Brüksel’de konuşan Lahbib, Avrupa’nın farklı ülkelerinde art arda yaşanan doğal afetler, altyapı kesintileri ve güvenlik risklerinin, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından Mart 2025’te sunulan yeni hazırlık stratejisinin önemini ortaya koyduğunu belirtti. Lahbib, “Bunların hepsi tehlike ve hükümetlerin tamamının rol oynamasına ihtiyacımız var.” diyerek, savaş, terör saldırısı, pandemi, elektrik kesintileri, sel ve orman yangınları gibi tüm senaryoları kapsayan bir yaklaşım benimsediklerini anlattı.
Stratejinin, hazırlık ve direnç konusunda kamu yönetiminin tüm kademelerinin sorumluluklarını netleştirdiğini ifade eden Lahbib, “Bu, hazırlık ve direnç konusunda hükümetin tüm kademelerinin yer alması ve her bir kademenin kendi rolünü bilmesi anlamına gelir.” dedi.
TOPLUMUN ROLÜ VE “72 SAATLİK ÖZERKLİK”
Lahbib, stratejinin temel ayaklarından birinin toplumun yaklaşımı olduğuna işaret ederek, bireylerin de krizlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda, “Bir krizle karşı karşıya kalırsak 72 saat evde güvenli kalabileceğinizden emin olmak için ‘72 saatlik özerklik’ öneriyoruz.” diyen Lahbib, bunun su, yiyecek, ilaçlar ve nakit parayı kapsadığını belirtti.
Her vatandaşın yaşadığı ülkenin koşullarına göre kendi uyumunu sağlaması gerektiğini vurgulayan Lahbib, bu yaklaşımı “direnç” kavramıyla tanımladı.
STOKLAMA, ÖZEL SEKTÖR VE PANDEMİ DERSLERİ
AB’nin hazırlık planının yalnızca kamu kurumlarını değil, özel sektörü de kapsadığını aktaran Lahbib, stoklama stratejilerinin bu çerçevede geliştirildiğini ifade etti. Lahbib, “Bugün veya yarın yeni bir pandemiyle karşı karşıya kalırsak, en fazla iki ay içinde aşı üretebilecek ve bunu tüm üye ülkelere, hatta katılımcı ülkelere dağıtabilecek kapasiteye sahip olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Lahbib, Türkiye’nin de AB Sivil Koruma Mekanizması’nın bir parçası olduğunu hatırlatarak, 2023’teki depremler sırasında mekanizmanın harekete geçtiğini söyledi. Gaziantep’i ziyaret ettiğini belirten Lahbib, depremin ardından mültecilerin hâlâ karşılanıyor olmasına dikkat çekerek, “Hazırlık ve kriz yönetimi budur. Endişelenmektense hazırlıklı olmak daha iyi.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara, kriz halinde evlerinde temel ihtiyaçlara sahip olmaları tavsiyesinde bulunan Lahbib, “Korkmayın ve yabancı müdahalelerin yarattığı yanlış bilgilendirme tuzağına düşmeyin.” çağrısında bulundu.
SON BİR YILIN KRİZLERİ VE PLANLANAN ADIMLAR
Avrupa, son bir yılda yangınlar, seller, şiddetli fırtınalar ve elektrik kesintileriyle sarsıldı. Son olarak Almanya’nın başkenti Berlin’de ocak ayında on binlerce haneyi etkileyen elektrik kesintisi, sağlık, ulaşım ve enerji altyapılarındaki kırılganlıkları yeniden gündeme getirdi.
Bu gelişmelerin ardından, AB Komisyonu’nun yaklaşık bir yıl önce açıkladığı ancak henüz tam olarak uygulamaya konulmayan strateji; kriz anlarında hastaneler, okullar, ulaşım ve iletişim altyapısının çalışmaya devam etmesi için ortak asgari standartlar getirilmesini, acil durum ekipmanlarının önceden stoklanmasını ve hayati kaynakların güvence altına alınmasını hedefliyor.
Strateji ayrıca, mevcut kriz yapıları arasındaki koordinasyonu güçlendirmek amacıyla bir “AB Kriz Merkezi” kurulmasını ve silahlı kuvvetler, sivil koruma, sağlık ve güvenlik birimlerinin katılımıyla AB çapında düzenli tatbikatlar yapılmasını öngörüyor. Bu çerçevede, her hanenin bozulmayan gıda ve su, el feneri, radyo, ilaç, hijyen malzemeleri ve temel belgeleri içeren bir “hayatta kalma kiti” bulundurması tavsiye ediliyor.
