İsviçre basınında ve kamuoyunda son günlerin en çok konuşulan isimlerinden biri Jonas Lauwiner... 1994 doğumlu Fas kökenli İsviçre vatandaşı Lauwiner, ülkenin katı hukuk sistemindeki bir detayı kullanarak Avrupa'nın göbeğinde kendi "krallığını" kurmayı başardı.
Olayın merkezinde ise İsviçre Medeni Kanunu’nun 658. maddesi yer alıyor. Bu maddeye göre; tapu sicilinde "sahipsiz" olarak görünen bir taşınmaz, belirli hukuki şartlar yerine getirildiğinde şahıslar tarafından edinilebiliyor.
DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİNDEN "LAUWİNER İMPARATORLUĞU"NA
Kendi internet sitesinde yer alan bilgilere göre Lauwiner’in mülkiyet merakı, 20. yaş gününde babasının kendisine hediye ettiği bir araziyle başladı. Bu süreçte tapu kayıtlarını inceleyen genç girişimci, ülkede sahipsiz görünen sayısız arazi olduğunu fark etti.
Kısa sürede bu durumu kişisel bir hobiden çıkarıp sistematik bir stratejiye dönüştüren Lauwiner, İsviçre'nin 9 farklı kantonunda tam 148 parça sahipsiz araziyi yasal yollarla üzerine geçirdi. Yaklaşık 117 bin metrekarelik devasa bir alana hükmeden Lauwiner, bu yapıya "Lauwiner Empire" (Lauwiner İmparatorluğu) adını verdi.

KİLİSELİ TAÇ GİYME TÖRENİ VE "CEO KRAL" SAVUNMASI
Lauwiner, 2019 yılında Bern’deki tarihi Nydegg Kilisesi’nde düzenlediği sembolik bir "taç giyme töreni" ile adını duyurdu. İnternet sitesinde "kraliyet ailesi", "imparatorluk bankası" ve "lejyon" gibi terimler kullanan Lauwiner, amacının siyasi bir egemenlik veya ayrılıkçılık olmadığını savunuyor.
Kendisinin siyasi gücü olmayan "sembolik bir kral" olduğunu belirten Lauwiner, krallık kavramını bir şirketin CEO'luğuna benzeterek, İsviçre yasalarına harfiyen uyduğunu ve vergilerini eksiksiz ödediğini vurguluyor.
VATANDAŞ İSYAN ETTİ: YOLLARI BİLE ÜZERİNE GEÇİRMİŞ
Lauwiner'in bu eksantrik mülkiyet projesi, özellikle yerel yönetimler (kantonlar) ve bölge halkı arasında büyük bir tartışma yarattı. Tartışmanın fitilini ateşleyen detay ise Lauwiner'in üzerine geçirdiği parseller arasında 83 adet yol kesiminin bulunması.
Özel bir şahsın kamuya açık yolları sahiplenmesi yerel halkı tedirgin ederken Lauwiner; yolları trafiğe kapatmadığını, fahiş ücretler talep etmediğini, sadece bazı yol kullanım ve bakım haklarından gelir elde ettiğini belirterek tüm işlemlerinin yasal olduğunun altını çiziyor.
SEMBOLİK KRALLIKTAN GERÇEK PARLAMENTOYA
Kendini "Burgdorf Kralı" ve ardından "İsviçre Kralı" ilan eden Lauwiner'in hikayesi sadece tapu kayıtlarıyla sınırlı kalmadı. Genç girişimci, Burgdorf kentinde siyasete de atıldı.
Kendi adını taşıyan “König Jonas Lauwiner im Dienst für die Burgdorfer” (Burgdorfluların Hizmetinde Kral Jonas Lauwiner) listesiyle girdiği seçimlerde başarı gösteren Lauwiner, 2025-2028 dönemi için şehir parlamentosunda 1 sandalye kazanmayı başardı. Belediye başkanlığı yarışını kaybetse de parlamentoya girmesi, onun sembolik gücünü yerel siyasete taşımasını sağladı.
İSVİÇRE HÜKÜMETİ HAREKETE GEÇTİ: YASA DEĞİŞEBİLİR
Sahipsiz taşınmazların özel kişilerce, özellikle de yol parçalarının edinilmesi, İsviçre'de büyük bir hukuki tartışmayı başlattı. The Times'ın aktardığına göre; yaşanan bu krizin ardından bazı İsviçre kantonları, sahipsiz araziler konusunda "yerel yönetimlere ön alım hakkı" tanıyacak yeni sınırlayıcı yasal adımları gündemine aldı.
Jonas Lauwiner, kanunlardaki bir açığı zekice kullanarak hem bir mülkiyet imparatorluğu kurdu hem de ülkenin hukuk sistemini değişime zorlayan bir figür olarak tarihe geçti.
