Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026), çarpıcı açıklamalara sahne oluyor. Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ilk gününde en çok konuşulan isim ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack oldu.
"DEMOKRASİ KİSVESİ BAŞARISIZ OLDU, İŞLEYEN TEK ŞEY MONARŞİ"
Ortadoğu'daki siyasi sistemler ve Batı'nın bölgedeki politikaları üzerine ezber bozan ve bir o kadar da tartışma yaratacak değerlendirmelerde bulunan Barrack, yıllardır savunulan "demokrasi ve insan hakları" ihracı politikalarının çöktüğünü itiraf etti.
Bölge ülkeleri için "monarşi" ve "güçlü liderlik" tavsiyesini açıkça dile getiren ABD'li Büyükelçi, şu sarsıcı ifadeleri kullandı:
"İşleyen tek şey, bu güçlü liderlik rejimleridir: ya iyicil monarşiler, ya da monarşik cumhuriyet tarzı. Bunun dışındaki her şey, bu Arap Baharı, sadece solup buharlaştı ve yok oldu. Demokrasi kisvesini giymiş ülkeler, ya da insan hakları için peşine düştüğümüz ülkeler, başarısız oldu. Günün sonunda refah; İsrail'in, çıkarlarını Körfez’le ve bu köklü medeniyetlerle ki Suriye dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir, ortak bir paydada buluşturmasından geçiyor."
SURİYE İTİRAFI: "BİZİM İÇİN HARİKA BİR DENEY LABORATUVARI"
Büyükelçi Barrack'ın tartışılacak sözleri rejim tavsiyeleriyle de sınırlı kalmadı. Özel Temsilcisi olduğu Suriye ile ilgili konuşurken ülkeyi bir "laboratuvar" olarak tanımlayan Barrack, şunları kaydetti:
"Suriye, şaşırtıcı bir şekilde, sahip olduğumuz en büyük deneylerden biri ve yeni diplomasinin, olay odaklı diplomasinin en büyük örneklerinden biri oldu. (...) Suriye’nin, bizim deney yapmamız için bir laboratuvarın harika bir örneği olduğunu düşünüyorum. Diyalog ve iş birliği işe yarayabilir mi? Şimdiye kadar oldukça iyi bir iş çıkarıyor."

"DİPLOMATLAR KURŞUNLARI ENGELLEYEN CÜMLELER İÇİN VAR"
Konuşmasının bir bölümünde genel diplomasi vizyonuna ve Ortadoğu toplumlarının sosyolojik yapısına da değinen Barrack, Orta Doğu’daki herkesin hoşgörü, saygı, alçakgönüllülük ve anlayış aradığını, bunun da aileden başlayıp kabileye, dine ve en sonunda millete uzanan bir yapı olduğunu belirtti.
TÜRKİYE'NİN BÖLGEDEKİ ARABULUCULUK ROLÜNÜN ÖNEMİ
Barrack, Gazze'de ateşkes ihlallerinin sürdüğü dönemde Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünün önemine işaret ederek, "İsrail'in yapabileceği en akıllıca şey, Türkiye'yi tam da sizin dediğiniz gibi bu sürece dahil etmeye teşvik etmek ve bunu benimsemektir." diye konuştu.
Türkiye ile Katar'ın Hamas'ı "terör örgütü olarak kabul etmediği için yıllarca eleştirildiğini" savunan Barrack, "Eğer Hamas’ı yabancı bir terör örgütü olarak kabul etme konusunda bizimle aynı fikirde olsalardı bu, asla yaşanmazdı. Onları dışlamanız gerekir. Türkiye'yi o sürece dahil etseydiniz şu anda yaşananları yani vahşetleri ve ihlalleri önlemede yardımcı olabilirdi çünkü onlar o dili konuşabiliyorlar." dedi.
Uzun vadeli çözümün "kapsayıcılıktan" geçtiğine işaret eden Barrack, dışlayıcı yaklaşımların yalnızca kısa vadeli sonuçlar doğurduğunu belirtti.

ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrine ilişkin soruyu yanıtlayan Barrack, son 16 ayda ABD ile Türkiye ilişkilerinde son 15 yıldan daha fazla ilerleme kaydedildiğini vurguladı.
Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişki başta olmak üzere dışişleri, istihbarat, askeri ve ticari alanlarda gelişme olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin F-35 programından çıkarıldığını ancak ilişkilerin tamamen kopmadığını belirten Barrack, Boeing anlaşmaları, Halkbank gibi konularda ilerleme sağlandığını ve F-16 sürecinin de yeniden gündemde olduğunu söyledi.
Barrack, "Ülkeler arasındaki ittifak yeniden şekilleniyor. Suriye'de olanlar ise büyük ölçüde Türkiye'nin lehine oldu. Türkiye ve Suudi Arabistan, bazı kusurları olsa da bu 'filizlenen yapıyı' destekledikleri için büyük övgüyü hak ediyor, aslında bu süreçte belirleyici olan Türkiye'ydi. İki ülke arasındaki ilişkiler ise hiç olmadığı kadar iyi. Bence S-400 meselesine yakında bir çözüm bulunacak. Benim temsil ettiğim taraf açısından, F-35 programına yeniden kabul edilmek de mümkün." diye konuştu.
İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA SAĞLANAN ATEŞKES
İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin en önemli yönünün "anlamsız öldürmeleri durdurmuş olması" görüşünü dile getiren Barrack, ateşkesin tüm detaylarının net şekilde tanımlanmasından ziyade sahada eksik aktörlere dikkati çekerek, "O masada eksik olan iki taraf var: Hizbullah ve İran. Yani olan şey, doğru yönde atılmış bir adımdı. Asıl iş şimdi başlıyor." ifadelerini kullandı.
Hizbullah ile bir çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Barrack, bu sürecin "Hizbullah'ı yok etmek üzerine kurulu olmaması gerektiğini" söyledi.
Barrack, ayrıca 2024'te neyin işe yaramadığının görüldüğünü, halihazırda yürürlükte olan ve taraflardan gelen taleplere yanıt veren çok taraflı bir mekanizmanın bulunduğunu ifade etti.
Diplomasinin sahadaki şiddeti durdurmadaki rolüne de atıf yapan ABD Temsilcisi, "Dünyanın dört bir yanında yaşanan dramatik ve travmatik olayların arasında diplomasi bir hediye. Diplomatlar; kurşunları, füzeleri, roketleri ve silahları engelleyen diyaloglar, konuşmalar, cümleler oluşturmak için oradalar" diyerek ADF2026'nın önemine vurgu yaptı. Ancak bu barışçıl mesajların hemen ardından bölge halklarına "monarşi"yi tek geçerli yol olarak göstermesi, diplomasi kulislerinde günün en çok tartışılan konusu oldu.
