İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Amerika Birleşik Devletleri ile koordineli olarak yürütülen kapsamlı hava harekatlarının ardından televizyon ekranlarından dünyaya seslenerek Tahran ve Beyrut'a yönelik yeni askeri stratejilerini duyurdu.
AMAÇ İRAN'I PARÇALAMAK DEĞİL
Operasyonların tüm şiddetiyle kesintisiz süreceğini belirten Netanyahu, asıl gayelerinin İran'ı harita üzerinde parçalamak değil, mevcut yönetimi içeriden zayıflatarak çökmeye zorlamak olduğunu ilan etti.
İSRAİL'İN YENİ STRATEJİSİ ORTAYA ÇIKTI
İsrail televizyonlarında ulusa ve uluslararası kamuoyuna seslenen Netanyahu, günlerdir süren şiddetli bombardımanların nihai hedefine dair açıklamalarda bulundu.
![]()
Saldırıların İran rejimini sistematik olarak zayıflatma üzerine kurgulanmış özel bir planın parçası olduğunu savunan İsrail Başbakanı, ülkenin toprak bütünlüğünü bozmak gibi bir niyetleri olmadığını iddia etti. Bu strateji doğrultusunda doğrudan İran halkına seslenen Netanyahu, sokakları hareketlendirmeyi umarak yönetime karşı açık bir sivil ayaklanma çağrısı yaptı. Başbakan ayrıca cephede çatışan İran Devrim Muhafızları Ordusu üyelerine de silah bırakarak teslim olmaları yönünde mesaj gönderdi.
İSRAİL HAKİMİYETİ BAŞLADI
Sahadaki askeri duruma dair oldukça iddialı söylemler kullanan Netanyahu, İsrail savaş uçaklarının Tahran semalarında hava kontrolünü neredeyse tamamen ele geçirdiğini öne sürdü. Öte yandan Netanyahu, yeni ve çok daha yıkıcı saldırıların geleceğini ifade etti.
LÜBNAN'A FELAKET UYARISI
İsrail ordusunun karadan işgali genişlettiği Lübnan cephesi de Netanyahu'nun hedefindeydi. Beyrut hükümetine açık bir ültimatom veren İsrail lideri, Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması görevinin Lübnan yönetiminin omuzlarında olduğunu belirtti.
Bu sorumluluğun yerine getirilmemesi halinde Lübnan'ın geri dönüşü olmayan bir felakete sürükleneceği tehdidini savurdu.
NEDEN İRAN'I PARÇALAMAK İSTEMİYORLAR
İran'ın etnik hatlar üzerinden parçalanması, bölgede yeni otonom yapıların veya bağımsız devletlerin doğması anlamına gelirken, bu senaryo, sınırların değişmesini kendi milli güvenlikleri için tehdit olarak gören diğer bölgesel güçlerin asla kabul etmeyeceği bir kırmızı çizgi olarak biliniyor. Bu nedenle ABD-İsrail ekseni, sınırların değiştiği ve yıllarca sürecek bir iç savaş kaosu yerine, Batı ile daha uyumlu, askeri kapasitesi sıfırlanmış zayıf bir yönetimin başa geldiği kontrollü bir rejim değişikliğini tercih ediyor.
