Ekonomik krizin orta gelir grubunu dar gelirliye çevirdiğinin ispatı İstanbul vapurlarında kendini gösterdi. Her gün binlerce kişinin deniz yolunu tercih ettiği İstanbul’da vatandaş ufak keyiflerinden de birer birer vaz geçer oldu. Vapur seyahatinde önce portakal ve salep gibi pahalı olan içeceklerden vaz geçen vatandaş, zamanla en büyük keyfi olan çay, simit ve tosttan da uzaklaştı. Hem gelirin düşmesi hem de fiyatların hızla artması bu eğilimde etkili oldu. Vereceği çay parası ile başka bir ihtiyacını almak zorunda olan İstanbullu, giderek küçük mutluluklarının da ellerinden alınmasına isyan etti. 4-5 yıl öncesine kadar bu keyfi her gün yaşadığını belirten bir yolcu, “O zamanlarda da çok yüksek rakamlar kazanmıyordum. Ama işe giderken bindiğim vapurda çay simit veya çay tost keyfini yaşıyordum. Soğuk havalarda taze sıkılmış portakal suyumu içebiliyordum ve bunları yaparken satın alma gücüm vardı. Üç kuruşluk hesap yapmıyordum. Şimdilerde ise aldığım maaşla ancak geçinebiliyorum. 3 kişilik bir aileyiz. Eşim de ben de çalışıyoruz ve asgari ücretin nispeten üzerinde maaş alıyoruz. Çocuğumuz yoksunluk görmesin diye her geçen gün biraz daha kendi zevklerimizden feragat ediyoruz’ dedi.
YÜKSEK FİYAT ARTIŞI BU HALE GETİRDİ
Vatandaşın vapur harcamalarını azaltmasında bir diğer etken de ürün fiyatlarının enflasyonun çok üzerinde artması oldu. Geçen yıl 15 liraya satılan çay bu yıl yüzde 67 artarak 25 liraya çıktı. Portakal suyundaki artış yüzde 133 olarak gerçekleşti ve fiyatı 30 liradan 70 liraya zıpladı. Tost fiyatlarındaki değişim de yüzde 180 artışla 25 liradan 70 liraya ulaştı. Bu durum vatandaşı zorladığı kadar esnafı da sıkıntıya soktu. Vapurlara her gelir grubundan insanın bindiğini belirten özel vapur şirketlerinin büfe işletmecileri, “Her yıl fiyatları katlamak zorunda kaldık. Çünkü biz de mal aldığımız yerlerde aynı artışlara maruz kalıyoruz. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkıyor” ifadelerini kullandılar. Bir başka işletmeci Emin Aslan da 5 yıl öncesine kadar her seferde 100-150 çay satarken şimdilerde günde 50 çay bile satamadığını söyledi. Aslan, “Yanımda iki kişi çalıştırıyordum. Artık iki kişiye ücret verecek kazancım yok. Pandemi ile birlikte satışlar da giderek düşmeye başladı. Eskiden günde 18 kasa portakal alır ve suyunu satardım. Şimdi portakal suyu satmıyorum. Salep koydum o da neredeyse hiç satılmıyor. Alışverişi, şanslıysak turistler yapıyor” ifadelerini kullandı.
ŞEHİR HATLARINDA OTOMAT ÇAY DÖNEMİ
Son günlerde şehir hatlarında ise farklı bir kulis ortada dolaşıyor. İBB’nin planı hayata geçerse, yolcular taze demlenmiş çay yerine otomatlardan alınan içeceklerle yetinmek zorunda kalacak. Bu durum şshir hatlarında da satışların düştüğünün bir göstergesi. T24’ün haberine göre, vapur büfelerinde çalışan personel Bakırköy’deki İBB ek hizmet binasına çağrılarak bilgilendirildi. Büfelerin kısa süre içinde kapatılacağı, çalışanların talep etmeleri halinde temizlik ya da sayaç okuma gibi farklı görevlerde başka iştiraklerde istihdam edilebileceği kendilerine iletildi. Çalışanlar ise yıllardır emek verdikleri büfelerin kapatılmasına tepkili. Belirsizlik nedeniyle endişe yaşadıklarını dile getiren çalışanlar, otomat sistemine hem kültürel hem de teknik gerekçelerle karşı çıkıyor. Otomatların sık sık arıza yaptığına dair şikâyetler aldıklarını belirten çalışanlar, özellikle yaz aylarında yolcu sayısının 4–5 bine ulaştığı Adalar seferlerinde bu sistemin ihtiyacı karşılamasının mümkün olmadığını savunuyor.
