ABD’nin New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi’nde 19 Ekim 2024 gecesi yaşandığı öne sürülen cinsel saldırıya ilişkin dosyada yeni bir süreç başladı.
Mahkeme belgelerinde “Jane Doe” olarak anılan kadın, 16 Eylül'de açtığı hukuk davasında, 19 Ekim 2024 gecesi Cornell Üniversitesi'ndeki Chi Phi öğrenci topluluğuna mensup yedi erkeğin kendisine saldırdığını öne sürdü. Doe, olay sırasında alkol ve ketamin kullanıldığını, kendisinin sarhoş olduğunu ve cinsel ilişkiye rıza gösterebilecek durumda bulunmadığını iddia etti.
DOSYA BÜYÜK JÜRİYE GÖTÜRÜLECEK
Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten pazartesi günü yaptığı açıklamada, dosyanın büyük jüriye götürüleceğini belirterek, “Uygun suçlamaları belirledikten sonra dava, büyük jüri aracılığıyla mümkün olan en objektif ve tarafsız biçimde yürütülecek” dedi.
ABD hukuk sisteminde savcıların topladığı delil ve ifadeleri değerlendiren büyük jüriler, bir kişi hakkında ceza davası açılmasını gerektirecek yeterli gerekçe bulunup bulunmadığına karar veriyor.
Doe, dava dilekçesinde olaydan yaklaşık üç hafta sonra, 8 Kasım 2024'te Cornell Üniversitesi Polisi'ne başvurduğunu belirtti. Dilekçede ayrıca Chi Phi üyelerine ait olduğu öne sürülen bir Snapchat grup sohbetinin görüntüsüne de yer verildi. Görüntüde bir katılımcının, Doe ile olası bir cinsel ilişki konusunda diğer üyelere müstehcen ifadelerle mesaj gönderdiği görülüyor.
SAVCILIK İLK İFADE İLE DAVA DİLEKÇESİ ARASINDAKİ FARKLARA DİKKAT ÇEKTİ
BBC'de yer alan habere göre, Van Houten, savcılığın 2024'te Doe'nun yetkililere verdiği ifadeyi değerlendirdiğini ancak o dönemde eldeki kanıtların suçlama yöneltmek için gerekli hukuki eşiği karşılamadığı sonucuna vardığını söyledi. Savcı, dosyayı büyük jüriye sunmaya hazırlanırken Doe ve avukatlarından ek bilgi talep ettiğini belirtti.
Van Houten'a göre Doe'nun Kasım 2024'te yemin altında verdiği ilk ifade ile son hukuk davasındaki iddiaları arasında farklılıklar bulunuyor.
“Jane Doe'nun Kasım 2024'te verdiği yeminli ifadede, iradesi dışında uyuşturulduğu veya toplu tecavüze uğradığı yönünde bir iddia bulunmuyordu” diyen Van Houten, “Aksine, Jane Doe'nun ifadesinde uyuşturucu kullanımı ve cinsel eylemlere katılımını gönüllü, bilinçli ve rızaya dayalı olarak tanımladığı görülüyordu” ifadelerini kullandı.
Van Houten ayrıca Doe'nun avukatlarının, ilk ifadenin gerçeği yansıtmadığını bildirmek veya suçlama yöneltilmemesi kararının yeniden değerlendirilmesini istemek üzere daha önce kendisiyle iletişime geçmediğini söyledi.
Bununla birlikte savcı, cinsel saldırıya uğrayan kişilerin yaşadıklarını bütünüyle anlamlandırmasının ve işlemesinin yıllar süren terapi ve iyileşme sürecini gerektirebileceğini de kabul etti.
DOE’NUN AVUKATI: TRAVMATİZE OLMUŞTU
Doe'nun avukatı Thomas Giuffra ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, müvekkilinin saldırıdan sonraki günlerde travma yaşadığını söyledi. Giuffra, “Travmatize olmuştu, hissizleşmişti ve yaşananların dehşetini kabullenemiyor, işlevlerini yerine getiremiyordu. Kendini koruma modundaydı” dedi.
Giuffra, Doe'nun ilk şikayetini alan polis memuru dışında hiç kimseyle görüşmediğini belirterek, ciddi suç soruşturmalarında mağdurun birkaç kez dinlenmesini, delillerin toplanmasını ve bu deliller üzerinden bir dosya oluşturulmasını beklediğini söyledi. Savcılığın açıklamalarını “savunmacı” olarak nitelendiren Giuffra, soruşturma sürecinde eksiklikler yaşandığı görüşünü dile getirdi.
CORNELL ÜNİVERSİTESİ’NE DE SUÇLAMALAR YÖNELTTİ
Doe, açtığı hukuk davasında Cornell Üniversitesi'nin kendisini korumadığını ve olayda rol aldığı iddia edilen kişileri yeterince cezalandırmadığını da öne sürdü. Dava dilekçesinde, söz konusu kişilere davranışlarının sonuçlarını hafifletmek amacıyla makale yazma imkanı tanındığı iddia edildi.
Dilekçede ayrıca Doe'nun olay ve üniversitenin süreci ele alış biçimi nedeniyle “ağır duygusal ve psikolojik sıkıntı” ile fiziksel zarar yaşadığı, olayın kısa sürede kampüste yayıldığı belirtildi.
CORNELL İDDİALARA KARŞI ÇIKTI
Cornell Üniversitesi ise bu iddialara karşı çıktı. Üniversite, olayın eğitimli öğretim üyeleri ve personelden oluşan bir kurula sevk edildiğini, kurulun aralarında Cornell'den ihraç ve uzaklaştırmaların da bulunduğu çeşitli yaptırımlar uyguladığını açıkladı.
Üniversite, “Suçlanan kişilerin hiçbirine, olaydaki rolleri karşılığında tek yaptırım olarak makale yazma seçeneği sunulmadı” açıklamasını yaptı.
CHI PHI’NİN KAMPÜSTEKİ FAALİYET YASAĞI SÜRÜYOR
Cornell, Kasım 2024'te Chi Phi evindeki “uyuşturucu kullanımı ve cinsel şiddete ilişkin ciddi ve son derece rahatsız edici iddialar” hakkında kamuoyuna açıklama yapmıştı. Üniversite polisi tarafından soruşturma başlatılırken Chi Phi'nin yerel şubesi ile bazı öğrenciler uzaklaştırılmıştı.
Üniversite ayrıca kendi iç soruşturmasının yanı sıra, federal fon alan eğitim kurumlarında cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklayan Title IX kapsamında bir medeni haklar soruşturması başlatmıştı. Chi Phi şubesinin Cornell kampüsündeki faaliyet yasağı halen devam ediyor.
ABD'de “fraternity” olarak adlandırılan öğrenci toplulukları, genellikle erkek üniversite öğrencilerinin üye olduğu ve üyelerinin çoğu zaman aynı evde yaşadığı kampüs örgütlenmeleri olarak faaliyet gösteriyor. İki yüzyıldan uzun süre önce kurulan ulusal Chi Phi öğrenci topluluğu ise BBC'nin konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermedi.
Cornell, pazartesi günü yaptığı açıklamada dosyanın büyük jüri önüne götürülmesini desteklediğini ancak üniversitenin olayda rol aldığı belirlenen kişilere ciddi yaptırımlar uygulamadığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını belirtti.
AVUKAT, MÜVEKKİLİ HAKKINDAKİ SUÇLAMALARI REDDETTİ
Hukuk davasında adı geçen erkeklerden birinin avukatı Jeremy Saland da müvekkili hakkındaki suçlamaları reddetti.
Saland, müvekkilinin Snapchat'teki mesaja yanıt verdiğini ve “olgun olmayan bir yorum” yaptığını kabul ederken bunun dışında herhangi bir eylemde bulunmadığını savundu. Avukat, müvekkilinin Doe ile herhangi bir cinsel faaliyette bulunmadığını, ona dokunmadığını ve ketamin kullanmadığını söyledi.
DOSYA ABD ÇAPINDA GÜNDEME GELDİ
Dosya, Doe'nun hukuk davasını açması ve ceza soruşturmasının yeniden başlatılacağının açıklanmasının ardından ABD çapında gündeme geldi. Oyuncu Florence Pugh ve Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez'in de aralarında bulunduğu bazı tanınmış isimler konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Cornell öğrenci gazetesi The Cornell Daily Sun'ın Genel Yayın Yönetmeni Sophia Dasser, kampüste öfke ve şaşkınlığın yanı sıra ABD'nin farklı bölgelerinden gelen büyük bir dayanışma dalgası bulunduğunu söyledi. Gazetenin yayın kurulu, hukuk davasında adı geçen erkeklerin isimlerini yayımlarken olayların bildirilmesi ve sonuçlandırılmasına ilişkin süreçlerin bağımsız bir üçüncü tarafça incelenmesi çağrısında bulundu.
ÖĞRENCİLER DAHA FAZLA ŞEFFAFLIK TALEP EDİYOR
Dasser, öğrencilerin tepkisinin önemli ölçüde son iki yılda dosya hakkında kendilerine çok az bilgi verilmesinden ve Title IX sürecinin şeffaf olmamasından kaynaklandığını söyledi. Bazı üniversitelerin kampüsteki cinsel saldırı vakalarının sonuçları, uygulanan yaptırımlar ve süreçler hakkında anonimleştirilmiş veriler yayımladığını ancak Cornell'in bunu yapmadığını belirten Dasser, öğrencilerin üniversiteden daha fazla şeffaflık talep ettiğini ifade etti.
BELEDİYE BAŞKANINDAN CORNELL’E ÇAĞRI
Cornell'in bulunduğu New York eyaletine bağlı Ithaca kentinin belediye başkanı da üniversiteye yönelik bir adım attı. Belediye Başkanı, Cornell'in cinsel şiddet suçlarını önlemeye ve soruşturmaya yönelik protokollerini gözden geçirene kadar öğrenci etkinlikleri ve özel etkinlikler için verilen izinlere ara verilmesi çağrısında bulundu.
En prestijli üniversitelerin yer aldığı Ivy League'de yer alan Cornell ise 2025'te kampüsteki cinsel saldırılarla ilgili bir çalışma grubu oluşturulduğunu ve grubun tavsiyelerinin bir bölümünün hayata geçirildiğini, diğerlerinin ise geliştirme aşamasında olduğunu açıkladı.
ARAŞTIRMADA DİKKAT ÇEKEN CİNSEL SALDIRI VERİLERİ
Üniversitenin 2025 tarihli araştırmasına göre lisans öğrencisi kadınların yüzde 35'i, erkeklerin ise yüzde 8'i Cornell'deki eğitimleri sırasında cinsel saldırıya maruz kaldıklarını bildirdi. Raporda, üniversitenin cinsel saldırılarla mücadele konusunda uzun süredir çeşitli adımlar atmasına rağmen vakaların “ısrarla yüksek” seviyelerde kalmaya devam ettiği belirtildi.
