Eğitimde fırsat eşitliğini teknoloji odaklı güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı (BEEV), ilk kapsamlı saha araştırması olan "Gençlerin Erişim, Algı ve Yeterlilik Görünümü" raporunu kamuoyuyla paylaştı. Veri Enstitüsü tarafından hazırlanan rapor, genç kuşağın sadece ekonomik değil, geleceğini inşa edeceği dijital araçlara erişim konusunda da derin bir kriz yaşadığını kanıtlıyor.
"TELEFON LÜKS DEĞİL, KIŞIN GİYİLEN KABAN GİBİ BİR İHTİYAÇ"
Nefes'in haberine göre; Araştırma sonuçlarını değerlendiren Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, gençlerin teknolojiyle kurduğu zorunlu ilişkiyi çarpıcı bir benzetmeyle dile getirdi. Ağırdır, dijital erişimin artık temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Bugün 30 yaş altı 21 milyon gencin 15 milyonu her sabah anne babasından alacağı harçlığa muhtaç. Nasıl ki bir gence kış ortasında 'neden kaban giyiyorsun?' diye soramazsak, neden akıllı telefonun var diye de sorulmamalı. Gençler, telefonu bozulsa yenisini alamayacağını biliyor ve bu durumun yarattığı eksiklik nedeniyle yüzde 18’i kendini doğrudan 'muhtaç' hissediyor. Bu veriler gençlerin sessizce çığlık attığını gösteriyor."
DİJİTAL UÇURUM: İSTANBUL DIŞINDA DURUM DAHA AĞIR
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, dijital cihazlara erişimdeki bölgesel eşitsizlik oldu. Gençlerin yarısı, sahip oldukları bilgisayar veya telefonun bozulması durumunda yenisini almanın kendileri için imkânsız olduğunu ifade ediyor.
Bozulan cihazını yenileyemeyeceğini söyleyenlerin yüzde 80’i İstanbul dışındaki illerde yaşıyor.
Gençlerin yüzde 75’i (her 4 gençten 3’ü), dijital becerilerini geliştirememeleri durumunda gelecekte tamamen oyun dışı kalacaklarından endişe ediyor.
Katılımcıların yüzde 83’ü, bilişim teknolojilerine eşit erişimi, eğitimde vazgeçilemez bir temel hak olarak tanımlıyor.
"GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR" SAVINA VERİYLE YANIT
Bekir Ağırdır, kamuoyunda sıkça dile getirilen "gençlerin iş beğenmediği" yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, asıl sorunun gençlere hayallerini gerçekleştirecek asgari koşulların sunulmaması olduğunu belirtti. Dijital dünyada "örgütlü bir kötülüğün" hâkim olduğunu savunan Ağırdır, çözüm için ulusal bir strateji çağrısında bulundu:
"Ya 15 yaşındaki gençlerin sosyal medyadaki karanlık yönelimlere kapılıp gitmesine razı olacağız ya da kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket ettiği, altyapı eşitliği sağlayan yeni bir eğitim ve dijital dönüşüm modeli inşa edeceğiz. Toplumsal adaleti dizilere bırakamayız."
