Küresel altın fiyatları, Ocak ayında dolar bazında yüzde 25 artış göstererek tarihi bir rekor kırdı. Bu artış, Türkiye’de sadece bir ayda 80 milyar dolarlık bir servet etkisi yarattı. Son bir yılda altın fiyatlarındaki artış yaklaşık yüzde 80’i bulurken, son iki yıldaki yükseliş yüzde 150’ye yaklaştı.
Altın fiyatlarındaki bu hızlı yükseliş, başta otomotiv ve konut sektörü olmak üzere tüketim harcamalarını artırarak, dezenflasyon sürecini yavaşlatan bir etki yarattı. Merkez Bankası ve ekonomistler, altın kaynaklı servet etkisinin para politikasının etkisini sınırladığını vurguluyor.
ALTIN SAHİPLİĞİ VE GELENEKSEL YATIRIM TERCİHLERİ
Türkiye, Hindistan, Almanya ve Vietnam ile birlikte hanehalkı altın sahipliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Yastık altında tutulan altınlar, Türklerin güvenli ve taşınabilir servet aracı olarak gördüğü geleneğin bir yansıması. Düğünlerde takılan ve nesilden nesile aktarılan altın, hem dini hem de enflasyona karşı koruma amacıyla uzun yıllardır en popüler yatırım aracı oldu.
İstanbul’da 21 yaşındaki klima teknisyeni Furkan, “Bir yıldır fiziksel altına yatırım yapıyorum, ne zaman para biriktirsem parça parça alıyorum” diyerek bireysel yatırımcıların altına olan ilgisini gözler önüne serdi.
ALTIN MEVDUATI VE MERKEZ BANKASI REZERVLERİ
Yastık altı altınların dışında, bankacılık sisteminde 80 milyar dolarlık altın mevduat ve fon bulunuyor. Merkez Bankası’nın rezervleri de yaklaşık 80 milyar dolar. Bu yapı, Türkiye’nin toplam altın stokunun GSYH’ye oranla dünyada nadir görülen bir seviyeye ulaştığını gösteriyor.
Merkez Bankası, yüksek altın stokunun özellikle Ocak 2023’ten itibaren konut ve otomobil fiyatlarını etkilediğini ve tüketim harcamalarını artırdığını belirtiyor. Kuyumcular da sert fiyat artışlarının ardından altın satışlarının hızlandığını ifade ediyor.
ALTIN KAYNAKLI SERVET ETKİSİ
QNB Ekonomik Araştırmalar’ın günlük notuna göre, son bir yılda altın stokundan elde edilen toplam kâr 311 milyar dolara ulaştı. Bu miktar, GSYH’ye oranla yüzde 19,3 ile tarihsel bir rekor seviyeye işaret ediyor. Altın kaynaklı gelir artışı, iç talebi canlandırarak tüketim harcamalarını artıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE’NİN ALTIN VARLIĞI VE EKONOMİK ETKİSİ
Türkiye’de altının büyük kısmı yastık altında bulunurken, toplam stokun GSYH’ye oranı yüzde 49 civarında. Bu durum, hem servet birikimi hem de iç talep açısından ülkeyi diğer ülkelerden farklı konuma taşıyor. Altın fiyatlarının keskin yükselişi, para politikasının tüketim üzerindeki kontrolünü sınırlayan, ekonomik dengeleri karmaşıklaştıran bir etki yaratmış durumda.
