Merkez Bankası’nın bugün yayımladığı güncel veriler, Türk özel sektörünün küresel finans piyasalarındaki borçlanma iştahının sürdüğünü gösteriyor. 2025 yılının son çeyreğinde yaşanan hareketlilikle birlikte toplam borç stoku 219,7 milyar dolar seviyesine ulaşırken, borçlanmanın büyük bir kısmının uzun vadeli kredilere kaydığı dikkat çekti.
UZUN VADELİ BORÇLANMADA REKOR ARTIŞ
Borçlanma yapısının vade dağılımı incelendiğinde, özel sektörün stratejik bir tercihle borçlarını uzun vadeye yaydığı görülüyor. Bir önceki çeyrek verilerine kıyasla;
Uzun Vadeli Kredi Borcu: 13,1 milyar dolar gibi önemli bir artışla 210,9 milyar dolara ulaştı.
Kısa Vadeli Kredi Borcu: Ticari krediler hariç tutulduğunda, 1 milyar dolarlık bir gerileme ile 8,8 milyar dolar seviyesine indi.
Bu tablo, şirketlerin kısa vadeli likidite risklerini azaltarak yatırımlarını ve finansman ihtiyaçlarını daha uzun vadeli projeksiyonlarla planladığı şeklinde yorumlanıyor.
FİNANSAL VE REEL SEKTÖR BORÇ YÜKÜNÜ PAYLAŞIYOR
TCMB verilerine göre, borç artışı hem finans hem de reel sektör kuruluşlarında paralel bir seyir izledi. Finansal kuruluşların toplam borcu 5,6 milyar dolar artarken, finansal olmayan (reel sektör) kuruluşların toplam borcu ise 6,6 milyar dolarlık bir yükseliş kaydetti.
Özellikle uzun vadeli borçlanma tarafında, reel sektörün 6,7 milyar dolarlık artışı, yatırım finansmanı ve operasyonel genişleme adımlarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
DÖVİZ KOMPOZİSYONU: DOLAR AĞIRLIĞINI KORUYOR
Özel sektörün dış borçlanmasında para birimi tercihi yine ABD doları oldu. Döviz kompozisyonuna dair çarpıcı detaylar şöyle şekillendi:
Uzun Vadeli Borçta: Aslan payı %58,2 ile ABD dolarına ait. Euro %31,0 pay ile ikinci sırada yer alırken, Türk lirasının payı %2,7’de kaldı.
Kısa Vadeli Borçta: Durum tam tersi bir tablo çizdi. Kısa vadeli yükümlülüklerin %53,5’i Türk lirası cinsinden gerçekleşirken, Euro %22,5, dolar ise %20,6 pay aldı.
