ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku yok sayan İran saldırısının yol açtığı bölgesel kaos Türkiye’yi de tehdit etmeye başladı. 4 ve 13 Mart arasında Hatay, Gaziantep ve Adana üzerinde üç balistik füze NATO sistemi tarafından düşürüldü. Ankara’nın ve NATO’nun ‘Füzeler İran’dan ateşlendi’ açıklamalarına rağmen Tahran yönetimi suçlamayı en net biçimde reddetti. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ‘Füzeleri biz atmadık, Türkiye’yi hedef almadık’ açıklamaları yaptı.
İHLAL DEVAM EDERSE KRİZ BÜYÜR
Diplomasi çevreleri ‘Saldırılar sürerse iki ülke arasında kriz olur’ uyarısı yaparken, Tahran soru işaretlerinin cevaplanması için Ankara’ya ortak komisyon kurmayı önerdi. İran’ın savaşta Türkiye’yi karşısına almak istemeyeceğine dikkat çeken kimi uzmanlar, saldırının İsrail istihbaratınca iki ülke arasındaki ilişkiyi bozmak amacıyla gerçekleştirilmiş olabileceğini savundu. Kimi güvenlik uzmanları ise füzelerin ordu içindeki kontrol dışı radikal gruplar tarafından atılmış olabileceği ihtimaline dikkat çekti.

BU FÜZELERİ KİM ATEŞLİYOR?
Türkiye hava sahasında 10 gün içinde düşürülen üç füze, Ankara ile Tahran arasında yeni bir gerilim başlığı açtı. Milli Savunma Bakanlığı ve NATO atışların İran’dan yapıldığını belirtirken, Tahran sorumluluğu reddediyor. İran’da kontrol dışı hareket eden ya da Mossad’ın sızdığı grupların parmağı olduğu iddiaları var.
ürk hava sahasında NATO sistemleri tarafından art arda vurulan üç balistik füze, yalnız güvenlik değil diplomasi cephesinde de soru işaretlerini büyüttü. Milli Savunma Bakanlığı ve NATO, 4 Mart ile 13 Mart arasında Hatay, Gaziantep ve Adana hattında etkisiz hale getirilen mühimmatın İran’dan ateşlendiğini açıklarken, Tahran yönetimi en üst düzeyden sorumluluğu reddetti. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarında ortak vurgu, “Türkiye’yi hedef almadık, füzeleri biz atmadık” mesajı oldu. Türk makamları, ihlallerin tekrar etmesi halinde gerekli tedbirlerin alınacağını vurgularken, olayın teknik boyutlarının aydınlatılması gerektiğini belirtiyor. İran tarafı da bu çerçevede ortak teknik inceleme önerisinde bulundu. Ancak bir yanda MSB ve NATO’nun “İran’dan ateşlendi” tespiti, diğer yanda Tahran’ın kesin yalanlamaları, krizi daha karmaşık hale getiriyor.
Diplomatik çevrelerde dikkat çekilen kritik başlıklardan biri, Türkiye’nin NATO üyesi olması. Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklara göre, saldırının doğrudan Türkiye’ye yönelik kabul edilmesi halinde konu NATO boyutuna taşınabilir. Bu nedenle Ankara’nın kullandığı dilin son derece dikkatli olduğu, hem güvenlik hem de ittifak dengeleri gözetilerek hareket edildiği değerlendiriliyor. Peki füzelerin gerçek hedefi neydi? Bu soruya ilişkin hem Batı basınında hem güvenlik çevrelerinde farklı senaryolar tartışılıyor. Bazı analistler, İran’dan ateşlenen balistik mühimmatın Irak ve Suriye hava sahasını geçerken Türkiye’ye yönelmiş göründüğünü, ancak asıl hedefin Türkiye olmayabileceğini savunuyor. King’s College London’dan savunma çalışmaları uzmanı Rob Geist Pinfold, bu tür atışların daha geniş bir baskı ve istikrarsızlaştırma stratejisinin parçası olabileceğini söylerken, İran’ın bir NATO ülkesini doğrudan hedef almasının çok daha ciddi bir tırmanma anlamına geleceği uyarısında bulunuyor. ABD savunma çevrelerinden bazı isimler de balistik füzelerin yüksek irtifada geniş bir rota izlediğine işaret ederek, esas hedefin Türkiye değil başka askeri noktalar olabileceğini öne sürüyor. Bu çerçevede Doğu Akdeniz’deki ABD unsurları, Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz ve Amerikan üsleri ya da Türkiye’deki NATO altyapısı üzerinde duran değerlendirmeler öne çıkıyor. Türkiye’deki savunma çevrelerinde de benzer şekilde İncirlik Üssü ile Kürecik Radar Üssü gibi noktaların dolaylı hedef olabileceği yorumu yapılıyor. Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, İran’ın Türkiye’yi doğrudan hedef alma ihtimalini düşük gördüğünü, füzenin başka bir hedefe giderken Türk hava sahasına girmiş olmasının daha olası olduğunu dile getirdi. Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin de benzer biçimde, İran’ın Türkiye ile doğrudan çatışma istemesinin stratejik olarak mantıklı görünmediğini, hedefin daha çok ABD veya NATO altyapısı olabileceğini söyledi. Bazı uzmanlar ise elektronik karıştırma, yönlendirme hatası ya da acele fırlatma nedeniyle rota sapmasının da ihtimaller arasında bulunduğunu belirtiyor. Bununla birlikte kamuoyunda konuşulan bir başka başlık da provokasyon ihtimali. Bazı yorumcular, İran içindeki kontrol dışı unsurların, Devrim Muhafızları bünyesinde denetim sorunu yaşayan bir birimin ya da iki ülke ilişkilerini bozmak isteyen dış istihbarat unsurlarının devrede olabileceğini öne sürüyor. Ancak şu aşamada bu tezleri destekleyen kamuya açık, bağımsız ve doğrulanmış somut kanıt bulunmuyor.
