ABD Başkanı Donald Trump, 1 Şubat Pazar günü Mar-a-Lago’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Küba hükümet yetkilileriyle "en üst düzeyde" görüşmelerin sürdüğünü ve bir anlaşma yapılabileceğini belirtti. Ancak Drop Site News tarafından yayımlanan habere göre, beş farklı Kübalı ve Amerikalı yetkili, Washington ve Havana arasında herhangi bir üst düzey müzakere yürütülmediğini doğruladı. Diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Küba hükümetini devirme planının bir parçası olarak Başkan Trump’ı var olmayan müzakereler konusunda yanılttığını iddia ediyor.
Meksika, Küba'ya petrol sevkiyatını durdurdu
RUBIO’NUN 'REJİM DEĞİŞİKLİĞİ' STRATEJİSİ
Drop Site News'e konuşan üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisi, Başkan'ın müzakereler konusundaki ısrarının ardında Rubio'nun yönlendirmesinin yattığını belirtti. Kaynağa göre Rubio, Trump’ı ABD ve Küba’nın ciddi müzakereler içinde olduğuna inandırmaya çalışıyor. Bu stratejinin amacının, ilerleyen haftalarda "Küba tarafının uzlaşmazlığı" gerekçe gösterilerek görüşmelerin başarısız olduğunu ilan etmek ve Trump yönetimini tam kapsamlı bir rejim değişikliği politikasına zorlamak olduğu öne sürülüyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise Rubio’nun Trump’ı yanılttığı iddialarını reddederek, müzakerelerin sürdüğü yönündeki resmi söylemini korudu. Bakanlık yetkilileri, Küba’nın Venezuela ve Meksika’dan gelen petrol desteğini kaybetmesiyle zor durumda olduğunu ve liderlerin bir anlaşma yapması gerektiğini savundu. Ancak bakanlık, söz konusu görüşmelere dair yer, zaman veya katılımcı bilgisi paylaşmadı.
Güney Florida’daki siyasi tabanına karşı sorumlu olan Marco Rubio’nun, Küba’daki komünist hükümetle ilişkileri normalleştirecek herhangi bir anlaşmaya imza atmasının, kendi siyasi kariyeri için büyük bir risk oluşturacağı değerlendiriliyor.
MEDYADAKİ BİLGİ KİRLİLİĞİ VE GERÇEK DURUM
Trump’ın açıklamalarının ardından bazı medya organlarında, Raul Castro’nun oğlunun CIA ile görüşmek üzere Meksika’da olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı. Ancak Kübalı üst düzey yetkililer bu iddiaları kesin bir dille yalanlayarak, Meksika’da veya başka bir yerde gizli görüşmelerin yapılmadığını bildirdi.
Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernandez de Cossio, CNN’e verdiği demeçte, "Şu anda mesajlaşıyoruz ancak ikili bir diyalog kurduğumuzu söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı. New York Times'a konuşan bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi de temasların "içerikten yoksun" olduğunu ve sadece göçmenlerin geri gönderilmesi gibi teknik konuları kapsadığını doğruladı.
KÜBA'DA DERİNLEŞEN ENERJİ KRİZİ
Diplomatik belirsizlik sürerken Küba, Trump yönetiminin uyguladığı "maksimum baskı" politikası nedeniyle ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıya. Trump’ın 29 Ocak’ta imzaladığı ve Küba’ya doğrudan veya dolaylı petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi tehdidi içeren başkanlık kararnamesi, etkisini kısa sürede gösterdi. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum yönetimindeki Meksika devlet petrol şirketi PEMEX’in, ABD baskısı sonucunda Küba’ya petrol sevkiyatını durdurduğu bildirildi.
Havana yönetiminin elinde ülkeyi idare edecek tahmini iki ila üç haftalık yakıt kaldığı belirtiliyor. Küba hükümeti, krizle başa çıkabilmek için ülke genelinde enerji karnesi uygulamasına geçti. Toplu taşıma seferlerinin azaltılması, benzin tahsislerinin düşürülmesi ve okullarda yüz yüze eğitimin kısıtlanması gibi önlemler hayata geçirildi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, geçtiğimiz Perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin ABD ile "baskı ve ön koşul olmaksızın" her türlü konuyu görüşmeye hazır olduğunu yineledi. Küba Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, egemenlik haklarının ihlal edilmemesi kaydıyla, göç, uyuşturucuyla mücadele ve sağlık araştırmaları gibi konularda iş birliğine açık olduklarını vurguladı.
