Küresel piyasalardaki dalgalanmalara mevcut ekonomi programının yetersizliği, yüksek enflasyon ve faiz kıskacı da eklenince sanayici nefes alamaz duruma geldi. Devler ligindeki sanayi kuruluşları ‘sanayisizleşme’ riski karşısında ses yükseltirken Anadolu’nun çeşitli yerlerinde üretim gerçekleştiren iş insanları “Daha fazla dayanma gücümüz kalmadı. Kimse işine kilit vurup işçi çıkarmak istemiyor. Ancak imalat sektöründe kayıplar giderek hızlanıyor” diye isyan etti. Uzmanlar çok geç olmadan kapsamlı bir sanayileşme programına geçilmesi uyarısında bulundu.
ALIN TERİYLE KAZANDIĞIMIZI FAİZE VERİYORUZ
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Kredi faizlerini yüksek tutuyorlar, mevcut limitlerinizi kullanırken bile zorluk çıkartıyorlar. Yüzde 60 faiz alıyorlar. Bu devirde yüzde 60 para kazanan var mı içinizde? Varsa bana tüyo versin. Bankalarımızdan daha vicdanlı davranmalarını talep ediyoruz.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe: Son 2-3 yılda konkordato sayıları üç katına çıktı. Yüzde 50 faizle hangi iş insanı kredi alıp, iki sene dayanabilir? Dayanamaz. Nefes alamıyoruz. Yüksek faiz, tırmanan maliyetler ve azalan rekabet gücü nedeniyle sanayici zor bir dönemden geçiyor.
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Sanayicinin büyük çabalarla elde ettiği kazanımları tehlikede. Sanayisizleşme riski söz konusu. Kazanımları korumak kadar, küresel dönüşümün gerisinde kalmamak da sanayisizleşme riskini bertaraf etmek açısından oldukça kritik.
ASO Başkanı Seyit Ardıç: Sanayici artan finansman yükü ve daralan kârlılık nedeniyle zorlanıyor. Sanayi kuruluşlarının faaliyet kârlarının büyük bölümü faiz giderlerine gidiyor. Sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor.

İŞ DÜNYASINDA FAİZ ÇIKMAZI
Yüksek faizlerle üretim yapmakta zorlanan iş dünyası ses yükseltti. Krizlerin artık kronikleştiğine dikkat çeken sanayici “Eğer böyle devam ederse işçi kayıpları hızlanacak” uyarısı yaptı. Ranta dayalı ekonomi anlayışından çıkılması gerektiğini belirten ekonomistler de, ithal ara malına bağımlı üretim yapısının cari açığı artırarak dezenflasyon programının sürdürülebilirliğini zayıflattığını söyledi.
Orta Doğu’da yaşanan savaş ve yükselen petrol fiyatlarıyla önünü görmekte zorlanan iş dünyası, iç piyasada da yüksek enflasyon ve faiz kıskacında nefes almakta zorlanmaya başladı. Yüksek faizlerle üretim yapmanın artık imkansız hale geldiğine dikkat çeken iş insanları ciroların enflasyonun gerisinde kaldığını, elde edilen kârların yeni yatırıma değil faize gittiğini dile getirdi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayinin devler liginde bile kuruluşların ana faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın neredeyse yüzde 90’ını sadece finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını söyledi. Zayıf iç ve dış talebi en çok geleneksel, emek-yoğun sektörlerin hissettiğini belirten Bahçıvan, “Ancak bu yük, geldiğimiz noktada söz konusu sektörlerimizi etkilemenin ötesine geçmiş ve daha üst teknoloji grubunda yer alan diğer ihracatçı sektörlerimize doğru yayılmaya başlamış durumdadır. İçinden geçtiğimiz koşullar, Türkiye’nin uzun yıllarda, büyük çabalarla elde ettiği kazanımları tehlikeye atmakta ve genel olarak bir sanayisizleşme riski kendisini göstermektedir. Mevcut kazanımlarımızı korumak kadar, küresel dönüşümün gerisinde kalmamak da sanayisizleşme riskini bertaraf etmek açısından oldukça kritik” dedi. Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç da haziran ayı Meclis Toplantısında küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve sanayicinin üretimi sürdürmesine rağmen artan finansman yükü ve daralan kârlılık nedeniyle zorlandığını belirtmişti. Ardıç, “Sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor” isyanını dile getirmişti.
TL’DE REEL DEĞERLENME REKABETİ ZORLAŞTIRDI
Üçüncü yılını geride bırakan ekonomi programına da değinen iş insanları programın başlıca hedefi olan dezenflasyon sürecinin, istendiği kadar hızlı ilerlemediğini dile getirdi. Maliyet artışları karşısında TL’de reel değerlenmenin rekabet gücünü korumaya çalışan sanayi sektörleri için ciddi bir fiyat belirleme güçlüğü yaratığını dile getiren Anadolu kaplanları da maliyet baskısına dikkat çekti. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde üretim gerçekleştiren iş insanlarının ortak söylemi ise “Ürettiğimiz ürünleri yurtdışı pazarlarda satmamız giderek zorlaşmaya başladı. Maliyetlerimize az bir kar ekleyip fiyatlandırdığımız halde yurtdışı pazarlarda rakiplerimizden daha pahalı hale geldik. Bu da ürünlerimize talebi düşürdü ve yeni siparişler almamızı zorlaştırdı. Karlılık göstergeleri sürdürülemez bir şekilde düşüyor. Bu şartlarda daha fazla dayanma gücümüz ne kadar sürecek bilmiyoruz. Kimse işine kilit vurup işçi çıkarmak istemiyor. Ama maalesef imalat sektöründe kayıplar giderek hızlanıyor” şeklinde oldu. Sanayinin mevcut durumunun acil müdahale gerektiren bir seviyeye çıktığı belirtilerek, katma değerli üretim kapasitesinin gerçekçi bir zemin üzerine inşa edilmesi gerektiği de kaydedildi. Benzer bir açıklama Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’den de geldi. Gültepe, “Yüksek faiz, tırmanan maliyetler ve azalan rekabet gücü nedeniyle sanayici zor bir dönemden geçiyor” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞA FATURASI DAHA AĞIR
Perol fiyatlarının yükselmesi ve önünü görmekte zorlanan üreticinin maliyetlerinin artması ile en acı fatura ise yine vatandaşa kesilecek gibi görünüyor. Ulaştırmadan tarıma, lojistikten sanayiye kadar her alanda üretim maliyetlerindeki artışla baş başa kalmaktan yorgun düştüklerini belirten vatandaşlar artık borç almak için çalınacak kapının da kalmadığını dile getirdi. İş yerlerinde düşük maaşlarla çalışmalarına karşın işlerini kaybetme korkusuyla ağır çalışma şartlarına boyun eğmek durumunda olduklarını dile getiren bir vatandaş, “Düne kadar geçim derdindeydik ve ağır çalışma temposuna rağmen hayatta kalabilmek için zor şartlara boyun eğiyorduk. Şimdi ise bu duruma bir de işimizi kaybetme korkusu eklendi. Yeni siparişler gelmeyince iş yapamıyoruz. İş olmayınca iş yeri para kazanamıyor ve bize maaşlarımızı vermekte zorlanıyor. Şimdi artık geçim derdinin yanı sıra iş yerimiz kapanır mı korkusu yaşıyoruz. Bu stresle daha ne kadar dayanabiliriz. Kiralar, eğitim gıda her şey zaten çok pahalıydı daha da pahalılaşacak. Bize yaşamayın deniliyor adeta” diyerek içinde bulundukları zor durumu özetledi.
