Güney Kore’nin güneydoğusundaki Gyeongsan bölgesinde yapılan yeni bir genetik analiz, yaklaşık 1500 yıl önce ailelerin tamamının ritüeller kapsamında kurban edilmiş olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, Antik Kore toplumlarında sosyal yapı ve kurumsallaşmış şiddete dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
SİLLA DÖNEMİNE UZANAN MEZARLIK KOMPLEKSİ
Araştırmalar, 4. ila 6. yüzyıllar arasında kullanıldığı belirlenen büyük bir mezarlık kompleksine odaklandı. 1982’de keşfedilen alanda bugüne kadar 1600’den fazla mezar ve 260 kişiye ait kalıntılar çıkarıldı.
Uzun süre boyunca buranın yerel yönetici ailelere ait olduğu düşünülse de, gömülen kişilerin birbirleriyle ilişkisi net olarak bilinmiyordu.
GENETİK ANALİZ: AİLELER BİRLİKTE KURBAN EDİLMİŞ OLABİLİR
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, son çalışmada Imdang-Joyeong mezarlık kompleksi içindeki 44 mezardan çıkarılan 78 iskeletin genomu incelendi. Analizlerde en az 20 mezarda “sunjang” adı verilen ritüel kapsamında, ana mezar sahipleriyle birlikte insanların kurban edilip gömüldüğüne dair izler tespit edildi.
EBEVEYN VE ÇOCUKLARIN BİRLİKTE GÖMÜLDÜĞÜ VAKALAR
Araştırmacılar en az üç örnekte ebeveyn–çocuk ilişkisine sahip bireylerin aynı mezarda bulunduğunu belirledi. Bazı mezarlarda ise bir ailenin tüm fertlerinin birlikte gömüldüğü bulgulara ulaşıldı. Bilim insanlarına göre bu durum, kurban edilen bireylerin rastgele seçilmediğini, belirli aile grupları içinde “rol mirası” olabileceğini gösteriyor.
“KURBAN KASTI” İHTİMALİ GÜNDEMDE
Araştırma ekibi, bazı toplulukların ölen elitlerle birlikte gömülmek üzere seçilmiş özel bir sosyal sınıfa sahip olabileceğini öne sürdü. Bu grubun hizmetkârlar, yardımcılar veya bakıcılar olabileceği değerlendiriliyor.
Bu durumun, ölüm sonrası yaşam inancında ölen kişilerin “yardımcılara ihtiyaç duyduğu” düşüncesiyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
SİLLA TOPLUMU HAKKINDA YENİ SORULAR
Bulgular, Silla Krallığı döneminde hem elitler hem de kurban edilen topluluklar arasında akraba evliliklerinin yaygın olabileceğine de işaret ediyor. Araştırmacılar, elde edilen genetik verilerin Antik Avrupa toplumlarından farklı bir akrabalık ve toplumsal örgütlenme modeline işaret ettiğini vurguluyor.
