Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan tarımsal girdi fiyat endeksine tepki gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, resmi verilerin çiftçinin hissettiği gerçek enflasyonu ve maliyet artışlarını maskelediğini iddia etti. Gürer, gübre, yem ve mazot gibi temel girdilerdeki fahiş artışların düşük gösterilmesinin, çiftçinin ürün taban fiyatlarını doğrudan olumsuz etkilediğini söyledi.
"TARLADA KONUŞULAN VETERİNER DEĞİL, YEM FİYATLARI"
TÜİK'in son verilerine göre tarımsal girdilerde şubat ayında yıllık bazda yüzde 33.4 oranında artış yaşandığını hatırlatan Gürer, kalemler arasındaki tutarsızlıklara dikkat çekti.
Özellikle veteriner hizmetlerindeki %41.37’lik artışın istatistiklerde yüksek gösterildiğini belirten Gürer, "Alana gittiğimizde besicilerden veteriner hizmetlerinden ziyade yem fiyatlarındaki artışla ilgili şikayetler alıyoruz. TÜİK hayvan yemindeki artışı %37.7 olarak açıklıyor. Ancak süt yemi, arpa, yonca ve silaj fiyatları dikkate alındığında bu oran çok düşük kalıyor. Üreticiler 1 litre süt satarak 1,5 kilo yem alamadıklarını feryat ediyor" ifadelerini kullandı.
Gürer ayrıca, savaşın ve küresel krizlerin etkisiyle Üre gübrenin ton fiyatının 30 bin TL’yi geçtiğini, DAP gübrenin ise 40 bin TL’ye dayandığını belirterek, TÜİK'in %38.36'lık gübre fiyatı artışı verisinin sahadan koptuğunu dile getirdi.
TARIM ZEHRİ (PESTİSİT) KULLANIMINDA KORKUTAN RAKAMLAR
Tarım ilaçları kullanımına ilişkin de çarpıcı veriler paylaşan CHP'li Gürer, Türkiye genelinde hektar başına 2.1 kilogram olarak açıklanan pestisit (tarım zehri) kullanımının, bölgesel bazda tehlikeli boyutlara ulaştığını vurguladı.
Gürer, "Dünya ortalaması hektar başına 2.6 kilogram. Bakanlığın Türkiye geneli verisi doğru görünse de, tarımsal üretimin yoğun olduğu 10 ili baz aldığımızda bu oran 6.7 - 7 kilograma çıkıyor. Çukurova ve Akdeniz gibi sebze üretim bölgelerinde ise hektar başına 9.5 kilogramı buluyor. Bu dünya ortalamasının çok çok üzerindedir" uyarısında bulundu.
HAYVAN VARLIĞI VERİLERİ VE İTHALAT ÇELİŞKİSİ
TÜİK’in 2025 yılı için açıkladığı büyükbaş hayvan varlığındaki %4.3 (17.7 milyon baş) ve küçükbaş hayvan varlığındaki %5.4 (57.8 milyon baş) oranındaki artışların da gerçekçi olmadığını savunan Gürer, şöyle konuştu: "Geçtiğimiz yıl şap hastalığı nedeniyle 2 milyona yakın hayvan telef oldu ya da zorunlu kesime gitti. Sadece Kurban Bayramı'nda 1 milyon, yıllık et tüketiminde ise 2 milyona yakın hayvan kesiliyor. Buna rağmen %4'lük bir artış açıklamak çok iddialı."
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "Kırmızı et arzında %93 oranında kendi kendimize yetiyoruz" açıklamasına da değinen Gürer, "Eğer yeterlilik oranımız %93 gibi yüksek bir seviyedeyse, neden ithalat hala tam gaz sürüyor?" sorusunu yöneltti.
ÇİFTÇİ İCRA KISKACINDA
Artan maliyetler ve ürünlerin değerinde satılamaması nedeniyle çiftçinin büyük bir borç batağında olduğunu ifade eden Gürer, tablonun vehametini şu sözlerle özetledi:
"Çiftçinin bankalara ve finans kuruluşlarına 1 trilyon 400 milyar TL, piyasaya ise 100 milyar TL borcu var. Toplamda 1.5 trilyon TL ile Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanması yaşanıyor."
"Çiftçi para kazanamadığı için icralık oluyor. Sadece Nisan ayında 6 bin 393 tarla, 64 traktör ve 29 tarım makinesi icra yoluyla satışa çıkarıldı."
"TÜİK DEĞİL, TARLADAKİ MALİYET ESAS ALINMALI"
Mayıs ayında Çukurova'da buğday hasadının başlayacağını hatırlatan Gürer, hasat öncesi hükümeti uyardı. Taban fiyatların TÜİK’in makyajlı verilerine göre değil, çiftçinin gerçek maliyetlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirten Gürer sözlerini şöyle tamamladı:
"Girdiyi düşük gösterdiğiniz zaman açıklanan alım fiyatı da düşük oluyor. TMO çiftçinin ayağına gitmiyor, tüccar gidiyor. Borç kıskacındaki çiftçi de mecburen ürününü başa baş noktasında veya zararına tüccara satıyor. 2 milyon 300 bin civarına düşen çiftçi sayımız, bu yanlış politikalar devam ederse daha da azalacak ve üretici topraktan tamamen kopacaktır."
