Orta Doğu'da ABD ve İsrail füzeleri İran'ı vururken, küresel medyanın gözden kaçırdığı devasa bir bölgesel savaş da Asya'nın kalbinde, Pakistan ile Afganistan arasında tüm şiddetiyle sürüyor. Drop Site News'in sahadaki gazetecilere ve yerel kaynaklara dayandırdığı kapsamlı rapora göre; son haftalarda iki ülke arasındaki sınır gerilimleri, Pakistanlı üst düzey yetkililerin deyimiyle "açık bir savaşa" dönüştü. Savaşın faturası ise her iki ülkedeki sivil halka çıkıyor.
KABİL SEMALARINDA SAVAŞ UÇAKLARI
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinden yaklaşık beş yıl sonra, başkent Kabil semalarında yeniden savaş uçakları ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) uçmaya başladı. Ancak bu kez jetler ABD'ye değil, Pakistan ordusuna ait.
27 Şubat'ın erken saatlerinde Pakistan savaş uçakları, Kabil'in batısındaki tarihi Dar-ul-Aman Sarayı yakınları da dahil olmak üzere Kandahar ve Paktia eyaletlerine ağır hava saldırıları düzenledi. Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel makamların paylaştığı sarsıcı savaş bilançosu şu şekilde:
BM Verileri: 26 Şubat - 2 Mart tarihleri arasında Afganistan'da en az 146 sivil zayiat yaşandı. Bu saldırılarda, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere en az 42 sivil hayatını kaybetti.
Kitlesel Göç: Savaş uçaklarının köyleri vurmasının ardından sınır bölgelerinde büyük bir göç dalgası başladı. Taliban makamlarına göre sadece birkaç gün içinde 8.400 kişi evlerini terk ederek ülke içinde yerinden edildi (mülteci konumuna düştü).
Katliam Bölgeleri: 22 Şubat gecesi Nangarhar ve Paktika'da en az 13 sivil öldü. 2 Mart gecesi Khost eyaletinde (Ali Sher ve Zazai Maidan bölgeleri) düzenlenen bombardımanlarda aralarında çocukların da olduğu en az 20 sivil yaşamını yitirdi. Kunar eyaletinde ise 13 sivil kayıp rapor edildi.
İSLAMABAD "SABRIMIZ TAŞTI" DEDİ, TRUMP DESTEK VERDİ
Çatışmaların temelinde yatan neden, Pakistan'ın kendi içindeki terör saldırılarından Afganistan'ı sorumlu tutması. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, sınır ötesi harekâtları doğrulayarak "sabırlarının tükendiğini" ve resmen savaş ilan ettiklerini duyurdu. İslamabad yönetimi, Pakistan Talibanı (TTP) ve IŞİD-H (ISKP) militanlarının Afganistan'da barındığını ve buradan saldırılar düzenlediğini iddia ediyor.
Bu savaşta Pakistan'ın en büyük uluslararası destekçisi ise İran'ı vuran ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump, Pakistan'ın Afganistan'a yönelik saldırıları sorulduğunda doğrudan "Pakistan'ın kendini savunma hakkı vardır" diyerek İslamabad'daki askeri yönetime (cuntaya) yeşil ışık yaktı. Uzmanlara göre Pakistan, ABD'nin 5 yıl önceki çekilmesinin ardından Washington'a kendini yeniden "bölgesel güvenlik ortağı" olarak pazarlamaya çalışıyor.
TALİBAN'DAN İSLAMABAD'A DRON SALDIRISI İDDİASI
Taliban yönetimi ise "teröristlere sığınak sağladıkları" yönündeki iddiaları kesin bir dille reddediyor. Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, saldırıları "Afgan egemenliğinin ihlali" olarak nitelendirerek, Pakistan'ın kendi iç güvenlik zafiyetleri için Afganistan'ı günah keçisi yaptığını savundu.
Misilleme olarak 26 Şubat'ta Pakistan sınır karakollarına saldıran Taliban güçlerinin, bazı mevzileri kısa süreliğine ele geçirdiği bildirildi. Ayrıca Taliban, sınırdan 160 km fazla içeride olan başkent İslamabad'daki hedeflere ticari dronlarla saldırdığını iddia etti (bu iddia bağımsız kaynaklarca henüz doğrulanmadı).
Analistler, Taliban yetkililerinin son haftalarda "İran'ın ABD veya İsrail tarafından saldırıya uğraması halinde Tahran'ı destekleyecekleri" yönündeki sinyallerinin, Pakistan'ın (ve ABD'nin) bu sert askeri müdahalesini hızlandırmış olabileceğine dikkat çekiyor. Sınır hattı olarak kabul edilmeyen "Durand Hattı" üzerindeki bu kanlı savaş, İran'daki büyük savaşın gölgesinde Orta Doğu ve Güney Asya'yı topyekûn bir yangın yerine çeviriyor.
