Yerlilerin sorumluluğu artırılmalı

ING Basketbol Süper Ligi’nde play-off potasında yer alan Gaziantep Basketbol’un başarılı oyuncusu İsmail Cem Ulusoy, yerli oyunculara daha fazla sorumluluk verilmesi gerektiğini ifade etti. Hem kulüp hem de milli takımlar bazında başarının sistemden geçtiğini belirten yıldız oyuncu “İspanya örneğindeki gibi, kendi sistemimize uygun oyuncu yetiştirebiliriz. Başarısıyla da başarısızlığıyla da o sisteme güvenmemiz lazım” dedi.

OĞULCAN ÇOKSAYAR

ING Basketbol Süper Ligi’nde normal sezonun sonu yaklaşırken play-off potasında yer alan Gaziantep Basketbol’un oyun kurucusu İsmail Cem Ulusoy, KARAR’a samimi açıklamalarda bulundu. Genç oyuncu sezonu mümkün olan en iyi şekilde bitireceklerini ifade ederken sözü fazla uzatmadan 25 yaşındaki yıldızın, kariyer planları, sezon içinde yaşananlar, pandemi etkisi, yerli oyuncuların rolü, kendisi gibi sporcu olan eşinin kariyerine etkisi ve birçok konuya değindiği bölüme geçelim...

ING Basketbol Süper Ligi’nde son viraja girilirken Gaziantep Basketbol’un konumu için neler söylemek istersin, sezon başında koyduğunuz hedefler ile şu anki yeriniz uyuşuyor mu?

Şu zamana geldiğimiz nokta takım olarak bizi tatmin eden bir nokta. Ligde iyi bir sıralamamız var. Normal sezonda yavaş yavaş son dönemece giriyoruz. Sıralama adına çok önemli maçlara çıkacağız. Play-off’lara katılabileceğimiz en üst noktadan girebilmek için hedefimize odaklandık. Şu an için her şey yolunda bizim adımıza. Bu sezon kadroda geçen seneden kalan 2-3 oyuncu bulunuyor. Yabancı oyuncular değişti, başantrenörümüz değişti, yeni bir yapılanmaya gitti takım. O sebepten ötürü sezon başında nasıl bir başlangıç yapacağımız pek tahmin edilemiyordu. Ama biz hocamız ve ekibi ile yaptığımız toplantılarda maç maç ilerleyeceğimizi, her maçı final karşılaşması gibi oynamamız gerektiğini konuştuk. Öncelikle ligin ilk devresini ilk 8’de bitirip Türkiye Kupası’na adımızı yazdırmayı hedefledik. Bunu da iyi mücadele göstererek elde ettik. Şimdi ise yeni hedefimiz en üst noktadan play-off’a katılabilmek.

Sezon genelinde iyi bir grafik çizmenize rağmen son haftalarda üst üste yaşadığınız mağlubiyetler var bu durumun sebebi nedir?

Son 4-5 maçımız hem lig hem de kupada oldukça zorlu rakiplere karşıydı. Karşıyaka, Fenerbahçe Beko ve Galatasaray gibi güçlü rakiplerle üst üste mücadele ettik. Özellikle Türkiye Kupası’ndaki Galatasaray karşılaşması, evimizde oynadığımız Fenerbahçe Beko maçından yaklaşık 48 saat sonra oynandı. Her açıdan yorucu bir periyot yaşadık. Aynı süreçte Tutku hocanın rahatsızlığı nedeniyle takımın başına olamaması da bizi olumsuz etkiledi. Arka arkaya maç oynamaya alışkın bir ekip de değiliz. Bu sezon Avrupa’da yer almıyoruz ve bu sebeple haftadan haftaya oynamaya alışığız. Fikstür sıkışınca kayıplar da dolaylı yoldan kaçınılmaz hale geldi.

Geçtiğimiz hafta Galatasaray’a 1 sayı ile kaybettiğiniz maçın son saniyelerinde hakem kararları oldukça tartışıldı. Saha içinden bir göz olarak yaşananlar hakkında neler düşünüyorsun?

Son lig maçına gelecek olursak, özellikle son anlarda yaşananlarla ilgili... Hakemlerin de insan olduğunu unutmamak gerekiyor. Herkes hata yapabiliyor, biz de hatalar yapabiliyoruz. O pozisyonda herkesin görüşü aynı, izleyenler faul olduğunu ifade ediyor. Maçın sonucunu etkileyen bir karar doğrudan. Bize orada faul çalınsa maçı kazanacağız ve bizim play-off şansımız için çok ama çok yüksek önem taşıyan bir karşılaşmaydı. Çünkü Galatasaray ile aramızda 1 galibiyet fark vardı ve bu 2’ye çıkacaktı. Burada yapılan bir hata var ama bütün suçu da bu pozisyona yıkmamak gerekiyor. Sonuçta maçı oraya getirip getirmemek de bizim elimizde olan bir şeydi. Baya bir şanssızlık oldu bizim için ama bu maça fazla takılmamak gerekiyor. Önümüzdeki maçlara odaklanıp moralimizi yüksek tutmak istiyoruz.

İki sezondur pandemi sebebiyle her takımın zor günler geçirdiği aşikar. Gaziantep Basketbol adına salgın süreci nasıl geçiyor?

İki senedir tüm dünyanın uğraştığı bir konu. Her takımda olduğu gibi bizim takımda da zaman zaman sorunlar yaşamamıza sebep oldu. Bizim gibi Anadolu’da yer alan takımlarda, Avrupa’da da mücadele edilmediği zaman çok da geniş bir oyuncu grubu olmuyor. Bizde hastalık sebebiyle herhangi bir kayıp olduğu zaman diğer takımlara göre daha çok etkileniyoruz ister istemez. Takım olarak salgına karşı önlemlerimizi alıyoruz. Özel hayatlarımızda da kendimize dikkat ediyoruz. Bu sene dikkat ederek koronavirüs sorununu neredeyse hiç yaşamadık.

Bir oyun kurucu olarak parkede en çok ne yapmaktan keyif alıyorsun?

Ben açıkçası saha içinde organizatör olmaktan çok mutlu oluyorum. Takımı kontrol etmekten mutlu oluyorum. Asist yapmak, sayı atmak, bunlar her maç değişebiliyor. Benim olduğum noktada takımı oynatmak en haz veren durum. Önde de olsak geride de olsak o düzeni elden bırakmamak önemli. Sahada tüm gücümle mücadele ettiğimi hissettiğim an basketbolun bana en çok zevk verdiği an diyebilirim. Bunun sayıyla da asistle de bir karşılığı yok. Sahada her şeyimi vermem lazım diye düşünüyorum her zaman. Çünkü takımı ileri taşımak için her oyuncu bunu yapmalı.

Milli Takım’da son yıllarda oyun kurucu tercihleri devşirme isimlerden yana kullanılıyor. Bu konu hakkındaki düşüncelerini öğrenebilir miyim?

Oyun kurucu sahadaki en önemli bireylerden birisi. Çünkü oyun şekillenirken top devamlı oyun kurucunun elinde oluyor. Mesela Shane Larkin’den örnek verelim. İnanılmaz yetenekli bir oyuncu. Devşirme de yapabilirler kural müsait ve burada bir sorun yok. Ama Milli Takım’da ipleri tamamen Larkin’in eline verdiğinizde Türk oyuncuların sorumluluk açısından biraz dışarıda kaldığını hissediyorum. Bizim de çok yetenekli oyuncularımız var ve sorumluluklarının azalması pek de hoşuma giden bir durum değil. İspanya örneğindeki gibi, kendi sistemimize uygun oyuncu yetiştirebiliriz. Başarısıyla da başarısızlığıyla da o sisteme ve oyunculara güvenmemiz lazım. Kendi kulüplerimizde de yabancı oyunculardan daha fazla sorumluluk istendiği için yerli oyuncularımız bu açıdan da geride kalabiliyor. Kulübünde yeterli süreyi alamamış oyuncuyu milli takımlara çağırıp aniden büyük sorumluluk beklemek de oyuncuya haksızlık sayılır.

Her profesyonel sporcunun bir kariyer planı olmalı diyerek, kariyerin için uzun vadeli planlarını öğrenebilir miyim?

Açıkçası yurt dışında oynamak isterim. Tam olarak hedefim diyemem ama kariyerimin bir noktasında yurt dışı hayali de var. EuroLeague’de oynayan bir ekipte forma giyme hedefim de var. İster ülkemizde ister Avrupa’nın farklı bir takımında olsun. EuroLeague’in havasını solumak, o seviyede mücadele etmek isterim.

Bilindiği üzere eşin Ayşegül de, Sigortashop Kadınlar 1. Ligi takımlarından Adam Voleybol’da profesyonel olarak forma giyen bir sporcu. Sporcu bir çift olmak kariyerinizi ve spor hayatınızı nasıl etkiliyor?

Bizim için çok sıra dışı bir şey oldu bu. Ben Banvit’teyken eşim Karşıyaka’daydı. Ben Gaziantep’e transfer oldum. Aradan geçen sürede eşimin de yolu Antep’te düştü. İkimizin aynı şehirde buluşması bizim açımızdan çok iyi oldu. İkimiz için de çok keyifli bir süreç yaşanıyor şu anda. Birbirimizin maçlarına gidiyoruz, destek veriyoruz. Evliliğimizin ilk yılında ayrı kalmadan kariyerlerimizi sürdürmek çok heyecan verici. Bizim evde adrenalin bitmiyor. Bir Ayşegül maça hazırlanıyor bir ben. Tam manasıyla sportif bir aileyiz. Zaten aynı salonda idman yapıyoruz, beslenmemiz, aktivitelerimiz hepsi kariyerlerimize odaklı. İkimizin de sporcu olması lehimize işliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

Spor Haberleri