PROF. DR. NİYAZİ BEKİ
İslam’ın bakış açısına göre, insanlar arasındaki kardeşlik mefhumu çok yönlü, dereceleri çok farklı, her bir mertebede ona mahsus hakkı-hukuku olan beşerî/insanî bir fenomendir. Bilindiği üzere, herhangi bir ortak paydada buluşan bileşenlerin kendi aralarında samimi bir dostluk, bir kardeşlik söz konusudur. Bu dostluk, bu kardeşlik yerine göre ahde vefa ister, yerine göre kardeşinin hissesine düşen cevr-u cefa ister, yerine göre meşru dairede zevk-u sefa ister..
Bu geniş perspektiften konuyu şöyle açmak ve açıklamak mümkündür:
1. Varlık kardeşliği: Bütün insanlar yok iken Allah tarafından var edilmiştir. Varlık ve yaratılış ortak paydasında kardeştir.
2. Aynı yaratıcının sanatı olma kardeşliği: Bütün insanları ilk inşada aynı topraktan; sonra da aynı tenasül kanunu çerçevesindeki safhalardan yaratan aynı yaratıcının mahlûku, sanatı olmak haysiyetiyle aynı yaratıcının himayesinde olmak ortak paydasında tüm insanlar kardeştir.
3. Hayat kardeşliği: Bütün varlıklar arasında, hem ruhanî hem cismanî bir formatla ahsen-i takvim kıvamında yaratılmış özel ve şuurlu bir hayat mertebesinde oturtulmuş insanoğlu bu hayat ortak paydasında da kardeştir.
4. Vatan kardeşliği: Aynı mahallede, aynı köyde, aynı şehirde, aynı ülkede bulunanların bu ikamet ortak paydasında de önemli bir kardeşlik payına sahiptir.
5. İnsanlık kardeşliği: Diğer varlıklardan farklı bir üniformaya sahip, insanî erdemler ortak paydasında birleşen bileşenlerin bileşkesi, bir kardeşlik fenomenidir.
6. İslam kardeşliği: İslam dinine mensup olmak, onun ahlaki güzellikleriyle hemhal olmak, fıtri duygularını onun prensipleriyle pekiştirmek, tevhit potasında eriyip imtizaç etmek, bir tek Allah’a kul olmakla şeref-yab olmak ortak paydasında birleşmek en büyük kardeşlik mertebesidir.
Aynı Adem’in yavrusu, aynı çamurun tortusu, aynı rotanın yolcusu, aynı yaratıcının yontusu, aynı hayatın üslubu, aynı dinin mensubu olmak ittifak ve ittihadı, birlik ve beraberliği iktiza ettiği halde, geçici, fani, değersiz dünyevi menfaat, makam ve mevkii yüzünden ayrılık-gayrılık bataklığını seçmek, ne dinin ne aklın ne vicdanın ne de insanlığın hazmedeceği bir durumdur.
Evet iman birliği elbette gönüllerin birliğini ister. İnanç ve itikat birliği de sosyal ve toplumsa birliği iktiza eder. İyi bilinen bir gerçektir ki; eğer sen bir adamla beraber bir taburda bulunsan, o adama karşı dostane bir rabıta anlarsın; ve bir kumandanın emri altında beraber bulunmakla bir arkadaşlık alâkasını telakki edersin. Ve bir memlekette beraber bulunmakla kardeşçe bir münasebet hissedersin. Halbuki imanın verdiği nur ve şuur ile ve sana gösterdiği ve bildirdiği esma-i İlahiye adedince vahdet alâkaları ve ittifak rabıtaları ve uhuvvet münasebetleri var. Meselâ: Her ikinizin yaratıcısı bir, Mâlikiniz bir, Mabudunuz bir, Râzıkınız bir.. bir bir, bine kadar bir bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir.. bir bir, yüze kadar bir bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir.. ona kadar bir bir. Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak manevî zincirler bulundukları halde; şikak ve nifaka, kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mümin kardeşine karşı hakikî adavet/düşmanlık etmek ve kin bağlamak; ne kadar o birlik rabıtasına bir hürmetsizlik ve o muhabbet unsurlarına karşı bir istihfaf ve o kardeşlik münasebetlerine karşı ne derece bir zulüm olduğunu; kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın!”(bk. Mektubat, 263-264).
Burada kardeşliğin imanla olan ilişkisine ve geniş kapsamına dikkat çeken birkaç hadisin uyarılarına da bakmakta fayda vardır:
“Birbirinizle ilginizi, ilişkinizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve hased etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir.” (Buhârî, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 23, 24).
“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve şefkat göstermede, tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuz kalıp acı çekerler”( Müslim,Birr,66)
“İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ sözünü kabul etmek ve en altta ‘İnsanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekip kaldırmak.’ bulunmaktadır, haya da imanın bir parçasıdır.” (Buharı, îmân, 3)
Ömrüm her gün kısalmakta
Yolculuğum hızlanmakta Hesap günüm yaklaşmakta
Gafil nefsim başka yerde Maziden hiç ders almadım
Geçen ömre ağlamadım Bir siyah bez bağlamadım
Arsız nefsim başka yerde Dakikalar hızlı döner
Kalbimdeki şevkim söner Tavsiyen varsa bir öner
Desem de o başka yerde Ömrü boşa heba ettim
Pek çok yanlış yola gittim Artık tükendim de bittim
Nefsim ise başka yerde
