Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), perakende sektörünün nabzını tutan Mart 2026 verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şubat ayında yaşanan belirgin gerilemenin ardından Mart ayında endeksin -4,6 puana taşınması, sektör temsilcileri arasında kısa vadeli bir iyileşme algısının oluştuğunu kanıtladı. Ancak yıllık kıyaslamalar, perakendecinin geçtiğimiz yıla oranla hala oldukça temkinli olduğunu ortaya koyuyor.
SATIŞ BEKLENTİLERİ POZİTİF BÖLGEYE GEÇTİ
Gelecek döneme yönelik öngörüler, Mart ayı verilerinin en dikkat çekici kısmını oluşturdu:
Önümüzdeki üç aya ilişkin satış beklentilerinin denge değeri 3,3 puana yükseldi. Bu, bir önceki aya göre 12 puanlık radikal bir iyileşme anlamına geliyor.
İşlerinde iyileşme bekleyenlerin oranı %5,4’ten %13,5’e çıkarken, kötüleşme bekleyenlerin oranı sadece %2 seviyesinde kalarak marjinal bir düzeyde kaldı.
YILLIK KIYASLAMADA KIRILGANLIK SÜRÜYOR
Aylık toparlanma moralleri yükseltse de, işlerin geçen yılın aynı dönemine göre durumu hala "olumsuz" tarafta:
Geçen yıla göre işlerin durumunu ölçen gösterge -41 puan olarak kaydedildi. Bu değer, Mart 2025’e göre 45,9 puanlık sert bir düşüşü temsil ediyor.
Ankete katılanların %63’ü işlerinde geçen yıla oranla düşüş yaşandığını belirtirken, sadece %22’si artış olduğunu bildirdi.
SEKTÖREL VE BÖLGESEL FARKLILAŞMA
Perakende güvenindeki toparlanma tüm sektör ve bölgelere eşit dağılmadı:
Akaryakıt, eczane ve motorlu taşıtlar gibi kalemler ortalama üzerinde bir performans sergilerken; mobilya, tekstil, hazır giyim ve büyük marketler gibi temel tüketim kalemleri ortalamanın altında kalarak zayıf görünümünü korudu.
Doğu ve Orta Anadolu bölgeleri performans açısından öne çıkarken, İstanbul ve Ege bölgeleri ortalamanın altında kaldı. En belirgin güven kaybı ise Batı Marmara bölgesinde yaşandı.
KÜRESEL KIYASLAMA: AB ORTALAMASININ ALTINDA
Türkiye’deki perakende güveni aylık bazda ivme kazansa da, yıllık değişim oranları açısından Avrupa Birliği (AB-27) ve Euro Bölgesi ortalamalarının gerisinde kaldı. AB-27 endeksi Mart ayında -5,6 puan olarak gerçekleşirken, Türkiye’nin yıllık bazdaki negatif ayrışması, iç piyasa dinamiklerindeki baskının devam ettiğini teyit etti.
