Çelişkili açıklamalarıyla bilinen Trump bir kez daha İran’da hedeflerine ulaştıklarını iddia ederek, bölgeden “iki üç hafta içinde ayrılacaklarını” söyledi. “Bunu sürdürmemiz için bir neden yok” dedi. Hürmüz krizinin Fransa ve Birleşik Krallık’ın sorunu olduğunu, gaz almak için kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini belirtti. ABD medyası ise Trump’ın geri çekilme sinyallerinin, aslında kara harekatını gizleyen bir “sis perdesi” olduğunu iddia etti. Paskalya tatili nedeniyle piyasaların kapalı olacağı cuma günü (yarın) kara harekatına başlanacağını ileri sürdü.
KÖRFEZ’DEN İŞGAL BASKISI
Dışişleri Bakanı Rubio da Trump ile benzer ‘çekilme’ mesajı verdi. “Bitiş çizgisini görebiliyoruz” dedi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise savaşın sona ermesi konusunda istekli olduklarını ancak saldırıların tekrarlanmaması için garanti istediklerini kaydetti. İsrail savaşı sürdürme kararlılığını dile getirirken Körfez ülkelerinin de İran’a nihai darbe için destek verdikleri hatta BAE’nin Hürmüz’ün zorla yeniden açılması için BM’ye baskı yaptığı belirtildi. Trump’ın bir danışmanı “Suudiler ABD’nin İran’ı dünyadan silerek işi bitirmesini istiyorlar. Biz bunu istemiyoruz” dedi.
ABD’Yİ NATO’DAN ÇIKARABİLİRİM
Trump, İran’a karşı yürüttüğü savaşa NATO’nun katılmaması üzerine ittifaktan çıkmayı ciddi olarak düşündüğünü söyledi. Ayrılma konusunun artık “yeniden değerlendirilmenin ötesinde” olduğunu belirterek askeri ittifakı “kağıttan kaplan”a benzetti. Beyaz Saray’ın Avrupa’yı güvenilir bir ortak olarak görmediğini belirtti.

İRAN KUMARI ÇÖKTÜ
İran’ı “3-4 günde dize getirme” vaadiyle yola çıkan Trump yönetimi, savaşın 32. gününde havlu atma noktasına geldi. Savaşın günlük 2 milyar dolarlık maliyeti, küresel enerji krizi ve milyonların sokaklara dökülmesiyle köşeye sıkışan Trump, “2-3 hafta içinde çekiliyoruz” diyerek geri adım sinyali verdi.
ABD Başkanı Donald Trump, seçim meydanlarında ve savaşın ilk günlerinde dile getirdiği “yıldırım savaşı” stratejisinin duvara toslamasıyla, İran bataklığından çıkış bileti arıyor. Savaşın 32. gününde Beyaz Saray’dan gelen “önemli güncelleme” duyurusu ve Trump’ın “Çok yakında oradan ayrılacağız” itirafı, Washington’ın Tahran karşısında beklediği “koşulsuz teslimiyeti” alamadığının en somut kanıtı oldu. Trump, önceki akşam Beyaz Saray’da düzenlediği başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının İran’la ilgili sorularını yanıtladı. İran’daki liderleri ortadan kaldırıp bir anlamda “rejim değişikliğini” yerine getirdiklerini savunan Trump, “İran’da rejim değişikliğini çoktan gerçekleştirdik. Bir rejimi devirdik, sonra ikinci rejimi de devirdik. Şimdi çok farklı bir grup insan var. Bence çok daha makuller, çok daha az radikaller.” yorumunu yaptı. Trump, “ABD, İran’daki savaşı ne zaman bitirecek?” şeklindeki bir soruya, “Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz.” diye yanıt verdi. Trump, Tahran’la bir anlaşmaya varılıp varılmamasının da ABD’nin takvimi açısından belirleyici olmadığını söyledi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de Trump’ın Türkiye saatiyle bugün 04.00’te İran konusunda “önemli bir güncelleme” yapacağını açıkladı. ABD medyasındaki analizlere göre Trump’ı bu ani rota değişikliğine iten en büyük etken, sürdürülemez hale gelen savaş maliyeti. Uzmanlar, saldırıların ABD’ye günlük maliyetinin 2 milyar dolara ulaştığını belirtirken, Pentagon’un sadece ilk altı gün için 11,3 milyar dolarlık ek bütçe bildirmesi Kongre’de deprem etkisi yarattı. Akaryakıt fiyatlarındaki önlenemez yükseliş, Trump’ın “Önce Amerika” diyen çekirdek tabanını bile isyan noktasına getirdi. Hafta sonu ABD genelinde milyonlarca kişinin katıldığı savaş karşıtı protestolar ve hızla eriyen anket sonuçları, Beyaz Saray’ı “zafer ilan edip çekilme” formülüne zorladı. Trump’ın “Hürmüz’le işimiz olmayacak, diğer ülkeler başının çaresine baksın” çıkışı da ABD’nin stratejik bir yenilgisini gizleme çabası olarak yorumlanıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington ile Tahran arasında mesaj alışverişinin sürdüğünü, doğrudan görüşme ihtimalinin bulunduğunu ve “bitiş çizgisinin görülebildiğini” ifade etti. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yüzde 66’sı, hedefler tam karşılanmasa bile İran savaşının hızlı biçimde sona ermesini istiyor. Aynı ankette, halkın yaklaşık yüzde 60’ı İran’a yönelik askeri saldırıları desteklemediğini belirtti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, gerekli koşullar sağlanırsa savaşın sona erdirilmesi için irade bulunduğunu söylerken, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ateşkes değil, savaşın tamamen sona ermesini, güvence ve tazminat istedi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi ise Trump’a hitaben, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını ama “ABD için değil, İran’ın yeni kurallarına uyanlar için” açık olacağını söyledi.
THE TIMES: ‘ÇEKİLME’ SÖZÜ HİLE OLABİLİR
‘CUMA GÜNÜ KARA HAREKATI BAŞLAYABİLİR’
Donald Trump’ın “Hürmüz’le işimiz yok” şeklindeki geri çekilme sinyallerinin, aslında devasa bir kara harekatını gizleyen bir “sis perdesi” olduğu iddia ediliyor. The Times ve Bloomberg analistlerine göre, Washington’ın çelişkili mesajları askeri literatürde “silahlandırılmış belirsizlik” olarak adlandırılıyor ve piyasaları uyutarak zaman kazanmayı hedefliyor. Küresel piyasaların “Kutsal Cuma” (3 Nisan) tatili nedeniyle kapalı olacağı süreç, olası bir “Paskalya baskını” için en ideal zaman dilimi olarak görülüyor. Bölgeye sevk edilen 82. Hava İndirme Tümeni, özel kuvvetler ve deniz piyadeleriyle birlikte toplamda 10 bin seçkin askerin varlığı, hazırlıkların sadece hava saldırısıyla sınırlı kalmayacağı olasılığını güçlendiriyor. Uzmanlar, Trump’ın retorik manevralarıyla Tahran’ı müzakereye zorlarken, sahada “postalların yere basması” (kara istilası) için geri sayımın başladığını vurguluyor.
PEKİN’DEN BEŞ MADDELİK BARIŞ PLANI
İran’daki savaşın birinci ayı geride kalırken, “dünyanın fabrikası” Çin, küresel ekonomik istikrarı korumak adına devreye girdi. Pakistan ile ortak hareket eden Pekin, derhal ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını içeren beş maddelik bir barış planı sundu. Washington’ın askeri tırmanışına karşılık, Devlet Başkanı Şi Cinping “tarafsız barış sağlayıcı” rolüyle sahnede yer alıyor. Kendi petrol stokları sayesinde arz krizine karşı şimdilik korunaklı olan Çin, savaşın uzamasının sanayi merkezlerini ve ihracat rotalarını kalıcı olarak vurmasından endişe ediyor. Daha önce Suudi Arabistan ve İran arasındaki buzları eriten Pekin, bu hamlesiyle hem küresel enerji hatlarını güvence altına almayı hem de ABD’nin bölgedeki askeri kaosundan ayrışan bir süper güç profili çizmeyi hedefliyor.
NATO'NUN FİŞİNİ ÇEKME SİNYALİ
Müttefiklerinden beklediği askeri ve lojistik desteği alamayan Trump, NATO’yu “kağıttan kaplan” ilan ederek ABD’yi ittifaktan çıkarma tehdidini savurdu. Rubio da, “Askeri üslere ihtiyacımız olduğunda cevap ‘hayır’ oluyorsa, o zaman neden NATO’dayız?” dedi.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Washington ile NATO müttefikleri arasında derin uçurum yarattı. Savaşın 32. gününde beklediği desteği bulamayan Başkan Donald Trump, Telegraph’a verdiği mülakatta NATO’nun artık ABD için bir yük haline geldiğini savundu. “ABD’yi NATO’dan çıkartabilirim” diyerek küresel güvenlik mimarisini temelinden sarsacak bir çıkış yaptı. Washington’ın üs kullanımı ve lojistik destek talepleri, Avrupa başkentlerinde sert bir “hayır” yanıtıyla karşılanıyor. İspanya ve İtalya, İran operasyonlarına katılan ABD savaş uçaklarına hava sahasını tamamen kapatırken; Roma, Sicilya’daki stratejik üslerin kullanımına izin vermedi. En dikkat çekici darbe ise Washington’ın “sadık müttefiki” Polonya’dan geldi. Varşova, Trump’ın talebine rağmen Patriot hava savunma sistemlerini Orta Doğu’ya kaydırmayacağını resmen ilan ederek safını belli etti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, müttefiklerin bu “direnişini” sert sözlerle eleştirerek ittifakın geleceğini sorguladı. Rubio, “Askeri üslere ihtiyacımız olduğunda cevap ‘hayır’ oluyorsa, o zaman neden NATO’dayız?” sorusunu yönelterek, çatışmaların ardından bu ilişkinin radikal bir şekilde yeniden değerlendirileceğini vurguladı. Rubio’ya göre NATO, artık ABD’nin sadece veren taraf olduğu “tek yönlü bir ilişki” haline gelmiş durumda.
Trump’ın resti sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir izolasyon mesajı taşıyor. İngiltere ve Fransa gibi ülkelere yüklenen Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan gelecek petrole ihtiyacı olmadığını, enerji kriziyle boğuşan Avrupa’nın gidip boğazı bizzat açması gerektiğini savunuyor. Washington’daki bu “yalnız kovboy” tavrı, müttefikleri kaderine terk etme tehdidiyle birleşirken; analistler, Trump’ın bu kaotik çıkışlarının altında hem içerideki ekonomik çöküşü gizleme hem de müttefikleri bir “kara harekatı” öncesi son kez hizaya getirme çabası yattığını belirtiyor.
