Son dönemde piyasalarda yaşanan hareketlilik, gram altın ve çeyrek altın fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluştururken, vatandaşın alım gücünü de doğrudan etkiledi.
Türkiye genelinde hissedilen hayat pahalılığı ve enflasyon oranlarındaki artış, asırlık geleneklerin şekil değiştirmesine neden oluyor.
Amasya'da yaşayan ev hanımları, uzun yıllardır sürdürdükleri 'altın günü' geleneğini, artan maliyetler sebebiyle sonlandırmak zorunda kaldı.
Sosyalleşmekten vazgeçmeyen ancak bütçelerini de korumak isteyen kadınlar, kışlık hazırlık sürecini bir fırsata çevirerek 'yufka günü' düzenlemeye başladı.

MALİYET ARTIŞI YENİ ÇÖZÜMLER DOĞURDU
Amasya'nın mahallelerinde bir araya gelen kadınlar, kış mevsiminde tüketmek üzere ihtiyaç duydukları yufkaları, imece usulüyle hazırlıyor.
Ekonomi yönetiminin aldığı kararlar ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların altın piyasası üzerindeki etkisi, ev hanımlarının birikim yapmasını zorlaştırdı.
Bu durumu avantaja çevirmek isteyen kadınlar, her ay bir arkadaşlarının evinde toplanarak hem sohbet ediyor hem de ev ekonomisine katkı sağlıyor.

DAYANIŞMA İLE 300 YUFKA HAZIRLANIYOR
Sabahın erken saatlerinde başlayan mesai, akşam saatlerine kadar devam ediyor.
Bahçelerde kurulan ocakların başında toplanan kadınlar, un fiyatları ve diğer girdi maliyetlerini paylaşarak, her aile için ortalama 300 adet yufka pişiriyor.
Konuyla ilgili konuşan mahalle sakinlerinden Rukiye Erdoğan, değişen alışkanlıklarını şu sözlerle ifade etti:
"Eskiden arkadaşlarımızla düzenli olarak altın günü yapıyorduk.
Ancak son zamanlarda altın fiyatları o kadar arttı ki, bu geleneği sürdürmek imkansız hale geldi.
Biz de arkadaşlarla konuştuk ve yufka günü yapmaya karar verdik.
Hem ihtiyacımızı karşılıyoruz hem de bir arada oluyoruz."

KIŞLIK HAZIRLIK BİR GELENEĞE DÖNÜŞTÜ
Ocağın başında hamur açan ve pişiren kadınlar, bu sürecin sadece bir iş değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın devamı olduğunu vurguluyor.
Kış aylarında sofraların vazgeçilmezi olan kuru yufkaların yapım sürecini anlatan Arzu Ilıcak, şunları söyledi:
"Gün boyunca arkadaşlarımızla birlikte yufka günü düzenliyoruz.
Arada çayımızı içiyor, yaptığımız yemeklerden yiyoruz.
Sohbet eşliğinde çalışınca yorgunluk hissetmiyoruz.
Bugün evimin ihtiyacı olan 300 yufkayı el birliğiyle hazırladık. Bu sayede kışın ekmek masrafımız azalıyor."

MİSAFİRPERVERLİK ÖN PLANDA
Yapılan etkinliğin sadece o gruba dahil olanlarla sınırlı kalmadığını belirten mahalleli, kapılarının herkese açık olduğunu dile getiriyor.
Hazırlanan taze gözlemelerin tadına bakan Halil İbrahim Karaca, Türk misafirperverliğinin en güzel örneğini sergilediklerini belirterek şunları söyledi:
"Bizim soframız herkese açık. Yolu düşen, buradan gelip geçen herkes misafirimizdir.
Çayımızdan içip, sıcak hamur işlerinden yiyebiliyorlar. Paylaşmak bizim kültürümüzde var."



