Doğanın gizemli kapılarından biri Erzincan'da aralanıyor. Şehrin simge noktalarından Ekşisu bölgesi, sadece bir dinlenme alanı değil, dünya ölçeğinde eşine az rastlanan jeolojik bir fenomen olarak dikkat çekiyor. Aynı dar alanda yüzeye çıkan ekşisu, kükürtlü su, tatlı su, sıcak su ve mineralli maden suyu, binlerce yıldır kendi kimyasal kimliklerini koruyarak yan yana akıyor. Uzmanların "olağanüstü" olarak nitelendirdiği bu durum, bölgeyi küresel çapta bir doğa laboratuvarına dönüştürüyor.
BEŞ FARKLI KAYNAK TEK NOKTADA BULUŞTU
Ekşisu’nun jeolojik mucizesi, birbirine zıt karakterdeki suların kardeşçe ama bağımsız akışında saklı. Jeoloji Yüksek Mühendisi Selahattin Ayan’ın verilerine göre; bölgede Horhor olarak bilinen kükürtlü su, ayak sağlığına şifa olan yüksek çinkolu su, içilebilir tatlı su, termal sıcak su ve doğal maden suyu bulunuyor. Bu beşli yapının, birbirinin tadını ve sıcaklığını etkilemeden yüzeye ulaşması, bölgeyi dünyanın en nadir su yataklarından biri kılıyor.

BÜYÜK DEPREM BİLE BU DÜZENİ BOZAMADI
Bölgedeki su kaynaklarının en dikkat çekici özelliği ise dayanıklılıkları. 1992 yılında Erzincan’ı sarsan büyük deprem felaketinde yer kabuğu ciddi hareketlenmeler yaşamasına rağmen, bu hassas dengedeki beş su kaynağının yolları ayrılmadı ve birbirine karışmadı. Yer altındaki bu muazzam izolasyonun, en şiddetli yer sarsıntılarından bile etkilenmeden günümüze kadar ulaşması, alanın jeolojik değerini katlayarak artırıyor.
HEM JEOPARK HEM ENDEMİK CENNET
Ekşisu sadece su kaynaklarıyla değil, zengin ekosistemiyle de göz kamaştırıyor. Dünyada sadece bu bölgede yetişen "Erzincan Sütotu" adlı endemik bitkiye ev sahipliği yapan alan, aynı zamanda göçmen kuşların vazgeçilmez duraklarından biri. Bölgenin resmi olarak "jeopark" ilan edilmesi gerektiğini savunan uzmanlar, bu doğal mirasın korunarak turizme kazandırılmasının Erzincan ekonomisi için kritik bir hamle olacağını vurguluyor.
