Görüşler

Orta sınıfın trajedisi

Orta sınıfın trajedisi

Toplum için orta sınıfın güçlü olması, toplumsal, hukuksal, sanatsal ve psikolojik açıdan daha sağlıklı bir toplum yapısı demektir. Orta sınıfın trajedisi aslında toplumun bütün kesimlerinin trajedisidir.

Avrupa aydınlanmasının önemli düşünürlerinden Montesquieu (1689-1755), Kanunların Ruhu Üzerine adlı kitabında “Şahısların sağduyu ve saadeti, büyük ölçüde kendi yetenek ve servetlerinin vasatlığına bağlıdır. Çok sayıda vasat insan yetiştirecek, bilge insanlardan oluşan bir cumhuriyet bilgece yönetilecek, mutlu insanlardan oluşan bu cumhuriyet pek mutlu bir cumhuriyet olacaktır.” der. Gelir skalasında ve hayat kalitesinde ortalarda bulunan orta sınıfın önemini Platon (M.Ö. 428-348), aşırı fakirlik ve aşırı zenginliğin bir devlet için iyi olmadığını belirtirken, her iki ucu yok edip daima orta yolun tutturulması gerektiğini ifade eder.

Devletlerin değerlerinin taşıyıcısı, savunucusu ve destekleyicisi olan orta sınıfların sayısı zamana ve şartlara bağlı olarak her dönem değişmiştir. Orta sınıfları geniş ve güçlü olan topumlar, buna sahip olmayan diğer topluluklara göre daha istikrarlı bir devlete ve toplum hayatına sahip olmuşlardır. Toplumu ekonomik olarak kabaca alt, orta ve üst sınıf şeklinde üç sınıfa ayırırsak; kalkınma iktisadının beklentisi alt ve üst sınıfın çok dar, orta sınıfın ise çok geniş olmasıdır. Bu ideal duruma rağmen alt ve üst sınıfların, orta sınıfların aksine yelpazede geniş bir yer tutması, toplumsal anlamda bir dizi sorunu beraberinde getirecektir.

İyi de nedir orta sınıf? Bu sınıfa mensup olanlar kimlerdir? Nasıl yaşar, ne yer ne içerler? Bu sınıfı bir toplum için önemli kılan gerekçe nedir? Orta sınıf, elde edilen gelire göre yapılan tasnifte, orta gelire sahip insanların oluşturduğu, elde ettiği gelirin bir kısmını tasarruf etmekle beraber büyük bir kısmını harcayan, ekonomik çarkların dönmesinde gelir bakımından alt ve üst sınıflara göre daha etkili olan sınıftır. Orta sınıf düzenli bir işi olan, kazancını genelde aldığı eğitim üzerinden kazanan, beyaz yakalı işlerde çalışan, memurlar, orta büyüklükteki işletme sahipleri ve serbest meslek mensuplarının oluşturduğu toplumun en geniş kesimi olması beklenen kısmıdır. Orta sınıfın en önemli özelliği; toplumun sanat, spor ve eğitim gibi kültürel harcamalarda bulunan kesimini oluşturmasıdır. Demokratik kurumların işlemesinde, sivil toplumun güçlenmesinde ve estetik değerlerin gelişmesinde yadsınamayacak derecede etkisi olan bu sınıfın zayıflaması durumunda, bahse konu bu değerlerin de zayıflaması beklenmelidir. Siyasetçilerin sevdiği tabirle orta sınıf, orta direktir. Orta direk zayıflar ya da yok olursa toplum zarar görür ve çöker. Kısaca orta sınıf, toplumun bel kemiği, üretim ve tüketimin taşıyıcısıdır. Bu sınıfın erimesi, bütün toplumsal yapının bozulması demektir.

Tanımı biraz daha basitleştirelim: Orta sınıf, bir evi ve bir arabası, her yıl düzenli bir şekilde tatile gitme, ortalama bir şekilde günlük ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra varsa çocuklarının eğitim masraflarını karşılama imkânı olan, maddi olarak edebiyat, sinema ve tiyatro gibi kültürel etkinliklere geliri yeten, herkesin meşrebine göre eğlenceye para ayırabildiği, sağlık harcamalarını zorlanmadan yapabilen ve bir miktar da tasarruf yapması beklenen toplum için ideal, sağlıklı bir devlet için vazgeçilmez sınıftır.

Bu geniş tanımdan sonra “Orta sınıfın trajedisi nedir?” diye sorulabilir.

Trajedi, ülkeler için hasılalar arttıkça orta sınıfın, özellikle içerisinde Türkiye’nin de olduğu Avrupa ülkelerinde eriyor olmasıdır. Bu durum hemen aklımıza enflasyonu, gelir dağılımı adaletsizliğini ve alım gücünün düşmesi gibi son zamanlarda gündemden düşmeyen konuları getirmektedir. Özellikle 1950’lerden sonra yıldızı parlayan refah devletinin şimdilerde, dünyada ve Türkiye’de gözden düşmesi ile orta sınıflar da paralel bir şekilde güç kaybetmiş, kaybetmeye devam etmektedir. Dünyada verimlilikler artmış, ekonomik entegrasyon hızlanmış, toplam dünya hasılası artıyorken bu değerlerin ana taşıyıcısı orta sınıf kan kaybetmeye devam etmektedir.

Zannımca edindikleri yeterliliklerle hayatlarını idame ettiren orta sınıfa ait vatandaşlar toplumun geriye kalanları için de her türlü motivasyon kaynağı olacaklardır. Her şeyden önce orta sınıfın emek, bilgi birikimi ve girişimcilikleriyle bu aşamaya geldiği bilindiği için eğitim ve buna dayalı bir şekilde meslek edinme, düzenli çalışma yoluyla ekonomik refahın mümkün olacağı hissini toplumun geriye kalanlarına aktarabilirler. Varlıklarıyla topluma değer sunan orta sınıfın bir başka katma değeri, eğitim, bilim ve sanatsal faaliyetlere yaptıkları harcamalarla toplumsal hareketliliği artırıyor olmalarıdır. Siyasi, toplumsal ve hukuksal her türlü değer bu sınıf için çok önemli olduğu için demokratik değerlerin yaygınlaşmasına katkı sunarlar. Tüketim, tasarruf, konut edinme ve girişimcilik gibi ekonomik faaliyetler bu sınıfın ana karakteridir. Dolayısıyla sağlıklı bir toplumsal yapı orta sınıfın güçlü olmasından geçmektedir. Güçlü bir orta sınıfın varlığında, toplumlarda gelir dağılımı adaletinin ve eğitimde fırsat eşitliğinin artacağı neredeyse kesindir. Üstelik dünya çapında devletlerin imajının belirleyicisi olan önemli istatistiklerin birçoğu bahse konu sınıfın göreceli olarak daha fazla katkı sunduğu, eğitim, sağlık ve çevresel göstergelerin yansımaları olmaktadır. Bunlara ilave olarak orta sınıf estetik ve sanatsal değerleri de özellikle alt sınıflara göre daha fazla tüketen ve bu sektörlere kan ve can olan sınıftır.

İktisatçıların çok iyi bildiği üzere Thorstein Veblen (1857-1929) tüketimde lüks mallara (tüketimde züppe etkisi), Robert Giffen (1837-1910) ise düşük mallara dikkati çekmişti. Tüketimde bu iki durumda talep kanununa ters bir durum oluşturmaktadır. Lüks mallar daha ziyade üst kesime hitap ederken düşük mallar daha ziyade alt kesime hitap etmektedir. Orta sınıf ise talep kanununa uygun bir şekilde harcamalarını normal mal olarak tanımlanan skalada yapmaktadır. Kısaca tüketimin ana taşıyıcısı orta sınıftır. Bu sınıf belirli sebeplerle tüketimini kıstığında geriye doğru ekonominin bütün çarkları ister istemez etkilenecektir.

Yukarıda orta sınıfın zamanın şartlarına göre artıp azaldığına vurgu yaptım. Acaba şimdilerde bu eğilim nasıl? Orta sınıflaşmada 1980’ler boyunca şampiyon, şüphesiz Avrupa ülkeleri ve Kuzey Amerika’ydı. Ancak bu rakamlar son zamanlarda Asya ülkeleri lehine değişmektedir. Afrika kıtası bu konuda her zaman olduğu çok zayıf kaldı. Güney Amerika ise 2000’li yılların başında orta sınıflar lehine bir iyileşme yaşandı ancak son zamanlarda bu iyileşmenin durduğu görülmektedir. Yapılan projeksiyonlar, 2030’lara gelindiğinde orta sınıfların yaklaşık % 65-70’inin Asya ülkelerinde olacağını göstermektedir. Bu oranların oluşmasında dünya nüfusunun yaklaşık 3 milyarını barındıran Çin ve Hindistan’ın etkisi dikkate değerdir.

Bu konuda Türkiye’nin karnesi acaba nasıldır? Özellikle 1980’lerden sonra Türkiye orta sınıflaşmada büyük başarılar göstermiş, 1980’den 2013’lere kadar orta sınıflaşmada iyi bir ivme tutturmuştur. Bu dönemde üniversitelilerin sayısında, sağlığa ulaşımda, çevresel değerlerde iyileşme, ev ve araba alımında artışlar görülmüştür. Fakat 2013 sonrası dönemde özellikle ekonomik sebeplerle ivme orta sınıfların aleyhine işlemeye başlamıştır. Bu dönemde ekonomik büyümede görülen yavaşlama ile beraber enflasyon ve kur baskıları, reel ücretlerde azalma, tasarruf oranlarında düşme ve eğitimli kesimlerde yurt dışına göç etmede artışlar görülmeye başlanmıştır. Kısaca Türkiye’de 2013’lerden sonra orta sınıf erimeye başlamıştır. Özellikle büyükşehirlerde yaşam maliyetlerinin giderek artması bu sonucu doğurmuştur. Şunu da hatırlatmak gerekir, psikoloji gereği bireyler alıştıkları yaşam standartlarını kaybedince bu standartlara hiç sahip olmadıkları zamanlara göre daha fazla tepki gösterirler. Yani harcama eğilimi belirli bir seviyede olan bir birey, ister istemez bunu devam ettirmek isteyecektir. Aynı zamanda bu bireyler dünyadaki gelişmelerden de en azından alt sınıflara göre daha çok haberdardırlar. Bu sınıf dünyanın başka ülkelerindeki aynı meslek grubunda olanlarla kendilerini sürekli karşılaştırmaktadırlar. Yaptıkları bu gözlemlerde eğer sonuç yaşadıkları ülke aleyhine olumsuz ise acı çekecektirler. Bu bireyler alıştıkları şekilde harcama imkânı bulamadıkları zaman borçlanmak, varlıklarını satmak hatta psikolojik sorunlar gibi bir dizi başkaca sorunla yüzleşmek zorunda kalacaklardır. Bu ise neresinden bakarsanız bakın orta sınıflar için bir trajedidir.
Toplumun bel kemiği olan orta sınıfın yeniden hak ettiği yere gelmesi için en başta ekonomik kırılganlıkların giderilmesi gerekir. Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneli rakamlara indirilmesi, kurumlara ve hukuka olan güvenin artırılması, gelir dağılımı adaletinin sürekli iyileştirilmesi gerekir. Hem orta sınıf hem de toplumun bütün kesimleri için en kalıcı çözüm, verimliliğe dayalı bir büyüme modeli benimsenmesidir.

Toplum için orta sınıfın güçlü olması sadece ekonomik açıdan değil toplumsal, hukuksal, sanatsal ve psikolojik açıdan daha sağlıklı bir toplum yapısı demektir. Orta sınıfın trajedisi aslında toplumun bütün kesimlerinin trajedisidir.

*Turgut Bayramoğlu, Atatürk Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora yaptı. 2018’de İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat alanında doçent ve 2023’te profesör unvanını aldı. Halen Bayburt Üniversitesi’nde görev yapmakta.

ortakyayinklise.jpeg

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir