İran’da dini lider Ali Hamaney’in vefatının ardından ülkenin koltuğuna, uzun süredir gölge güç olarak anılan oğlu Mücteba Hamaney oturdu. Uzmanlar Meclisi'nin kararıyla göreve gelen Hamaney, hem dini otoritesi hem de stratejik bağlantılarıyla bölge siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralayacağa benzemekte. Öyle ki Babası Hamaney'in sağ kolu olarak gizli görevlerde olduğu bilineen Mücteba Hamaney hakkında derin devlet iddiaları da konuşuluyor.
İRAN'DA MÜCTEBA HAMANEY DÖNEMİ BAŞLADI
Orta Doğu’nun en köklü ve karmaşık devlet yapılarından birine sahip olan İran, tarihin en önemli dönemlerinden birini yaşıyor. Ali Hamaney’in ardından boşalan makama kimin geçeceği sorusu, Tahran koridorlarında yankılanan pek çok ismin arasından sıyrılan Mücteba Hamaney ile yanıt buldu. 1969 yılında Meşhed’de dünyaya gelen Mücteba, devrimin gölgesinde büyümüş ve babasının ideolojik mirasını bizzat mutfağında öğrenmiş bir isim olarak öne çıkmakta.

İRAN IRAK SAVAŞI HABİB TABURU OLMUŞTU
Pek çok analist Mücteba Hamaney’in yükselişini sadece bir babadan oğula geçiş süreci olarak görse de, asıl hikaye İran-Irak savaşı cephelerinde ve sonrasındaki operasyonel süreçlerde gizli olduğu bilinmekte. Mücteba, savaş yıllarında Devrim Muhafızları bünyesindeki Habib Taburunda görev yaparken, bugün İran'ın güvenlik mimarisini yöneten generallerle omuz omuza çarpıştığı gerçeği de çok az kişi tarafından biliniyor.
Son yirmi yılda İran'da alınan en önemli kararların merkezinde, halkın çok az tanıdığı ama sistemin çok iyi bildiği bir mekanizma vardı: Beit-e Rahbari (Liderlik Ofisi). Mücteba Hamaney, babasının sağ kolu olarak bu ofisin fiili yöneticiliğini yürüttü.
Hangi istihbarat raporunun liderin masasına gideceğinden, hangi devlet adamının huzura kabul edileceğine kadar her süreç onun onayından geçti. Bu durum, Mücteba'yı resmi bir görevi olmasa dahi, devlet mekanizması üzerinde mutlak bir filtreleme gücüne sahip kıldı.
KUM ŞEHRİNDEN TAHRAN'A GEÇİŞ
Mücteba Hamaney’in liderliğe giden yolu sadece soyadından ibaret olmadığı ve derin dini eğitimlerden geçtiği bilinmekte.
Genç yaşlarından itibaren Şii dünyasının kalbi sayılan Kum şehrinde derin bir dini eğitim alan Hamaney, burada İslam hukuku ve fıkıh üzerine uzmanlaştı. Din adamları sınıfı içerisinde kendine yer edinen Mücteba, sadece bir siyasi figür değil, aynı zamanda teolojik tartışmalarda söz sahibi bir isim olarak rüştünü ispatladı. Bu eğitim süreci, onun İran’ın muhafazakar elitleri nezdindeki meşruiyetinin de temel taşını oluşturdu.
Resmi bir devlet görevi yürütmemesine rağmen Mücteba Hamaney, yıllardır İran siyasetinin en etkili aktörlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Özellikle Devrim Muhafızları ve istihbarat birimleriyle de arasının iyi olduğu bilinen Hamaney'in bu özelliğ, diğer tercihlerin elenmesindeki temel faktör oldu.
UZMANLAR MECLİSİ KARARINI VERDİ
İran Anayasası’na göre dini liderlik makamı babadan oğula geçen bir saltanat sistemi değil. Ancak Mücteba Hamaney’in seçilmesi, ülkedeki dini ve siyasi dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, Uzmanlar Meclisi tarafından yapılan değerlendirmeler, Mücteba’nın hem dini donanımını hem de ülkenin içinden geçtiği kaotik süreçte sağlayabileceği istikrarı referans alarak bu tarihi tercihi yaptı.

2009 YILINDA TANINMIŞTI
2009 yılındaki tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde en çok konuşulan isimlerden olan Hamaney'in esas tanınırlığı o dönem başlamıştı.
O dönemde sokak protestolarının (Yeşil Hareket) bastırılmasında ve muhafazakar kanadın konsolide edilmesinde Mücteba’nın, Devrim Muhafızları ile kurduğu koordinasyonun kilit rol oynadığı bilinmekteyken, rakiplerinin tecrübesiz yorumlarına karşılık bu isim, aslında yaklaşık 20 yıldır İran'ın derin yapısını yöneten isimlerin başında geliyordu.
BABASININ KOLTUĞUNU YÖNETİYORDU
Ayrıca, babası Ali Hamaney'in ofisini fiilen yöneterek, hangi raporun liderin masasına gideceğine karar veren kişi olarak da bilinmekte.
