Basit bir sebze-meyve sepeti üzerinden yapılan karşılaştırma farkı açıkça ortaya koyuyor. Havuçtan domatese kadar temel ürünlerden oluşan bir alışveriş, indirim marketlerinde 406 liraya yapılabilirken, pestisit analizli ürünlerin satıldığı yerlerde bu rakam 702 liraya kadar çıkıyor. Bu da tüketicinin “daha güvenli” gıda için yaklaşık yüzde 73 daha fazla ödeme yaptığını gösteriyor.
ALTERNATİF MODELLER VAR AMA YETERLİ DEĞİL
Adil gıda ve ekolojik üretim hedefiyle hareket eden bazı topluluklar daha ulaşılabilir fiyatlar sunmaya çalışsa da maliyetler bu alanda da yüksek kalıyor. Benzer ürünlerden oluşan paketlerin yaklaşık 500 liraya satıldığı ve bunun da standart market fiyatlarının yüzde 50’den fazla üzerinde olduğu ifade ediliyor.
“GÜVENLİ GIDA AYRICALIK DEĞİL HAK OLMALI”
Cumhuriyet'te yer alan habere göre, uzmanlar ve tüketici temsilcileri, sağlıklı gıdaya erişimin bir tercih değil temel hak olduğuna dikkat çekiyor. Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç, bu konunun piyasa koşullarına bırakılmaması gerektiğini vurgularken, Ziraat Yüksek Mühendisi Gazi Kutlu ise “risksiz gıdanın istisna değil standart olması” gerektiğini belirtiyor.
ÇÖZÜM KAMUDA VE ÜRETİMDE
Uzmanlara göre kalıcı çözüm; üreticinin desteklenmesi, kimyasal girdilere bağımlılığın azaltılması ve yerel üretim-tüketim ağlarının güçlendirilmesinden geçiyor. Kamusal teşvikler ve düzenlemeler olmadan güvenli gıdanın geniş kesimler için ulaşılabilir olması ise zor görünüyor.
