İstihbarat örgütlerinin 'yok' demesine rağmen 'nükleer programını' bahane ederek İran'a saldıran ABD ve İsrail, küresel bir enerji krizine neden olan savaşı bütün Orta Doğu'ya yaymaya çalışıyor. İran'a füze yağdıran İsrail, Lübnan'a karşı da işgal harekatı başlattı. 2 Mart'tan bu yana binin üzerinde kişi katledildi. Ülkede kara harekatı nedeniyle 1 milyondan fazla kişi yerinden oldu. Dünya İran'da olanları izlerken İsrail bir diğer komşusu Suriye'de de Dürzilerin güvenliğini bahane ederek askeri karargahları vurdu.
59 YIL SONRA AKSA'DA AYNI ZULÜM
İsrail, bölgede yürüttüğü savaşta kutsal mekanları da hedef aldı. Batı Şeria'daki işgalini genişleten Tel Aviv yönetimi İran'da devam eden saldırıları bahane ederek ibadete kapattığı Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı bayram namazı için de açmadı. 1967 işgalden bu yana ilk kez bir bayram sabahı kapılarına kilit vurulan Aksa'nın etrafındaki sokaklarda bayram namazı kılmak isteyen Filistinlilere de İsrail bombalarla saldırdı. Müslüman başkentlerin yine sessiz kaldığı zulme Avrupa'dan ise sadece kınama geldi.
DÜNYA PETROLÜN DERDİNE DÜŞTÜ
GAZZE UNUTULDU
İran savaşı nedeniyle dünyanın akmayan petrolün peşine düştüğü süreçte Gazze'ye yardımlar yüzde 80 azaldı. Hastanelerde kritik tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanırken, barakalarda hayatta kalmaya çalışan Gazzeliler bayramı açlıkla karşıladı.
DURUMU TOPARLAMAYA ÇALIŞIYOR
İRAN'A KARA HAREKATI YAPMAYACAĞIZ
İsrail'in İran'a ait doğalgaz tesislerini vurması ve Tahran'ın misillemesi ile küresel enerji düzeni yıkılma noktasını gelirken ABD Başkanı durumu kurtarma çabasına girdi. Tel Aviv'e 'enerji tesisine saldırma' diyen Trump, ‘masamda’ dediği kara harekatı için de çark etti. İran'a kara harekatı yapmayacaklarını söyledi: Hiçbir yere asker göndermiyorum.

BAYRAMI ZEHİR ETTİLER
İslam dünyası, soykırımcı İsrail’in ABD’yi de yanına alarak İran’a karşı başlattığı savaş sebebiyle bir bayramı daha kaos ve kanla karşıladı. Savaşı Orta Doğu’ya yaymaya çalışan İsrail, gece boyunca Lübnan ve Suriye’yi vurdu. Beyrut’ta can kaybı bini aştı. Tahran’ın misillemeleri ise devam etti.
Ramazan Bayramı’nın ilk günü, Orta Doğu genelinde çatışmaların gölgesinde geçti. İran’da birçok şehir, ABD ve İsrail’in hedefi olurken, Körfez’in karşı kıyısında yer alan ülkeler de gece boyunca kendi hava sahaları üzerinde hareketlilik bildirdi. Bayram sabahı Tahran’ın batısında, Huzistan eyaletine bağlı Ahvaz kentinde ve tratejik Parçin bölgesinde art arda güçlü patlamalar yaşandı. Askeri açıdan kilit önemdeki Parçin, Batı medyasına göre; füze ve savunma sanayine ait tesisleri, ağır patlayıcılarla bağlantılı test alanlarını ve uranyum zenginleştirmeye dönük bazı projeleri barındırdığı iddia edilen kompleksleriyle biliniyor. Ayrıca Lorestan eyaleti, gece boyu bombalandı. Yetkililer ilk belirlemelere göre 80 asker ve 64 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 28 Şubat’tan bu yana İran’da yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 186’ya yükseldiğini bildirdi. Ölenlerin en az 1.394’ünü siviller oluşturdu.
LÜBNAN KAN GÖLÜ
İran misilleme olarak İsrail topraklarındaki hedeflere ve bölgedeki Amerikan üslerine yönelik geniş çaplı füze ve SİHA saldırıları gerçekleştirdi. Kuveyt’te en büyük petrol rafinerilerinden Mina el-Ahmadi de İHA’larca bombalandı. Bazı üretim üniteleri, tedbir amacıyla kapatılırken can kaybı yaşanmadı. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ise, Beyrut’un güneyindeki Kfar Tebnit bölgesinde yoğunlaştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan itibaren 1001’e kişinin can verdiğini, 2 bin 584 kişinin yaralandığını kaydetti. Başta başkent Beyrut olmak üzere ülke genelinde Müslümanlar da sabahın erken saatlerinde camilere akın etti. Müminler, bayram namazında İsrail’in katliamlarının son bulması için dua etti. Abdülgani Muaz isimli bir vatandaş “1 milyona yakın kişi yerinden edilmiş durumda, insanlar sokaklarda kalıyor. İnşallah ortam sakinleşir” dedi. Lübnan Gençlik ve Spor Bakanı Nora Bayrakdarian, yerinden edilenlerin ilaca ve kıyafet yardımlarına ihtiyaç duyduğunu aktardı.
ŞAM DA VURULDU
Lübnan ve İran’la yetinmeyen siyonist ordu, Suriye’nin güneyindeki Şam yönetimine ait askeri üslerde bir komuta merkezini ve silah depolarını vurdu. Tel Aviv “Süveyda’daki Dürzi nüfusuna zarar verilmesine müsamaha göstermeyeceğiz. Onları savunmak için operasyonlarımız sürecek” açıklaması yaptı. Savunma Bakanı Yisrael Katz, gerektiği takdirde daha şiddetli saldırılar düzenleyecekleri tehdidinde bulundu. İsrail güçleri, 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’ne bitişik tampon bölgeyi 8 Aralık 2024’te işgal etmişti.
DEVRİM MUHAFIZLARI SÖZCÜSÜ ÖLDÜRÜLDÜ
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ali Naini, dün sabah erken saatlerinde ABD ve İsrail’in düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybetti. DMO tarafından yayımlanan yazılı açıklamada; Naeini’nin İslam Devrimi sürecinde 40 yılı aşkın süre görev yaptığı, İran-Irak Savaşı döneminde aktif rol aldığı ve “yumuşak savaş” alanındaki yaklaşımlarının kurum içinde yol gösterici olduğu belirtildi: “Mücadeleyi sürdüreceğiz. DMO’nun faaliyetlerinin devam etmesini sağlayacak ve kurumun etkisinin zayıflamasına izin vermeyeceğiz.” Öte yandan 18 Mart’ta öldürülen İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib ve ailesi için Tahran’da cenaze töreni yapıldı. Cenazeleri karşılayan İranlılar, ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attı.
NASRALLAH FÜZESİ İLK KEZ KULLANILDI
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Kadr füzesinin gelişmiş güdümlü versiyonu olan çoklu savaş başlığına sahip Nasrallah füzesinin ilk kez ’Gerçek Vaat 4 Operasyonu’nun’ 65’inci dalgası kapsamında kullanıldığını açıkladı. Bu kapsamda İsrail’in Hayfa ve Aşdod bölgelerindeki önemli enerji ve güvenlik altyapılarının, büyük petrol rafinerilerinin ve askeri destek merkezlerinin hedef alındığı aktarıldı. Operasyonun ayrıca Körfez ülkelerindeki El Kharj Hava Üssü, Şeyh İsa Hava Üssü ve El Dhafra Hava Üssü dahil ABD bağlantılı hedeflere yönelik orta menzilli füze saldırılarını da içerdiği vurgulandı.
HİÇBİR YERE ASKER GÖNDERMEYECEĞİM
Tel Aviv’e ‘enerji tesisine saldırma’ diyen Trump, “masamda” dediği kara harekatı için çark etti. Ancak ABD’nin yaklaşık 8 bin askeri personeli Orta Doğu’ya konuşlandırma sürecini hızlandırdığı öne sürüldü.
İsrail’in İran’a ait doğalgaz tesislerini vurması ve Tahran’ın misillemesiyle küresel enerji düzeninin sarsılması ABD Başkanı Donald Trump’a geri adım attırdı. Beyaz Saray’da Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’yi ağırlayan Trump, olası bir kara harekatı konusunda “Hiçbir yere asker göndermeyeceğim. Gönderecek olsaydım, bunu size kesinlikle söylemezdim. Ama asker göndermiyorum” dedi. Pentagon’un İran’daki savaş için 200 milyar dolar ek bütçe talebine ilişkin bir soru üzerine Trump “Bu talebi, İran hakkında konuştuklarımızın da ötesinde birçok sebep nedeniyle yapıyoruz. Çok değişken bir dünyadayız. Silahlarımızın bazılarının askeri gücü, hayal edilemeyecek boyutta. Bilmek bile istemezsiniz. İsteseydik her şeyi iki saniyede bitirebilirdik ama çok ihtiyatlı davranıyoruz. Çok mühimmatımız var ama Ukrayna’ya çok silah verilmesi nedeniyle stoklar azaldı” yanıtını verdi.
NEREYİ İSTERSEK ORAYI VURUYORUZ
İsrail’in İran’daki doğalgaz tesislerine saldırmasını eleştiren ABD Başkanı “Netanyahu ile bunu konuştuk. İran’daki petrol ve doğal gaz tesislerine saldırmamasını söyledim. Artık bunu yapmayacak. Açıkçası petrol fiyatlarının daha fazla yükseleceğini düşünmüştüm. Savaş sona erdiğinde dünya daha güvenli bir yer haline gelecek.İran dünya için, Orta Doğu için ciddi bir tehdit. Herkes benimle aynı fikirde” ifadelerini kullandı. Trump’ın diğer açıklamaları şöyle: “İran’da nereyi istersek orayı vuruyoruz. Kimse bize ateş bile etmiyor. Donanmaları, Hava Kuvvetleri, hava savunma sistemleri yok oldu. Liderleri gitti. Yeni liderler seçtiler ama onlar da gitti. Ve şimdi yine yeni lider arayışındalar. Adayı da istediğimiz an vurabiliriz. Hark Adası’nı istediğimiz zaman yerle bir edebiliriz. Tamamen korumasız. Borular hariç her şeyi yok ettik. Boruları bıraktık çünkü yeniden inşa edilmesi yıllar sürerdi.” Trump’un sözlerine rağmen ABD basını, yaklaşık 8 bin askeri personelin Orta Doğu’ya konuşlandırma sürecinin hızlandırıldığını öne sürdü.
NATO NAZİKLEŞTİ AMA ARTIK ÇOK GEÇ
Başbakan Sanae Takaichi üzerinden Japonya’ya seslenen Trump, şunları kaydetti: “Petrolün yüzde 90’ından fazlasını Hürmüz Boğazı üzerinden alıyorlar. Bu da devreye girmeleri için büyük bir sebep. Ayrıca Japonya’da 45 bin askerimiz var. Onlar çok para harcıyoruz. Devreye girmelerini bekliyorum.” Hürmüz Boğazı’nı kendilerinin kullanmadığını vurgulayan Trump “NATO, boğazı savunmamıza yardım etmek istemiyor. Oysa en çok ihtiyaç duyanlar onlar. Şimdi tavrımı gördükleri için çok daha nazikle ama artık çok geç. İngiltere şimdi uçak gemileri göndermek istiyor. ‘Uçak gemilerini savaştan önce istiyordum. Savaşı kazandıktan sonra değil’ cevabını verdim. ABD olmadan NATO kağıttan bir kaplandır. Korkaklar, biz bunu unutmayacağız” şeklinde konuştu.
MESCİD-İ AKSA'DA İNE İSRAİL ZULMÜ
Tel Aviv yönetimi İran’ı bahane ederek günlerdir ibadete kapattığı Müslümanların ilk kıblesini bayramda da açmadı. Filistinliler, 1967’de Doğu Kudüs’ün işgalinden bu yana ilk kez Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılamadı. İsrail güçleri, durumu protesto edenlere ise ses bombaları ve coplarla saldırdı.
azze’de yaptığı soykırıma rağmen Orta Doğu’da katliamlarına devam eden İsrail, bayramda da Müslümanlara zulmü sürdürdü. Tel Aviv’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kısıtlamaları bahane ederek kapattığı Mescid-i Aksa’da 1967’de Doğu Kudüs’ün işgalinden bu yana ilk kez bayram namazı kılınamadı. Uygulamaya tepki gösteren Filistinliler, namazı Mescid-i Aksa’ya en yakın noktalarda eda edebilmek için işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesi yakınlarında toplandı. Ardından Mescid-i Aksa’ya yürümek isteyenlere İsrail polisinin müdahalesi sert oldu. Polisin ses bombaları ve coplarla saldırdığı Müslümanlar, geri çekilmek zorunda kaldı. Bir grup, bayram namazını Selahaddin Caddesi ve Vadi el-Cevz Mahallesi’nde yollara serdikleri seccadeler üzerinde kıldı. Bayram sabahları Filistinlilerin gelenek olarak vakit geçirdiği Eski Şehir bölgesinin girişinde de İsrail güçlerinin çok sayıda kontrol noktası kurduğu görüldü.
BATI ŞERİA’DA DA ENGEL
Bu arada Batı Şeria’nın El Halil kentinde yer alan Harem-i İbrahim Camisi’ne yönelik kısıtlamaları yüzünden yalnızca 80 kişi bayram namazı kılabildi. Harem-i İbrahim Camisi Müdürü Mutaz Ebu Suneyne “İsrail cami çevresinde engellemeleri sıkılaştırdı. Camiye ibadete gelenlerin sınırlı sayıda girişine izin veriliyor. Çık sıkı aramadan geçiriliyorlar. Harem-i İbrahim Camisi, tamamen Müslümanlara ait bir ibadet yeri. İsrail’in buraya yeni bir ‘dini statü’ dayatma girişimlerinini reddediyoruz” dedi.
Gazze Şeridi’nde ise, buruk bir sevinç vardı. 3 yıl sonra bombardıman olmadan bayramı geçiren halk, bayram namazı için erken saatlerde sokaklara çıktı. İsrail saldırıları sonucu Gazze’deki cami ve mescitlerin büyük bölümü yıkıldı. Bu nedenle Gazzelilerin büyük bölümü namazını ibadethanelerin enkazında kıldı. Bazı bölgelerde, hayır kurumları tarafından kurulan çadır mescitlerde eda edildi. Filistinler, namazının ardından birbirleriyle bayramlaştı.
GAZZE ÇABUK UNUTULDU
Dünyanın Hürmüz Boğazı gerilimi nedeniyle akmayan petrolün peşine düştüğü süreçte Gazze’ye yardımlar yüzde 80 azaldı. Hastanelerde de kritik tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanıyor.
İsrail’in ABD ile birlikte 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırıların ardından insani krizle boğuşan Gazze Şeridi’ne giren yardım miktarında yüzde 80 düşüş yaşandığı bildirildi. Haaretz gazetesinin ABD’nin Gazze Anlaşması’nı denetlemek amacıyla İsrail’in güneyindeki Kiryat Gat’ta kurduğu Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nin verilerine dayandırdığı haberinde, İsrail yönetiminin tüm sınır kapılarını kapatması yüzünden insanlık krizi yaşanıyor. 28 Şubat’tan önce bölgeye haftalık 4 bin 200 insani yardım TIR’ı giriyordu. Ancak, saldırıların başladığı ilk hafta bu sayı 590’a düştü. Sıkı abluka nedeniyle yeterli insani yardıma erişemeyen Gazze Şeridi’nde gıda fiyatlarında keskin bir artış da söz konusu. 1,5 dolar olan domatesin fiyatı, son 2 haftada 4 dolara çıktı. Bir çuval unun fiyatı, 3 kat artarak 32 dolara yükseldi. Yemeklik yağ ve konserve ürünleri ise, neredeyse tamamen tükendi. Hastanelerde de kritik tıbbi malzeme sıkıntısı baş gösterdi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı “Hastanelerde jeneratörler için gerekli malzeme ve yakıt tedarik edilemiyor. Sağlık altyapısı çökmek üzere” açıklaması yaptı.
