Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’ın Merkez ilçesi Mimar Sinan Mahallesi Atatürk Bulvarı’nda bulunan Zümrüt Apartmanı’nın yıkılması sonucu eşi ve üç çocuğunu kaybeden Mehmet Doğan’ın açtığı manevi tazminat davasında karar verildi.
Mehmet Doğan, ailesini kaybetmesi ve evinin yıkılması nedeniyle Adıyaman Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek 500 bin lira manevi tazminat talebiyle dava açtı.
Adıyaman 3. İdare Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, başvurucuya toplam 460 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
TAZMİNATIN KURUMLARA GÖRE DAĞILIMI BELİRLENDİ
Mahkeme kararına göre, bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranları doğrultusunda tazminatın kurumlara dağılımı şu şekilde oldu:
- Yüzde 20 kusurlu bulunan Adıyaman Belediyesi: 368 bin lira
- Yüzde 3 kusurlu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: 55 bin 200 lira
- Yüzde 2 kusurlu bulunan AFAD: 36 bin 800 lira
Belirlenen tutarların, başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı Mehmet Doğan’a ödenmesine karar verildi.
KAMU KURUMLARI SORUMLULUĞU KABUL ETMEDİ
Davalı kurumlar mahkemeye sundukları savunmalarda sorumluluk kabul etmedi.
Adıyaman Belediyesi, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek, idarenin sorumlu tutulabilmesi için zarara yol açan işlem ya da eylemin doğrudan idare tarafından gerçekleştirilmiş olması gerektiğini savundu. Belediye ayrıca depremin “önlenemez ve öngörülemez mücbir sebep” niteliğinde olduğunu öne sürerek kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını belirtti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise şehir planlaması, yapılaşma düzeni ve yapıların denetlenmesi gibi konularda kendisine yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etti.
AFAD da savunmasında, depremin yıkıcı etkisi nedeniyle zarar ile idarenin işlem veya eylemleri arasında illiyet bağı kurulamayacağını ileri sürdü. Kurum, kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi gibi bir durum olmadığını savundu.
MAHKEMEDEN “MÜCBİR SEBEP” DEĞERLENDİRMESİ
Mahkemenin gerekçeli kararında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesine atıfta bulunularak idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları karşılamakla yükümlü olduğu vurgulandı.
Kararda şu ifadeler yer aldı:
“Mücbir sebep, sezilemeyen ve karşı konulamayan bir olayı ifade eder. Bu sebep, zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran ve zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını kesen dış bir etkendir.”
Mahkeme, deprem kuşağındaki bölgelerde yapılaşma süreçlerinin ve denetim mekanizmalarının yeterince işletilmemesi halinde depremin tek başına “mücbir sebep” olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Gerekçede ayrıca şu değerlendirmeye yer verildi:
“Deprem kuşağında yer alan bölgede, deprem gerçeğinin veri alınması suretiyle yerleşmelerle ilgili alanların belirlenmesi, bu alanlardaki yapılaşmaya ilişkin kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesiyle ilgili idari faaliyetlerin bütünündeki olumsuzluklardan oluşan idarenin ‘olumsuz eyleminin’ bulunması durumunda, depremin mücbir sebep olarak değerlendirilerek zararla illiyet bağını kestiğini kabule olanak bulunmamaktadır.”
“DEPREM GERÇEĞİ ÖNGÖRÜLEBİLİR”
Kararda Türkiye’nin jeolojik yapısı nedeniyle sık sık büyük depremlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.
Mahkeme, devletin afet zararlarını azaltmaya yönelik planlama, denetim, koordinasyon ve uygulama yükümlülüklerine işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Depremin nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte olacağı öngörülememekle birlikte, depremin yaratacağı olumsuz sonuçların öngörülebilir olduğu ve oluşacak zararların en aza indirilmesi için önceden önlem alınabileceği açıktır.”
“DAVALI İDARELERİN HİZMET KUSURU BULUNMAKTADIR”
Mahkeme kararında, deprem bölgelerinde yalnızca imar planlarının ve deprem yönetmeliklerinin hazırlanmasının yeterli olmadığı, bu kurallara uyulup uyulmadığının da etkin şekilde denetlenmesi gerektiği ifade edildi.
Kararda şu ifadeler kullanıldı:
“Deprem afeti kapsamında oluşabilecek zararların önlenmesi amacıyla planlama ile denetim yapma yükümlülüğünün eksiksiz ve tam olarak yerine getirilmemiş olması nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.”
Mahkeme, bilirkişi raporuna yapılan itirazları yerinde görmeyerek raporu hükme esas aldı.
BAKANLIK KARARI İSTİNAFA TAŞIDI
Edinilen bilgilere göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kendisine düşen 55 bin 200 liralık manevi tazminatın iptali istemiyle kararı istinaf mahkemesine taşıdı.
