Görüşler

Ahmet Ağaoğlu ve Liberalizmin savunusu

Ahmet Ağaoğlu ve Liberalizmin savunusu

Halil Turhanlı, imparatorluktan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişte düşünür ve siyasetçi olarak adından söz ettiren Ahmet Ağaoğlu’nu yazdı. Ağaoğlu’nun liberalizm ve bireyin kararlı savunucusu olduğunu ifade eden Turhanlı, onun çok yönlü bir kişiliğe sahip olduğunu söylüyor.

Türkiye Cumhuriyet’ne geçiş döneminin ilk yıllarından başlarak düşünür ve siyasetçi olarak kendinden söz ettiren Ahmet Ağaoğlu liberalizmin ve bireyin (ferdin ) kararlı ve tutarlı bir savunucusudur. Düşüncelerindeki bireycilik belirgin ve belirleyici olmuştur. İmparatorluğun çözülmesinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş yoğun ve canlı ideolojik tartışmaların yaşandığı bir dönemdi. Ahmet Ağaoğlubu bu ortamın önemli bir faili olmuştur. Düşüncesindeki bazı dönüşümlere rağmen ulus devletin inşa döneminde liberal görüşleriyle dikkat çekmiştir. Siyasette büyük değişimin yaşandığı bir dönemde canlı bir tartışma ortamını teneffüs etmiş; tartışmalara ideolojik olarak katılmış ve katkıda bulunmuş bir aydındır. Çok yönlü kişiliğe sahipti. Siyasetçi, hukukçu, düşünce insanı, yazar...

1869’da yılında Azerbeycan’ın Karabağ bölgesinde dünyaya gelen Ahmet Ağaoğlu, gençliğinde İslam geleneğine uygun bir eğitim almıştı. Sorbonne’da hukuk ögrenimi gördü; yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra yeniden Azerbeycan’a döndü. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Türkiye’ye geldi. Daha sonra Ankara Hukuk Mektebi’nde ders verdi. Derslerine 1909 Ekim’den itibaren İstanbul Darülfünun’da devam etti. Kısa bir süre sonra Edebiyat Fakültesi dekanlığına atandı. 1933 üniversite reformuyla emekliye ayrıldı. Hareketli bir dönemin önde gelen aktörlerinden; çok yönlü bir kişiliğe sahipti. Bireyi düşüncesinin merkezine almıştır. Doğu’nun geri kalmışlığının nedeni ve kaynagı da zaten bireyin gelişmesinin engellenmesidir. Cumhuriyet’in Osmanlı’nın bireyi yok sayan kalıntılarını devaldığını ileri sürmüştür. Oysa çağdaş medeniyeti temsil eden Batı toplumlarında birey üstün değer kabul edilir.

Başlangıçta yakın olduğu İttihatcılar’dan, Ziya Gökalp’ten giderek uzaklaşmıştır. Sürgün yıllarını Gökalp ile birlikte geçirmişlerdir. Bu iki önemli düşünce insanı özellike İkinci Meşrutiyet döneminde etkili olmuşlardır. Türkçülük akımının savunuculuğunu yapmışlardır. Ağaoğlu’nun görüşleri zaman içinde değişmiştir. Batı medeniyeti karşısında geri kaldığımızı, Batı’yı örnek almamız gerektiğini savunmuştur. Sonradan Gökalp’in “hars ve medeniyet” ayrımını anlamsız bularak karşı çıkmıştır. Asıl önemlisi liberal yaklaşımı benimseyip savunması önemli bir görüş ayrılığı dogurmuştur.

1929’da ABD’de başlayan büyük ekonomik bunalım kısa sürede tüm dünyayı ve elbette Türkiye’yi etkisi altına aldı. Liberal iktisat düşüncesi sarsıldı ve gözden düştü. Çözümün aksi yönde olduğu ileri sürüldü. Devletçilik devlet politikası olarak benimsendi, rağbet gördü. Kadrocular devletin etkin rolünü öne çıkarmışlar; ekonomiyi korumaya ve canlandırmaya çalışmışlardır. Ahmet Ağaoğlu bu dönemde uygulanan politikalar konusunda Kadrocular’la, özellikle bu grubun en önemli teorisyeni Şevket Süreyya Aydemir’le hayli tartışmıştır. Tartışmalarda liberalizmin ödünsüz bir savunucusu olmuştur. Ne ki 1929 bunalımının en büyük etkisi hiç kuşkusuz liberalizmin geri plana itmiş olmasıdır. İktisadi alanda özellikle devlet müdahalesi öne çıkmıştır.

Mayıs 1931 tarihinde gerçekleşen Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (Partisi’nin) Üçüncü Kurultayı’nda devletçilik parti ilkesi olarak kabul edilmiş ve partinin “halkçı” programının bir parçası olmuştur. CHF’nın “iktisadi nokta-i nazardan devletçi” olduğu benimsenmiştir. Aslında sadece iktisadi açıdan değil, hayatın tüm alanlarında birey devletin sıkı denetim ve baskısıi altına girmiştir. CHF ekonomik bunalımın ve izleyen küresel savaş koşullarının dahi haklı çıkaramayacağı bir sıkı denetim uygulamıştır. 1932’de Celal Bayar iktisat bakanı olmuş ve devletçilik biraz hafifletilmiştir.

1929 Buhranı liberalizminde gerileme ve itibar yitirme dönemidir. Buhran devletin iktisadi alana müdahalesini de meşrulaştırmıştır. O dönemde tarımın başlıca geçim kaynağı olduğu ülkemizde tarım ürünlerinin fiyatı düşmüş ve özellikle köylüler için hayat iyice zorlaşmıştır. Bu koşullarda liberalizm geri çekilmek zorunda kalmıştır. Çok zor durumda olan halk ve CHP arasındaki bağ iyice çözülmüştür. CHP bu dönemde başlayarak bürokrasinin partisi olarak anılmaya başlanmıştır.

Devletçilik özellikle 1930’lu yıllara damga vurmuştur. Devletçi politikalar iktisadi bağımsızlık gerekçesiyle düşünülmüş ve haklı gösterilmeye çalışılmış, devletin ekonomiye müdahalesi üzerine kurulu bir iktisat anlayışı yürütülmüştür. Devletçilik ilkesi CHP’nın altı okuna da dahil edilmiştir. Aslında İttihat ve Terakki’nin “milli iktisat” anlayışıyla uyum içindedir; pek çok bakımdan devamı niteğindedir. Birleştiren ortak nokta devletin ekonomik hayata (sonuçta tüm hayata) güçlü bir müdahalesidir. Giderek sert biçimde uygulanmıştır. Bu kanunlarla birlikte CHP demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan uygulamalara girişmiştir. Savaş dönemi gerekçesiyle bu uygulamalara haklılık kazandırma yoluna gitmiştir.

Ahmet Ağaoğlu 1926’dan itibaren üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Fırkası ile gerilimli bir ilişki içine girdi. Mustafa Kemal Atatürk’e sunduğu raporda CHP ile halk tabanı arasında kopukluk yaşandığını belirtti. 1930’da kurulan, genel başkanlığını Fethi Okyar’ın üstlendiği SCF’nın (Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın) temel teorisyenlerindendi. Bu dönemde CHP’nin devletçiliğine ve Kadrocular’a karşı ödünsüz bir liberalizm savunuculuğu yapmıştır. Muhalif kimliğini açıkca ortaya koymuştur.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş dönemi aydınlarından olan Ahmet Ağaoğlu hayatının değişik dönemlerinde farklı siyasi görüşlere bağlanmıştır. Ama biz onu bugün çok yerinde olarak ülkemizde liberalizmin savunucusu olarak biliyor ve öyle anıyoruz. Liberal bir aydın olarak ülkemizin düşünce hayatına zenginlik getirmiştir. Bireyin yüceltildiği liberalizmi model almış ve çözüm olduğunu öne sürmüştür. Üç Medeniyet onun düşüncesinde bir dönüm noktasıdır. Liberal kimliğini bu kitabıyla açıklamaya çalışır. Düşünce serüveninde önemli bir yer tutan bu kitapta yeryüzünde üç farklı medeniyetin varlığını iddia etmiştir. Buda-Brahman, Batı Medeniye ve İslam Medeniyeti. Batı medeniyetinin diger ikisine karşı üstünlüğünü ileri sürmüştür. Bunun nedeni Batı’da bireyciğin üstün değer kabul edilmesi, kişisel girişime değer verilmesidir. İslam ve bu arada Osmanlı’da aile üstün kabul edilmiş. Bu da bireyde özgüven eksikliği yaratmıştır. Osmanlı’da “fert yok” sayılmıştır. Ancak ülkemizin Batı medeniyeti seviyesine çıkma imkanına sahip olduğunu vurgular.

Türk modenrleşmesinin Batı’yı izleyerek mümkün olabileceğini savunmuştur. Türk toplumunun çağdaşlaşma sürecine girebilmesi Batı’yı örnek almasıyla mümkündür. Öz değerlerimizle Batı bilim ve tekniğini kaynaştırmalıdır. Bu nedenle bireyi ve bireysel özgürlüğü yüceltmiş, yüksek değer vermiştir. Bireyi her şeyin üstünde tutuyordu. Gerçekten “çagdaş cemiyetlerin takip ettiği yol” da budur. Düşüncelerinin evriminin belli bir aşamasından sonra birey özel ve önemli bir yer tutar. İlerlemenin, gelişmenin ancak bireycilikle sağlanabileceğini savundu. Çagdaş dünyada bireyin hakları onun vazifelerinden önce gelir. Tek parti dönemini baskıcı bulmuştur. Bireysel hak ve özgürlükleri yok sayıldığını görmüştür. Bütün bunların başlıca sebebi olarak gördüğü CHP’yi kıyasıya eleştirmiştir. CHP’yi, İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarının devamı olarak görmüştür.

Ahmet Ağaoğlu teorik açıdan siyasetin ön saflarında olmuştur. Avrupa’nın ileriye doğru atılımında liberalizmin rolünü, özellikle İngiltere’de tarihsel gelişimini iyi incelemiştir. Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’nde Batılı anlamıyla bir demokrasinin savunucusydu. Batı’nın diğer medeniyetleri geride bıraktığını görmüş; oradaki ekonomik ve siyasi uygulamaların Türkiye’de de uygulanmasını önermiştir. Türkiye liberalizm sayesinde diğer medeniyetleri geride bırakan Batı’daki uygulamaları örnek almalı ve izlemelidir. Batı’nın maddeten ileride olduğu çok belirgindir. Öyleyse Türkiye’nin yapması gereken Batı’yı izlemektir. Liberalizmin uygulanmasının bunu sağlayacağını ileri sürmüştür. Çözümlemelerinde bireyi temel almış, bireyin özgürlğünü öne çıkarmıştır.

Erken Cumhuriyet döneminde Kadrocular’ın devletçiliğini eleştirmiştir. Devletçiliği savunan Kadrocular, özellikle Şevket Süreyya Aydemir ile tartışmışdır. Devlet ve Fert kitabında Kadrocular’a karşı bireyci bir tavır almıştır. Devletin faaliyetlerini ancak bireyin yapamadığı ve üstesinden gelemediği işleri üslenmesiyle sınırlar. Birey toplumdaki bütün ilerlemelerin ekseninde yer alır. Bunlar onun düşüncesinin ana temalarıdır. Genç Cumhuriyet’in liberal görüşleri dikkate alması ve benimsemesi için gayret gösterdi. Vurgulayalım: Salt ekonomik açıdan değil, bir bütün olarak modernleşmemiz açısından liberalizmi öneriyordu. Ancak 1929’daki dünya ölçeğinde görünen büyük ekonomik bunalımın etkisiyle devletçilik uygulanmıştır.

Basın tarihimizde de önemli önemli bir yere sahip olan Ahmet Ağaoğlu uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde makaleler yazmıştır. Serbest İnsanlar Ülkesinde önce bu gazetede yayımlanmıştır. Daha sonra genişletilerek kitap haline getirilmiştir. Aslında ütopyanın edebiyatımızda fazla örnegi yoktur. Ağaoğlu’nunki siyasi ve felsefi yönleri güçlü bir ütopyadır. 1930’da yayımlanan kitapta liberal toplumu ideal bir model olarak sunmaktadır. Platon’un Devlet’i ile başlattığı bir türü ve geleneği sürdürmekte, bu geleneğe bağlanmaktadır. Erken Cumhuriyet döneminin düşünsel ortamında birey-toplum ikilemini bir ütopya biçiminde tartışmaya açmaktadır. Bu tartışmada bireyi öne çıkarmakta, onu merkeze almaktadır. Liberal demokrat bir aydın olan Ağaoğluna göre toplumu var eden bireydir. Dolayısıyla toplumun bireylerden soyutlanmış olarak varlığı yoktur.

*Halil Turhanlı, hukukçu ve araştırmacı yazar.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir