Mahfi Eğilmez'den enflasyon analizi: 'Yüzde 5 hedefi gerçekçi değil'

Mahfi Eğilmez'den enflasyon analizi: 'Yüzde 5 hedefi gerçekçi değil'

İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin kronik enflasyon sorununu mercek altına aldığı son analizinde, düşük enflasyon hedeflerinin mevcut ekonomik modelle uyuşmadığını vurguladı. Eğilmez’e göre enflasyonun düşmemesinin ardında yetersizlik değil, büyümeden ve onun yarattığı "sanal refahtan" vazgeçemeyen bilinçli bir siyasi irade yatıyor.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, "Kendime Yazılar" adlı blogunda kaleme aldığı “Enflasyon niçin fazla düşmez?” başlıklı yazısında, Türkiye ekonomisinin yarım asırlık büyüme stratejisini ve enflasyonla olan organik bağını analiz etti. Eğilmez, ekonomi yönetiminin teknik olarak enflasyonu düşürme imkanı olsa bile, siyasetin bu yolun yaratacağı "işsizlik" maliyetinden kaçındığını ifade etti.

Eğilmez, Türk siyasetçisinin enflasyon ile büyüme arasındaki dengeyi bilinçli bir tercihle büyüme lehine bozduğunu savundu. Analize göre, enflasyonun halka bir şekilde izah edilebildiğini ancak büyümenin durmasıyla tetiklenecek işsizlik artışının siyaseten savunulamaz bir tablo yarattığını belirtti. Eğilmez düşük enflasyon hedeflerinin, mevcut siyasal ve ekonomik tercihler değişmeden gerçekçi olmadığını vurguladı.

ENFLASYON VE BÜYÜME NASIL TANIMLANIYOR

Eğilmez, yazısında enflasyonun ve büyümenin temel tanımlarına da yer verdi:

Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir.

Enflasyon, bir aydan diğerine fiyatlar genel düzeyindeki artış eğilimidir. En çok kullanılan endeks tüketici fiyatlarına dayalı TÜFE’dir. Bu endeksin ortaya koyduğu enflasyona manşet enflasyon deniyor.

Büyüme; bir ekonominin bir çeyrekten sonrakine reel olarak (enflasyondan arındırılmış fiyatlarla) ne kadar büyüdüğünü ortaya koyan bir göstergedir.

ENFLASYONLA BESLENEN BÜYÜME MODELİ

Eğilmez’e göre Türkiye, uzun yıllardır enflasyon ve tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor:

Türkiye, yaklaşık yarım yüzyıldır, dönemsel sapmalar dışında, enflasyonla ve onun beslediği tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor. Bunun belki en uzun süreli istisnası 2008 – 2016 arası dönemdir.

Aşağıdaki grafik enflasyonla büyüme ilişkisini ortaya koyuyor (grafik; TÜİK’in enflasyon ve büyüme verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlandı. Veriler arasında uyum sağlayabilmek için TÜİK’in aylık TÜFE endeks değişimlerinin üçer aylık ortalamaları alındı):

FAİZ POLİTİKASI VE ENFLASYON ETKİSİ

Eğilmez, pandemi sonrasında uygulanan politikaların enflasyon üzerindeki etkisine de dikkat çekti:

Grafiğe göre ekonomi, 2020 yılında pandemideki çöküşe bir yıl sonrasında sert bir çıkışla yanıt vermiş. Ne var ki aynı dönemde, kredi genişlemesi ve tüketim artışıyla enflasyon artışının da tohumları ekilmiş. 2021 yılsonunda yükselen enflasyona karşın başlayan faiz indirimleri enflasyonu rekor düzeylere çıkarırken büyüme de potansiyel büyüme (yüzde 5) ortalaması dolayında kalmaya devam etmiş.

Kırıklı trend çizgilerinin, büyümenin ivme kaybetmesine karşın potansiyel seviyesinde kaldığını, buna karşılık enflasyonun artış eğilimini sürdürdüğünü gösterdiği ifade edildi.

“YÜZDE 5 HEDEFİ GERÇEKÇİ DEĞİL”

Eğilmez, düşük enflasyon hedeflerinin teknik olarak mümkün olsa da siyasal açıdan tercih edilmediğini belirtti:

Türkiye’de enflasyonu belirli bir oranın altına düşürmek teknisyenlerin ne kadar arzuladığı bir hedef olsa da siyasetçinin pek işine gelmez. Çünkü verimliliği artırmak, teknolojiyi yükseltmek ya da dünya çapında markalar yaratmak zor ve zahmetli yollardır. Türk siyasetçisi, enflasyonu halka bir şekilde anlatabilse de ekonomik küçülmenin yarattığı işsizlik artışını anlatabilmesinin çok zor olduğunun bilincindedir. Öte yandan yüksek enflasyon, GSYH’yi ve dolayısıyla kişi başına geliri, gerçekte olması gerekenden daha yüksek göstermek suretiyle siyasetçiye övünme olanağı da yaratır.

Sonuç olarak, Türkiye’de enflasyonun yüzde 5’lere düşmesini ve bu düzeyde kalıcı olmasını beklemek, mevcut siyasal-ekonomik tercih seti değişmediği sürece gerçekçi değildir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN