10 Mart Mutabakatına uymayan SDG'ye Cumhurbaşkanı Şara dikkat çeken mesajlar verdi. Barzani’ye yakın Şems TV’nin yaptığı ancak Kandil'in yayınlanmasını engellediği röportajın Suriye televizyonu tarafından paylaşılan kısmında Şara 'SDG çok başlı. Kandil ile olan organik bağları çözümün önündeki en büyük engel' dedi. 10 Mart Mutabakatına işaret etti: Kendi içinde karar mekanizması olmayan, verdiği sözü uygulayamayan bir yapıyla müzakere ediyoruz.
KÜRTLERİN ASIL GÜVENCESİ SURİYE DEVLETİ
SDG Komutanı Mazlum Abdi’ye ‘Kürtlerin hakkı için savaşıyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü bu haklar anayasa ile güvence altına alınmıştır’ dediğini aktaran Şara ‘Kürtler için asıl sermaye Suriye devletidir. Kürt vatandaşlarımızın gerçek güvenliği, yeni Suriye’ye ve devletin yasal kurumlarına entegre olmaktan geçer’ vurgusu yaptı. Türkiye’de 50 yıldır süren PKK terörünün bedelini Suriye’nin ödememesi gerektiğini ifade etti.
ABD DEYRİZOR’U ŞAM’A MI BIRAKIYOR
Suriye ordusu Halep'ten sonra YPG/SDG’yi Fırat'ın batısından tamamen çıkarmak için operasyona devam ederken BAE basını ABD'nin Deyrizor'daki koruma şemsiyesini kaldırabileceğini yazdı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) Halep'ten sonra SDG'den petrol zengini stratejik kentten çekilmeyi de isteyebileceği ileri sürüldü.

ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL
Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 10 Mart mutabakatına uymayan terör örgütüyle yürütülen görüşmelerin perde arkasını anlattı: SDG’nin temel sorunu çok başlı olması. Kendi içinde karar mekanizması olmayan, verdiği sözü uygulayamayan bir yapı. Kandil ile olan organik bağları, onlar ne derse desin gün gibi ortada.
Erbil merkezli, Arapça yayın yapan ve Barzanilere yakınlığıyla bilinen Şems TV’ye konuşan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın röportajı siyasi gerekçelerle ekrana getirilmedi. Bunun üzerine Suriye devlet televizyonu El-İhbariye, yayınlanmayan bazı kesitleri sosyal medya platformlarında paylaştı. Röportajında omurgasını PKK/YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) Kandil bağlantıları üzerinden sert sözlerle eleştiren Şara, birlik çağrısında bulundu. SDG’nin tüm Kürt bileşenini temsil etmediğini vurgulayan Şara “Tüm Suriye halkı, eski rejimin kurbanıdır. Esad rejiminin düşmesi, Kürtlerin maruz kaldığı zulme verilen ilk gerçek cevaptır. Onların cesaretine hayranım ve Suriye ordusunun bir bölümünün cesur Kürtlerden oluşmasını diliyorum. Devrim boyunca kontrollerimiz dışında kalan bölgelerde olsalar bile, Kürtleri korumak için elimizden gelen her şeyi yaptık” dedi.
BÖYLE HAK ARANMAZ
YPG/SDG mensuplarının çoğunluğunun emirleri Kandil’den aldığına işaret eden Şara “Ne derlerse desinler, Kandil ile açık bir bağlantıları var. Gerçek karar alma gücü, örgüt içindeki bir askeri ve güvenlikçi erki elinde. Kürtlerin korunması askeri bir oluşumla mı sağlanır? Çocukları silahlandırarak, kadın ve erkekleri zorla askere alarak ardından Suriye devletiyle durumu tırmandırarak mı sağlanır? Sınır ötesinde, Türkiye ile 40-50 yıllık sorunları olan, dışarıdan gelen bir örgütle mi sağlanır? Suriye bu sorunu kendi topraklarında çözmenin maliyetini karşılayamaz. Kürtlerin korunması yeni Suriye ile entegre olmaktan geçiyor. Eğer Suriye devleti Kürtler’e kendini kapatır ve ‘Yönetime katılmalarını istemiyoruz’ derse, o zaman başka seçenekler arama hakları olur. Ancak biz Halep’i ve tüm şehirlerimizi yeniden inşa ederken, birilerinin mahalle aralarında hendekler kazması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
ANAYASAL GÜVENCE
Terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını anlatan Şara, şunları kaydetti: “Kendisine dedim ki: Mazlum kardeşim. Eğer Kürt bileşeninin hakları için savaşıyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü Kürt bileşeninin hakları anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Bu haklar herhangi bir cumhurbaşkanından gelen bir lütuf veya bağış değildir; aksine devletin yerine getirmesi gereken bir görevdir. Ben Suriye’deki tüm Kürt haklarına inanıyorum ve bu haklar anayasal güvence altında olmalıdır. Kürt toplumunun hakları pazarlık konusu değildir. Parlamentoya katılım, egemen ve üst düzey devlet makamlarında görev alma gibi haklar da kota ya da paylaştırma esasına değil liyakat ilkesine dayanmalıdır. Fakat SDG’nin temel sorunu çok başlı olması. Bir tarafla müzakere ediyorsunuz ancak o taraf imzaladığı anlaşmayı uygulayacak yetki sahip olmuyor.
ABD BİLE KARŞI
Kürt bileşeninin, silahlı ve dar parti yapıları içine hapsedilmesi; dış bağlantıları bulunan, Kandil Dağları’ndan talimat alan, 40–50 yıldır toplumsal hayattan kopmuş ve Türkiye’de kronik bir sorun yaşayan yapılarla ilişkilendirilmesi, Suriye’deki Kürtleri çıkmazın içine sürüklemektedir. Bu durum, Kürt bileşenini kalkınma, yeniden imar ve eğitim gibi Suriye’de yaşanan süreçlerden mahrum bırakmakta; aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleyen uluslararası iradeye de ters düşmektedir. Hatta onları fiilen koruyan Amerika Birleşik Devletleri dahi, bu korumayı belli ölçülerde sürdürmekle birlikte, açık ve net bir şekilde Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleyen bir politika izlemektedir. Tüm bu değişimlere rağmen karşı bir tutum sergilemek, bölgesel ve uluslararası dönüşümlerle açıkça çelişmektedir.”
HALEP’TEN ÖZEL GÖRÜNTÜLER BENDE SAKLI
Halep’in Suriye ekonomisinin yüzde 50’sinden fazlasını temsil ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin düzenlenen operasyonu şöyle anlattı: “Askeri operasyon, Şeyh Maksud Mahallesi’nde bulunan silahlı güçlerin ilk olarak İHA’larla saldırı başlatması üzerine yapıldı. Şeyh Maksud’un içinde bulunan bazı silahlı gruplar, sivillerin mahalleden çıkmasını engelledi. Buna dair özel görüntüler ve kanıtlar bende mevcut. Daha sonra açıkça anlaşıldı ki, Kandil’den gelen talimat doğrultusunda mahallede kalmaları ve son nefese kadar savaşmaları emredilmişti.” Halep operasyonu sonrası Türk güvenlik kaynakları da Kandil’i hedef göstererek “PKK’nın uzlaşı yerine çatışmayı önceleyen tavrı neticesinde, tüm kayıpların sorumluluğu Kandil’indir” demişti.
