Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump yönetiminin, Küba hükümetine yönelik uyguladığı ekonomik ambargolar ve diplomatik baskı mekanizmalarının hedeflenen sonuçları vermemesi üzerine, bu ülkeye yönelik askeri harekat seçeneğini geçmişe kıyasla çok daha ciddi bir şekilde değerlendirmeye aldığı öne sürüldü.
EKONOMİK BASKILAR SONUÇSUZ KALDI, ASKERİ MÜDAHALE GÜNDEME GELDİ
ABD merkezli Politico haber sitesine konuşan üst düzey kaynaklar, Washington-Havana ilişkilerinin seyrine ve Trump yönetiminin Küba politikalarındaki radikal eksen kaymasına dair önemli iddialarda bulundu.
Kaynakların aktardığı bilgilere göre, ABD yönetimi, Küba’ya yönelik uygulanan petrol engeli gibi ağır ekonomik yaptırımların adada beklenen çöküşü veya uzlaşmayı sağlamamasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Baskı politikasının etkisiz kalması nedeniyle, Beyaz Saray'da askeri harekat olasılığı eski dönemlere göre çok daha somut ve ciddi bir biçimde analiz ediliyor.
"KÜBA DÜŞÜNÜLENDEN ÇOK DAHA DİRENÇLİ ÇIKTI"
Trump yönetiminin Küba’ya karşı takındığı tavırdaki stratejik değişimi doğrulayan ve adının açıklanmasını istemeyen bir hükümet yetkilisi, süreçle ilgili şu detayları paylaştı:
"Küba konusunda başlangıçta uygulanan strateji; ülke liderliğinin zayıf olduğu varsayımına ve yaptırımların daha sıkı tatbik edilmesi esasına dayanıyordu. ABD'nin Venezuela ve İran'da elde ettiği diplomatik ve siyasi zaferlerin yaratacağı psikolojik etkinin birleşimiyle, Kübalıların korkacağı ve bir anlaşma masasına oturmaya zorlanacağı düşünülmüştü. Ancak gelinen noktada İran'da işler tersine döndü ve Küba yönetimi ilk başta tahmin edilenden çok daha dirençli olduğunu kanıtladı. Dolayısıyla, askeri müdahale seçeneği daha önce hiç olmadığı kadar masada ve gündemde yer alıyor."
TEK BİR HAVA SALDIRISINDAN KARA HAREKATINA KADAR TÜM SEÇENEKLER MASADA
Politico’ya bilgi veren kaynaklar, planlama aşamasında olduğu ileri sürülen olası bir askeri harekatın kapsamının ve sınırlarının henüz netleşmediğini belirtti. Beyaz Saray ve Pentagon’un önündeki senaryoların oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda masadaki olasılıklar; Küba rejimini geri adım atmaya ve taviz vermeye zorlama amaçlı nokta atışı tek bir hava saldırısından, Havana hükümetini tamamen devirmeyi hedefleyen kapsamlı bir kara harekatına kadar uzanıyor.
KRİZİN FİTİLİ: ABD'NİN KÜBA'YA YÖNELİK PETROL ENGELİ
ABD ile Küba arasındaki gerilimi askeri müdahale tartışmalarına kadar taşıyan süreç, yakın dönemde uygulanan sert petrol yaptırımlarıyla tırmandı. Süreçte yaşanan gelişmeler şu şekilde kronolojik olarak kayıtlara geçti:
30 OCAK KARARNAMESİ: ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak tarihinde Küba’ya petrol satan, nakleden veya tedarik sağlayan üçüncü ülkelere yönelik yaptırım içeren bir Başkanlık Kararnamesi imzaladı. Karar uyarınca, bu ülkelerden ABD'ye gelecek tüm mallara ek gümrük vergisi getirilmesi kararlaştırıldı. Beyaz Saray, bu adımı Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını koruma hamlesi olarak savundu.
1 ŞUBAT GÖRÜŞME İDDİASI: Başkan Trump, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada petrol tedarikinin yeniden düzenlenmesi amacıyla Küba yönetimiyle doğrudan görüşmelerin başlatıldığını ilan etti.
KÜBA'NIN YALANLAMASI VE ACİL DURUM REÇETESİ: Küba hükümeti, ABD ile herhangi bir müzakere yürütüldüğü iddiasını kesin bir dille yalanladı. Havana yönetimi, dışarıdan ülkeye akaryakıt girişinin engellenmesi karşısında ekonomik olarak ayakta kalabilmek adına hükümet nezdinde bir "acil durum paketi"ni devreye soktuğunu duyurdu.
KARŞILIKLI RESTLEŞMELER: "ÇÖKMÜŞ DEVLET" İTHAMINA "KAN GÖLÜ" UYARISI
Küba politikasını şekillendirirken İran örneğini referans gösteren ABD Başkanı Donald Trump, dış politika vizyonunda İran'dan sonraki temel odağın Küba olacağını ve bu yönetimle masaya oturacaklarını ifade ediyor. Küba’yı "çökmüş bir devlet" olarak nitelendiren Trump, adadaki kronikleşmiş siyasi ve ekonomik krizleri çözebilecek tek gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu savunuyor.
Buna karşılık Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD'nin askeri müdahale iddialarına sert tepki gösterdi. Diaz-Canel, Washington yönetiminin kendi topraklarına askeri bir saldırı düzenlemek için asılsız "bahayeler" ürettiğini dile getirdi. Küba lideri, ABD'nin olası bir askeri müdahalede bulunması durumunda, tüm bölgenin topyekün bir "kan gölüne döneceği" hususunda uluslararası kamuoyuna açık bir uyarıda bulundu.
