını anlıyorum.Ama anlı şanlı hocalarımızın bunu çok rahat bir şekilde kullanmaları ve İslam adına mücadele eden Müslümanları İslamcı diye tanıtmaları hiç bir şekilde izah edilemez.Bu başkasının sakızını çiğnemekten başka bir şey değildir.Mevdudi ve diğerleri kendilerini Müslüman olarak tanımladılar.Batılı Siyonist Yahudiler ise onlara İslamcı dedi.Biz onların kendilerini tanımlama biçimlerine değil Yahudilerin tanımlamalarına göre bakıyoruz.Bu doğru dğil.Rahmetli Erbakan hoca baskının en yoğun olduğu dönemlerde ortaya şıkmış ve islami bir mücadele vermiştir.Şu rahat ortamda onu eleştirenlerin ne yaptıklarını çok merak ediyorum.Ha birde şimdi "İndirlmiş dinciler" türedi.Buda başka bir oyun olmasın mı?
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 12:10
Hakikat bu ...İşimize gelmeyen söylemde bu ...Merhum Erbakan zulme uğramışlığı bir yana( ki bizde zulme uğramışlık la fikrin sağlıklı ve tutar olması ile özdeşleştiriliyor ) söylemleri tam oportünistti.Fakat lider tapıcılığı onu şehir efsanesi haline getirdi.Kapalı toplumlarda durum budur.Demokratik bir ülkede İslamcılık nasıl olursa öyle bir dil geliştirmişti.Silahlı bürokrasiye tek laf söylemez ( bir tek tarihe not düşülmüş kaydı varsa öğrenmek isterim ) Tüm sorunu Amerika ve siyonizm olarak gösterirdi .Halbuki iktidar gelmek istediği düzeni getirmek için söylemesi gereken şeyi ağzından hiç duymadık.. Adil düzen sloganı iktisadi olarak tam fantaziydi,denk bütçe konusu tam illizyondu ( Muhasebe tekniği bilenler bunu anlarlar )Bütçe kalemleri içindeki hazineden alınan avansları gelir olarak kaydedip bütçeyi artı hale getirmesine mülsüman iktisatçıların ses çıkartmayışı ayrı bir oportunizmdi.Hele Havuz sistemi denilen ve varlığı kamu iktisadi teşebbüslerinin varlığına bağlı olan tipik kollektivist iktisadi doktrin çağını çoktan kapatmıştı .Nitekim özelleştirmelerle devletin sırtına nasıl yük olduğu o yapıların nasıl çürümüş olduğu bilimsel bir gerçekliktiama Erbakan bu kitleri arpalık olarak görüyordu ...palavrayı bir taraf bırakalım ...Gemlik Sunğipek ve azot fabrikası sadece iki örnek oraya nasıl adam alındığı imamların elinde alınan belgelerle nasılş istihdam sağlandığı ve yıllar geçtikten sonra dahi özelleştikten sonra dahi TEKEL de dahil o istihdam edilen insanlara devlet hala edilmemi maaşları hala ödedi. Sonuçta Erbakan sadece mazlumdu , onu ahlaksızca iktidardan indirdiler ancak onunda direnecek yapısı hiç yoktu.Zaten düzei Değiştirecek niyeti de yoktu ...
O k u r 17 Haziran 2017 13:50
5
Yazdıklarına bakarak diyebiliriz ki; Erbakan'ı anlamak sana kalın (bol) gelir.
Akif 17 Haziran 2017 17:29
0
Düzeni değiştirmek için niyeti yoktu demek eksik kalır, çapı da yoktu. Bir narsistti hoca. Aşıktı kendisine. Onun siyasetinin en temel ibadeti lidere yani ona itaatti. Eleştiriye, istişareye kapalı; sadece ferman yayınlayan bir liderdi. 70'li yıllarda elinde olan bakanlıkları, özellikle Sanayi Bakanlığını arpalık haline getirmişti. Daha sonraki yıllarda belediyeleri rant kapısı yaptı. Motor fabrikası kuramadı ama, “ahlaksız dindar “ üretim hanesini kuran adamdır Erbakan.
O k u r 17 Haziran 2017 18:31
3
Akif, Hoca sana hepten kalın gelir. Hoca merhum ölmüş gitmiş sen hala taze boyalı basın ağzıyla konuşuyorsun.
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 12:07
Akp artik sorunu cözen degil sorunun taaaa kendisi oldu
Zeki 18 Haziran 2017 13:28
5
Akparti sorunun kendisi değil, çünkü sorun taaa Osmanlıdan beri var. Çözmek için Osmanlı'nın duraklama, gerileme ve yıkılış sebebini bilmek lazım. Merhum Erbakan'ın "millî görüş" diye bahsettiği, Osmanlıyı "Osmanlı" yapan özellik, Veli-mürşide tâbiiyyettir. Padişahtan dağdaki çobana kadar toplumun büyük kesimi mutlaka bir veli-mürşide intisablı olarak yaşamayı, yavaş yavaş terk edince duraklama gerileme ve yıkılış gerçekleşti. Eğer sorunun kökten çözümü arzulanıyorsa, her âkil bâliğ insan mutlaka bir veli-mürşide tâbi' olmalıdır. Başka bir çözüm, çare yoktur.
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 11:14
İslamın demokrasiyle imtahanında oluşan gerilimi jakoben kemalizme yüklemek islamcılık hareketinin kusurlarının görülmesini engeller hocam.sizi tahkir eden adamlar aynı zamanda seçmen birkısmı akp,sp,bbp gibi partilerde yönetici yaptıkları yorumlara bakarak değil muhafazakar demokrat olmayı halleri İŞİD den ancak bir tık yukarda.parkistanda,mısırda kemalistler yok islami demokrasi anlayışı uçuyormu. islamın yapısal sorunları var bunu çözmeden demokrasi içerisinde kendi kimliğiyle var olamaz saygılar.
O k u r 17 Haziran 2017 10:31
Müslümana; Müslüman demek varken İslamcı denmesine karşı çıkanlar, Müslümana; Muhafazakar Demokrat demekte bir sakınca görmüyor. İslami mücadelesini demokrasi sınırları dışına taşımıyan merhum Erbakan Hocanın, kendilerini muhafazak demokrat olarak tanımladığını hiç işitmedim.
KARAR OKURU 17 Haziran 2017 04:53
Akpnin piriltisi sondu, hikayesi bitti. Son hali ile de artik bir parti olmaktan cikti, bir tek kisinin sesine donustu. Hicbir soruna cozum uretemeyen, bilakis her adimiyla yeni sosyal yaralar acan akpnin erimesi kacinilmaz. Herseyi isteyen herseyi kaybeder.
fani 17 Haziran 2017 11:01
8
Kardes... bu erime lafini 15 yildir dinliyoruz. AKP yi bosver sen. Savundugun siyasi gorusun basarisi icin calis. Onlari yaz buraya alkisliyalim. Girdigi butun secimleri kaybeden KK gibi yorum yapma.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN