Eskişehir’in buram buram tarih kokan Odunpazarı bölgesinde, endüstriyel üretime ve dijital fabrikasyona meydan okuyan benzersiz bir zanaat hikayesi yazılıyor. Kurumsal hayatın stresinden kaçıp sanata sığınan 48 yaşındaki Necmiye Çulhaöz, pandemi döneminde kendi çabalarıyla öğrendiği deri işlemeciliğini, babasından miras kalan ahşap kültürüyle birleştiriyor. Geleneksel yöntemleri modern çizgilerle buluşturan sanatçı, seri üretimin tekdüzeliğine karşı çıkarak her biri parmak izi kadar benzersiz olan kişiye özel çantalar ve aksesuarlar üretiyor.
KURUMSAL HAYATTAN TARİHİ ATÖLYEYE UZANAN BAŞARI HİKAYESİ
Necmiye Çulhaöz’ün zanaat yolculuğu, tam sekiz yıl önce masa başı işini bırakma kararıyla başladı. Odunpazarı’nın tarihi atmosferinden ilham alan sanatçı, arayışını pandemi döneminde somut bir üretime dönüştürdü. Doğal dana derisini ana malzeme olarak belirleyen Çulhaöz, bu dayanıklı materyali ceviz ve kiraz gibi asil ağaç türleriyle bir araya getirerek çanta modasında ezber bozan bir tarz ortaya koydu.

TAMAMEN GELENEKSEL VE KIL TESTERE İLE ÜRETİM
Günümüz teknolojisinin getirdiği kolaylıklara ve fabrikasyon sistemlere mesafeli duran Çulhaöz, atölyesinde hiçbir hazır şablon kullanmıyor. Tasarımlarında CNC veya lazer gibi modern cihazlar yerine tamamen eski usul kıl testere ve zımpara tercih ediyor. Baba mesleği olan ahşap işçiliğini çocukluğunda atölyeye girmesi yasak olmasına rağmen gözlem yeteneğiyle çözen zanaatkar, tek bir serinin ortaya çıkması için bazen günlerce, bazen ise bir ay boyunca el nuru döküyor.
LÜLE TAŞINDAN CAMA DOĞANIN TÜM RENKLERİ BU ÇANTALARDA
Çulhaöz’ün tasarımları sadece deri ve ahşapla da sınırlı kalmıyor. Eskişehir’in simgesi olan lüle taşını ve renkli cam objeleri de tasarımlarına yediren sanatçı; saç tokalarından kolyelere, küpelerden özel tasarım çantalara kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor. Toptan satış felsefesini tamamen reddeden ve her üründen dünyada sadece bir adet üreten usta, müşterileriyle birebir bağ kurarak onlara kendilerini özel hissettirecek aksesuarlar sunuyor.

GELECEK KUŞAKLARA BIRAKILACAK EN BÜYÜK MİRAS: USTA-ÇIRAK GELENEĞİ
Geleneksel el sanatlarına olan ilginin azalmasından ve usta-çırak ilişkisinin yok olmaya yüz tutmasından derin üzüntü duyan Necmiye Çulhaöz, bu kültürü yaşatmak için adeta zamanla yarışıyor. Bilgi birikimini askerdeki oğluna ve oğlunun kız arkadaşına aktararak dikiş, kesim ve ahşap işleme tekniklerini öğreten zanaatkar, "Bizden sonraki nesillere bu zanaatı miras bırakabilirsek ne mutlu bize" diyerek el emeğinin ölümsüzleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.
