Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasının ardından, Beyaz Saray’da kritik bir zirve gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela muhalefetinin en güçlü sesi olarak kabul edilen Maria Corina Machado ile öğle yemeğinde buluştu. İkilinin ilk yüz yüze görüşmesi olan bu zirve, Washington’ın Latin Amerika politikasındaki çok katmanlı stratejiyi de gözler önüne serdi.

NOBEL ÖDÜLÜ KRİZİ VE "JEST"
Görüşme sonrası Beyaz Saray önünde destekçilerine seslenen Machado, görüşmenin oldukça verimli geçtiğini ifade ederek, kendisine verilen Nobel Barış Ödülü’nü Başkan Trump’a sunduğunu açıkladı.
Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada bu durumu "karşılıklı saygıya dayalı çok güzel bir jest" olarak niteledi. Ancak daha önce Nobel Komitesi, ödülün hukuken devredilemez olduğunu vurgulayarak bu girişime şerh koymuştu. Trump’ın ödülü fiziki olarak kabul edip etmediği ise gizemini koruyor.
WASHİNGTON’IN "İKİ KANALLI" VENEZUELA POLİTİKASI
Görüşme, Trump yönetiminin Venezuela konusundaki pragmatik yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu. Beyaz Saray, bir yandan Machado’nun "cesur sesini" onurlandırırken, diğer yandan mevcut Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez yönetimiyle somut iş birliklerini sürdürüyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump’ın Machado’yu halkın önemli bir sesi olarak gördüğünü ancak şahsın "ülkeyi yönetecek siyasi güce sahip olmadığı" yönündeki önceki değerlendirmesinin arkasında olduğunu belirtti.
Sözcü Leavitt, Delcy Rodriguez hükümetinin ABD’nin taleplerine son derece yapıcı yaklaştığını vurguladı. Bu iş birliğinin meyveleri olarak 500 milyon dolarlık enerji anlaşması ve 5 Amerikalı tutuklunun serbest bırakılması öne çıktı.
SEÇİM TAKVİMİ BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
ABD yönetimi, Venezuela’da "zamanı gelince" demokratik seçimlerin yapılması konusundaki kararlılığını yineledi. Ancak mevcut Rodriguez yönetimiyle kurulan ekonomik ve siyasi temasların sıcaklığı, yakın zamanda bir seçim takviminin oluşup oluşmayacağı sorusunu cevapsız bırakıyor.
