Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti Hannover’de görülen dava, Almanya’daki nefret suçları tartışmasını yeniden alevlendirdi. Arnum kentinde 4 Temmuz tarihinde evinin bulunduğu binada 31 yaşındaki Alman komşusu tarafından öldürülen Rahma Ayat’ın davasında, olayın arka planındaki motivasyon sorgulanmaya devam ediyor.
Cinayet şüphesiyle tutuklanan komşunun, daha önce Ayat’a yönelik İslam karşıtı ve ırkçı söylemlerde bulunduğu iddiaları kamuoyunda büyük tepki topladı. Savcılık ve polis makamları bu iddiaları henüz doğrulamasa da acılı aile, saldırının nefret suçu olduğundan emin.

Rahma Ayat’ın annesi, olaydan yaklaşık iki ay önce kızının kendisini arayarak komşusundan korktuğunu söylediğini aktarırken; babası ise cinayetin "açıkça ırkçı ve İslamofobik bir niyetle" işlendiğini savunuyor. Mahkeme heyeti, ailenin yurt dışında yaşaması nedeniyle ifadelerin adli yardımla Cezayir’deki diplomatik temsilcilikler aracılığıyla alınacağını belirtti.
IGMG: "MERVE ŞERBİNİ VE NSU'YU UNUTMADIK"
Duruşmayı yakından takip eden İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) heyeti de Hannover’de hazır bulundu. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan IGMG Genel Sekreter Yardımcısı Selçuk Çiçek, Rahma Ayat cinayetinin münferit bir olay olarak görülemeyeceğini vurguladı.

Almanya’da artan ırkçı saldırılara ve Avrupa’da yükselen aşırı sağa dikkat çeken Çiçek, şunları kaydetti:
"Merve Şerbini’nin ölümü hala hafızalarımızda taze. Aydınlatılamayan NSU cinayetlerini de unutmuş değiliz. Bugün Rahma kardeşimizin acısını paylaşmak için buradayız. Almanya’ya yeni bir hayata tutunmak için gelen, güler yüzü ve ahlakıyla tanınan bir can, evinde katledildi. Suçsuz ve savunmasız bir insan daha nefretin kurbanı oldu."

"SİYASETÇİLER SUÇA ZEMİN HAZIRLIYOR"
Çiçek, siyasetin dilinin ve alınan kararların nefret suçlarını tetiklediğini belirterek Avusturya örneğini verdi. Avusturya’da 14 yaş altı çocuklara getirilen başörtüsü yasağını hatırlatan Çiçek, "Siyasetin attığı bu adımlar başörtüsünü kriminalize ettiği gibi, düşmanlık besleyenlere de psikolojik cesaret zemini oluşturuyor. Irkçı partilerin ve nefret söylemlerinin normalleşmesi, şiddeti cesaretlendirmektedir. Siyasiler sorumluluklarının bilincinde olmalı" ifadelerini kullandı.
"SİYASİLERİN SALONDA OLMASINI BEKLERDİK"
Bu tür davalarda siyasi temsilin önemine değinen IGMG yöneticisi, mahkeme salonundaki boş koltuklara dikkat çekerek sitem etti: "Bu kadar ağır bir nefret suçu şüphesinin bulunduğu bir davada, demokratik sorumluluk taşıyan siyasetçilerin de mahkeme salonunda bulunmasını beklerdik."
Kamuoyunun yakından takip ettiği Rahma Ayat davasında kararın 23 Ocak tarihinde açıklanması bekleniyor.
