Venezuela’nın vahşi doğasının kalbinde, Canaima Milli Parkı’nın derinliklerinde saklı bir cennet yükseliyor. Dünyanın en yüksek kesintisiz şelalesi unvanına sahip olan Angel Şelalesi (Salto Ángel), sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda fizik kurallarının sınırlarını zorlayan bir fenomen. Öyle ki, dökülen suların büyük bir bölümü, devasa yükseklik nedeniyle yere ulaşamadan havada asılı kalarak gizemli bir sise dönüşüyor.
BULUTLARIN ARASINDAN GELEN BEYAZ DUVAK
Angel Şelalesi’ni benzersiz kılan en temel özellik, şüphesiz baş döndürücü yüksekliğidir. Auyán-Tepui Dağı'nın zirvesinden boşluğa dökülen su, yaklaşık 1 kilometrelik düşüşü sırasında rüzgarın ve havanın etkisiyle parçalanır. Bu muazzam mesafe, suyun yere çarptığı andaki şiddetini azaltırken, etrafı saran yoğun yağmur ormanlarının üzerinde mistik bir sis tabakası oluşturur. Şelalenin altına yaklaştığınızda sizi karşılayan şey sert bir su kütlesi değil, gökyüzünden inen serin bir buluttur.

SADECE HAVADAN VE NEHİRDEN GÖRÜLÜYOR
Canaima Milli Parkı’nın balta girmemiş ormanlarıyla çevrili olan bu bölgeye ulaşmak, macera tutkunları için bile oldukça zorlu bir görevdir. Angel Şelalesi’ne giden herhangi bir kara yolu bulunmuyor. Ziyaretçiler bu eşsiz manzarayı görebilmek için ya küçük uçaklarla yapılan turistik uçuşları tercih ediyor ya da nehir üzerinden günlerce süren kano yolculuklarına göğüs geriyor. Bu izole yapı, şelalenin doğal dokusunun binlerce yıldır bozulmadan kalmasını sağlıyor.

UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE
Şelalenin döküldüğü düz tepeli "Tepui" dağları, dünyanın en eski jeolojik oluşumları arasında kabul ediliyor. Milyarlarca yıllık bir geçmişe sahip olan bu masa dağlar, Angel Şelalesi ile birleştiğinde ortaya dünyanın en etkileyici manzaralarından biri çıkıyor. 1994 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen bu bölge, sadece yüksekliğiyle değil, ev sahipliği yaptığı endemik bitki ve hayvan türleriyle de bilim dünyası için büyük önem taşıyor.
