Saadet Partisi lideri Arıkan, partisinin İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada 2025 yılını "yangın yılı" olarak nitelendirdi. Ekonomiden dış politikaya kadar sert eleştirilerde bulunan Arıkan, özellikle İsrail ile devam eden ticarete dikkat çekerek, "Limanlarımızdan giden gemiler kadar içimizi yakan olmadı" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, parti genel merkezinde düzenlenen "İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı"nda gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Arıkan, Yargıtay verilerine göre partilerinin 2025 yılının ikinci yarısında muhalefet cephesinde en çok üye artıran parti olduğunu ve son 6 ayda 67 bin 244 yeni üye kazandıklarını açıkladı.
"2025'İN ÖZETİ YANGINDIR"
2025 yılının muhasebesini yapan Arıkan, Türk Dil Kurumu'nun yılın kelimesi olarak "Dijital Vicdan"ı seçmesine atıfta bulunarak, kendileri için yılın kelimesinin "yangın" olduğunu belirtti. Bolu'daki otel yangını, iş kazaları ve orman yangınlarını hatırlatan Arıkan, "Canlarımız yandı, ormanlarımız yandı, yüreklerimiz yandı" ifadelerini kullandı.

Ekonomik yangının da mutfakta ve çarşıda hissedildiğini belirten Arıkan, "Enflasyon, faiz ve yeni vergilerle Türk lirasını pula çeviren iktidar, vatandaşımızın alım gücünü küle döndürdü" dedi. Arıkan, 2026 yılına da zamlarla girildiğini belirterek, yurt dışı çıkış harcı, köprü geçiş ücretleri ve telefon kayıt ücretlerindeki artışlara dikkat çekti. Poşet fiyatına yapılan yüzde 100 zammı eleştiren Arıkan, "Gideri faiz olanın, bütçesi naylondan olur, poşetten olur" değerlendirmesinde bulundu.
"ADALET PAHALI, MAĞDURİYET UCUZ"
Türkiye'deki yargı sistemini de eleştiren Saadet Partisi lideri, yargının siyasallaştığını ve iktidar ile muhalefet için ayrı işleyen bir sistem oluştuğunu savundu. "Siyasallaşmış yargının nuru iktidara, narı ise muhalefete düşüyor" diyen Arıkan, Türkiye'nin hukuksuzluk endeksinde 140 ülke arasında 118. sırada olduğunu hatırlattı.

Arıkan, ekonomik tablonun sosyal hayata etkilerine de değinerek, "Evlenmek gençler için heyecan değil korku oldu" dedi ve aile yapısının ekonomik zorluklar, kumar ve uyuşturucu nedeniyle tehdit altında olduğunu vurguladı. Türkiye'nin enflasyon, faiz ve gıda enflasyonunda Avrupa'da birinci sırada olduğunu belirten Arıkan, "Olumsuz rakamlarda Avrupa'da lider, dünyada ilk beşte olan bir Türkiye var" ifadelerini kullandı.
GAZZE VE İSRAİL İLE TİCARET TEPKİSİ
Konuşmasının en sert bölümünü Gazze ve İsrail ile ticarete ayıran Arıkan, "Soykırım dünyanın gözü önünde, utanç limanlarımızda yaşandı" dedi. İktidarın Gazze politikasını eleştiren Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
"Katil Netanyahu’nun koltuğunu çekenleri de gördük, açıktan destek verenleri de. Fakat hiçbiri, ülkemizden giden gemiler kadar içimizi yakmadı."
"Milletimiz, İsrail’e bir çöp tanesi bile gönderilmesine karşıyken iktidar demir-çelik, akaryakıt, tel örgü, beton ve daha nice ürünün gitmesine izin verdi."
"Sayın Bilal Erdoğan Galata’da Gazze’ye destek mitingi yaparken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar olduğu ülkedeki Tuzla limanına önceki gün Hayfa limanından gelen gemiyi nasıl açıklayacaksınız?"
"Galata köprüsünün üzerinde 'ticaret bitti' derken, mecliste 'varil başı 1 Dolar 27 sent kazanıyoruz' hesabını nasıl açıklayacaksınız?"
Gazze'nin bir "politik staj alanı" olmadığını vurgulayan Arıkan, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarının Türkiye'nin güvenliğini de tehdit ettiğini savundu.

"EN HAZIR PARTİ BİZİZ"
Arıkan konuşmasını, Saadet Partisi'nin seçimlere hazır olduğu mesajıyla tamamladı. "11 Ocak 2026 Pazar günü seçim var deseler, en hazır parti biziz" diyen Arıkan, teşkilatlarının her an seçim varmış gibi çalışacağını ve çalınmadık kapı bırakmayacaklarını belirtti. Arıkan, hedeflerinin "Yaşanabilir Bir Türkiye" inşa etmek olduğunu sözlerine ekledi.
Arıkan'ın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“SAADET PARTİSİ MUHALEFETTE ZİRVEYE YERLEŞTİ”
“Saadet Partimiz olarak; 2025 yılının ikinci yarısından itibaren, muhalefet partileri arasında en çok üye artıran parti olduk. Yargıtay tarafından, dün açıklanan verilere göre, Saadet Partimiz son 6 ay içinde 67 bin 244 yeni üye ile üye artışında muhalefet partileri arasında ilk sıraya yerleşti. Televizyonlar göstermese de, anketler görmezden gelse de, sözde siyaset yorumcuları yok saymaya çalışsa da güneş balçıkla sıvanmıyor. Saadet Partimiz, Türkiye’nin en hızlı, en istikrarlı büyüyen partilerinden biridir. Bu başarıda şüphesiz en büyük pay; il başkanlarımızın, ilçe başkanlarımızın, teşkilatlarımızındır. Bu davaya gönül verenlerindir.”
“ALIN TERİNDEN GEÇİM DERDİNE: 2025’İN ÖZETİ YANGIN”
“2025’te; Tarlada alın terini, fabrikada emeği, tersanede çeliği, madende karanlığı, pazarda geçim derdini, sokakta ve meydanlarda milletin sesini dinledik. Sadece Türkiye’de mi? Hayır!Beyrut’tan Bosna’ya, Malezya’dan Pakistan’a, Asya’dan Afrika’ya… İslam coğrafyasındaki kardeşlerimizle bir araya geldik. 2025 yılını ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde; maalesef çok da iç açıcı bir tabloya sahip değiliz. Gelin 2025’in bir muhasebesini yapalım! Çünkü,geçmişin muhasebesi yapılmadan, geleceğin vizyonu anlaşılmaz. Malumunuz, Türk Dil Kurumu 2025 yılının kelimesi olarak Dijital Vicdanı seçti. Fakat bize göre bu kelime 2025 yılında yaşananları anlatmaktan uzaktır. Bizim ve aziz milletimizin yaşadıklarını tek kelime ile özetlersek 2025'in kelimesi; yangındır” Bizler 2025 yılına maalesef yangınlarla başladık. 78 canımız Bolu Kartalkaya’daki otelde yanarak can verdi. İstanbul Pendik’te, kağıt toplamaya giden yoksul kardeşimizin evi yandı, yavrularımız hayatlarını kaybetti. Kocaeli Gebze’deki Parfüm fabrikasında, izinsiz, denetimsiz, tedbirsiz hatta sigortasız çalıştırılan 8 kardeşimiz vefat etti. Canlarımız yandı, ormanlarımız yandı, yüreklerimiz yandı. 2025 yılında ülkemizde 2800 orman yangını çıktı. On binlerce hektarlık ormanımız yok oldu. Teşkilatlarımızla “Senin Fidanın Hepimizin Yarını” diyerek Yeşil Vatan’ımızı korumak ve kurtarmak için fidan dikim kampanyası başlattık.”
“VATANDAŞIMIZIN ALIM GÜCÜ KÜLE DÖNDÜ”
“Şüphesiz bu yılın bir diğer yangını da ekonomideydi. Mutfakta, sofrada, çarşıda pazardaydı.Enflasyon, faiz ve yeni vergilerle Türk lirasını pula çeviren iktidar; vatandaşımızın alım gücünü küle döndürdü. 2025’te Türkiye'nin neredeyse bütün illerine gittik. Ne gördük peki? İflas eden, tarlasını satan çiftçi gördük. Kepenk kapatan esnaf gördük. Akşamları ve tatil günleri evlatlarıyla oturmak varken, ek iş arayan asgarî ücretli gördük. Kiramı ödeyemiyorum, sokağa düşmekten korkuyorum diyen emeklinin; izbe pansiyonlarda ve otobüs terminallerindeki banklarda yaşam mücadelesi verdiğini gördük. Emekli maaşı ile geçinemeyip 75-80 yaşında çalışmak zorunda olan ve iş kazalarında can veren emeklilerimizi gördük. Umutsuz gençlerimizi, kara kara düşünen iş insanlarını, bırakın ay sonunu, ayın ortasını göremeyen bir millet gördük. Ve bunları her gördüğümüzde içimizdeki yangın büyüdü, ciğerimiz yandı.”
“2026’DA DA MAĞDURİYET UCUZ ADALET PAHALI OLACAK”
“Umutla başlamak isteğimiz 2026’ya yine zamlarla başladık. Yeni yıla girmeden getirilen zamlardan anlıyoruz ki iktidar 2026’da da değişmeyecek ve değiştirmeyecek. Aziz milletimiz üç kuruşluk zammı daha eline almadan iktidarın zamlarının altında ezildi. Vatandaşlarımızın cebine bırakılmış zaman ayarlı zamlar var. 54 bin 258 TL'ye çıkan telefon kayıt ücreti. 995 TL'ye çıkan köprü geçiş ücreti. Ağustos 2024'te 150 lira iken aradan geçen bir yılda tam 8 kat artarak bugün 1250 TL'ye yükselen yurt dışı çıkış harcı. ÖTV, MTV, GSS, KDV... İktidar ülkemizi adeta bir zam yağmuruna tuttu. Neden? Çünkü faiz lobilerine para lazım. Bu parayı iktidar kendi zengin yandaşlarından değil, yoksul vatandaşımızdan alıyor. Bindikleri milyon dolarlık makam arabalarına, lüks ve şatafat harcamalarına çerez parası diyenler; garibanın ekmeğini koyduğu poşete göz dikti. Poşet fiyatını %100 zamla 1 TL'ye çıkardı. İnsanımızı üç kuruşa muhtaç edenler, çocukların bile artık kumbaraya atmaya tenezzül etmediği parasının peşine düştü. İşte arkadaşlar; Gideri faiz olanın, bütçesi naylondan olur, poşetten olur. Ve şuna da dikkat çekmek istiyorum; İktidarın 2026’ının daha ilk gününden yaptıkları şunu gösterdi ki;Yeni yılda da en büyük zammı adalet görecek. 2026’da da mağduriyet ucuz. adalet pahalı olacak.”
“YARGININ NURU İKTİDARA, NARI MUHALEFETE DÜŞÜYOR”
“Bunu neden söylüyorum? Ülkemizi kasıp kavuran yangınlar adaleti de vurdu. Siyasi iflasın eşiğindeki iktidar, yargıyı siyasallaştırarak politik ve toplumsal mühendisliğe kalkıştı. Son günlerde ortaya dökülen ifşaatlar ise Türkiye'de hukuksuzluğun ne derece derinleşmiş olduğunu bir kez daha gösterdi. Ülkemizdeki çift başlı hukuk sistemi; bu krizi her geçen gün, daha da derinleştiriyor. Yasa aynı yasa ama uygulama aynı uygulama değil. İktidara ayrı, muhalefete ayrı işleyen bir yargı sistemi var. Adalet Bakanlığı önünde Adalet Nöbeti tutan mağdurlar var.
Meclisin önünde adalet nöbeti tutanlar var, Milli Eğitim Bakanlığı'nın önünde adalet bekleyenler var. Ve meydanlarda adalet nöbetleri var. Anayasa Mahkemesi Başkanı, hukukun bir tarafının nur, bir tarafının nar, yani ateş olduğunu söylemişti. Bugün görüyoruz kisiyasallaşmış yargının nuru iktidara, narı ise muhalefete düşüyor. Hukuksuzluk endeksinde 140 ülke arasında 118. olan Türkiye'de adalet adeta can çekişiyor. Biz bunu reddediyoruz. Muhtıralara, Darbelere, Post modern darbelere, Her türlü baskıya, Parti kapatmalara maruz kalmış Milli Görüşçüler olarak bu adaletsizliği reddediyoruz.”
“EVLENMEK GENÇLER İÇİN HEYECAN DEĞİL KORKU OLDU”
“2025 malumunuz aynı zamanda iktidar tarafından aile yılı ilan edilmişti. Peki ne oldu?
Aile yılında 1.4 ile en düşük doğum hızına düştük. Çünkü mevcut ekonomik tabloda evlenmek bir heyecan değil korku haline geldi. Gençlerimiz umutsuz ve yuva kuramıyor. Bu umutsuzluk
Türkiye'de kumarı, uyuşturucuyu ve şiddet olaylarını ortaya çıkardı. Aile yılında aileyi dağıtan kumar ve uyuşturucuya karşı elle tutulur bir mücadele yapılmadı. Ahlaksızlığı normalleştiren sabah kuşağı programlarına, dizilere ve sözde sosyal medya içeriklerine dair hiçbir adım atılmadı. Son günlerde medyaya yansıyan uyuşturucu operasyonları ise gündelik magazin konusu olmaktan ileriye gitmedi.”
“OLUMSUZ RAKAMLARDA AVRUPA'DA LİDER, DÜNYADA İLK BEŞTE OLAN BİR TÜRKİYE VAR.”
“Son günlerde ünlülere yönelik yürütülen operasyonlarda saç teli analizi ve kan tahlilleri;ülkemizin neredeyse en önemli gündemi haline getirildi. Ama gelin, biz sizlerle birlikteTürkiye'nin analizine, Türkiye’nin tahliline bakalım; Enflasyonda Avrupa'da birinci, dünyada 5. sıradayız. Faizde Avrupa'da birinci, dünyada 4. sıradayız. Gıda enflasyonunda Avrupa'da ve dünyada 1’inciyiz. Kira enflasyonunda OECD ve Avrupa'da 1’inciyiz. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke içerisinde 158'inciyiz. Hukuksuzluk endeksinde 140 ülke arasında 118’inciyiz, organize suçlarda dünyada 10’uncu Avrupa'da yine 1’inciyiz. İşsizlik oranında Avrupa'da birinci, OECD ülkeleri arasında 5’inciyiz. Arkadaşlar buna benzer daha birçok rakam var. Nereye bakarsanız bakın olumsuz rakamlarda Avrupa'da lider, dünyada ilk beşte olan bir Türkiye var.”
“ÜLKENİN YOKSULLARI, İKTİDARIN AYRICALIKLARI KADAR DEĞERLİ DEĞİL Mİ?”
“Biz şimdi iktidara soruyoruz; Emeklinin, asgarî ücretlinin, memurun, umutsuz gencimizin ve milyonlarca yoksul vatandaşımızın; Sizin sözde gazetecilerinizin kan tahlili kadar değeri yok mu? Kepenk kapatan esnafın, Tarla satan çiftçinin, Konkordato ilan eden iş insanlarının, iflas eden küçük işletmelerin ve daha nice üreticinin; Gündemi gece gündüz meşgul eden magazin haberleriniz kadar değeri yok mu? Okula aç giden yavruların, Tenceresi kaynamayan yoksulun,
Kirasını veremeyen milyonların; Paris'te ıstakoz yiyen, mecliste 9 milyonluk saat takan vekilleriniz kadar değeri yok mu? Sizin sahip olduğunuz haklara sahip olmaya hakları yok mu?”
Resmini Picasso'ya çizdiren bir kişi; resim bittikten sonra Picasso'ya döner ve bu resim bana hiç benzemiyor der. Picasso'nun cevabı ibretlik; o zaman sen ona benzeyeceksin. İşte iktidarın bugünkü hal-i pür melali bundan ibaret.”
“TÜRKİYE’Yİ DÜŞTÜĞÜ YERDEN BİZ KALDIRACAĞIZ”
“İktidara gelirken, Adalet dediler, zalimlere benzediler! Yolsuzluk bitecek dediler, yolsuzluğu iş edinenlere benzediler! Yoksulluk bitecek dediler, Türkiye'yi yoksul sömürge ülkelerine benzettiler. Ama Saadet Partisi olarak söz veriyoruz; Türkiye asla iktidara ve icraatlarına benzemeyecek. Türkiye'yi düştüğü yerden biz kaldıracak, Yaşanabilir Bir Türkiye'yi biz inşa edeceğiz.”
“BU TABLO BAŞARI HİKAYESİ DEĞİL, İHMALKARLIK BELGESİDİR”
“Yalova'da terör örgütüne yönelik operasyonda 3 polisimizin şehit olması, 1 bekçimiz ve 8 polisimizin de yaralanması sonrasında DAEŞ'e yönelik düzenlenen operasyonlara ilişkin bazı haber başlıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum: Kocaeli’de terör örgütleri DEAŞ ve El Kaide'ye operasyon: 18 tutuklama. Bartın’da DEAŞ Operasyonu: 4 Şüpheli Gözaltında,İstanbul’da DEAŞ operasyonu: 72 şüpheli hakkında tutuklama talebi, Muğla merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: "18 şüpheli adliyeye sevk edildi" Yalova'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda yakalanan 25 şüpheli adliyede Osmaniye’de jandarmadan DEAŞ operasyonu, 1 kişi tutuklandı, Aydın'da DEAŞ operasyonu! 4 tutuklama, İstanbul'da 29 adreste DEAŞ operasyonu! 29 şüpheli gözaltında Şanlıurfa’da DEAŞ operasyonu: 8 şüpheli tutuklandıAğrı’da DEAŞ operasyonu: 10 şüpheli gözaltında. Ortaya çıkan tablo bir “başarı hikâyesi” gibi görünüyor ama değil; tam tersine, pahalıya ödenmiş bir ihmalkârlığın fotoğrafı bu. Eğer Yalova’da üç polisimiz şehit olmasaydı, bu operasyonların kaçı yapılacaktı? DAEŞ bu hücreleri kurarken neredeydiniz? Bu ağlar bir sabah uyanıp kurulmadı. Para transferleri, insan devşirme, lojistik, barınma, irtibat…Bunlar bir günde gerçekleşmedi! Açıkça söylüyorum! Siz ancak bedel ödenince harekete geçiyorsunuz. Ve işin en acı tarafı, bu bedeli her seferinde polisimiz, askerimiz ödüyor, vatandaşımız ödüyor. Operasyonlardan sonra yapılan açıklamalar adeta“merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatini söyler” kıvamında “Bakın kaç kişi yakaladık.” İyi de… Bu insanlar dün yoktu da bugün mü ortaya çıktı? Bunlar konuşulmuyor. Çünkü konuşulursa iş sadece “terörle mücadele” olmaktan çıkar, yönetim zafiyetine, beceriksizliğe gelir. Bugün Yalova’da yaşananın yarın başka bir şehirde yaşanmayacağının garantisi var mı?Yok. Biz terörle mücadele etmekten çok, terör olduktan sonra müdahale ediyoruz değerli arkadaşlar! Yani bir güvenlik politikamız yok, kriz yönetimi bile olmayan refleks zincirlerimiz var.”
“SOYKIRIM DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE, UTANÇ LİMANLARIMIZDA YAŞANDI”
“İç politikada durum bu iken, dış politikada da ülkemizin lehine bir yıl yaşamadık. 2025 yılında da gözümüz Gazze’deydi. Dualarımız, çabalarımız, mitinglerimiz Gazze içindi. Bütün dünyanın gözü önünde yaşanan bir soykırımda yüz binlerce masum şehit edildi. Buna rağmen,katil Netanyahu’nun koltuğunu çekenleri de gördük, açıktan destek verenleri de. Fakat hiçbiri,Ülkemizden giden gemiler kadar” içimizi yakmadı.” Siyonizm’e verilen hiçbir destek açıklaması; “İsrail’e akaryakıt gönderiyoruz çünkü varil başına 1 dolar 27 sent kazanıyoruz”sözü kadar vicdanımızı sızlatmadı. İki yüzlü batı devletlerinin gönderdiği hiçbir destek,limanlarımızdan giden gemiler kadar bizi utandırmadı. Milletimiz, İsrail’e bir çöp tanesi bile gönderilmesine karşıyken iktidar demir-çelik, akaryakıt, tel örgü, beton ve daha nice ürünün gitmesine izin verdi. Terörist İsrail’in ordusuna silah taşıyan gemiler, limanlarımızdan gitti.”
“VANALARI KAPATIN DEDİK, İKTİDAR KULAKLARINI TIKADI”
“Bizler yıl boyunca, Vanaları kapatın, Ticareti kesin, Limanları Siyonizm’e kapatın, Gazze Tezkeresi’ni meclise getirin dedik. Sizlerin de malumu, 15 Haziran 2025’te soykırımın zirve yaptığı dönemde Üsküdar Meydanı’nda “Özgür Gazze” mitingi düzenledik. Düzenlediğimiz mitinge meclisteki, iktidar dahil tüm partileri davet ettik. İktidar kanadı hariç,
7 partimiz ve farklı görüşteki sayısız insanımız Gazze için bir araya geldi. Fakat iktidar tüm çağrılara kulak tıkadı. İmzalanan ateşkes anlaşmasından sonra garantör ülke olmamıza rağmen yaşanan ihlallere yüksek bir sesle cevap vermedi, veremedi.”
“SÖZLER GALATA’DA, İSRAİL GEMİLERİ TUZLA’DA”
“Sayın Bilal Erdoğan Galata’da Gazze’ye destek mitingi yaparken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar olduğu ülkedeki Tuzla limanına önceki gün hayfa limanından gelen şu gemiyi nasıl açıklayacaksınız? Galata köprüsünün üzerinde “ticaret bitti” derken, mecliste “varil başı 1 Dolar 27 sent kazanıyoruz” hesabını nasıl açıklayacaksınız? Bu ticaret değil mi?Elbette Gazze için atılan her adım önemlidir, kıymetlidir.
Bizim, Galata köprüsünün üzerindeki mitinge katılanların hassasiyetinden şüphemiz yok. Ama önemli olan ne hissettiğiniz değil, ne yaptığınızdır!”
“GAZZE; SİYASET ÜSTÜ, PARTİLER ÜSTÜ BİR MESELEDİR”
“Çok basit anlatacağım eminim herkes da anlayacak, Gazze sizin “politik staj” alanınız değildir! bu böyle bilinsin. Gazze; siyaset üstü, partiler üstü bir meseledir. Gazze bizim milletimizin ortak davası, vicdanı ve kanayan yarasıdır. Peki biz bunları neden söylüyoruz? Her fırsatta dedik ki “Gazze bu coğrafyanın kalesidir.” Eğer İsrail o kaleyi ele geçirirse bu coğrafyada hiçbir devlet emniyette olamaz. Peki biz 2025’te ne gördük? Lübnan’a, Yemen’e, İran’a, Ürdün’e, Suriye’ye saldıran emperyalizm destekli siyonist vahşeti gördük. Şam’a dayanan, Golan Tepelerini işgal eden bir İsrail gördük. Somali ve Sudan’da iç savaşı körükleyen, en önemlisi hemen sınırımızda PYD’ye destek veren, Doğu Akdeniz’de şer ittifakı oluşturarak Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir İsrail gördük. Gelinen noktada iktidarı bir kez daha uyarıyoruz; Bugün İsrail’in ve ABD’nin karşısında durmayan; Yarın karşısında İsrail’i ve ABD’yi görür. Bunu nereden mi biliyoruz; ABD’nin Türkiye Büyükelçisi TomBarrack’ın her defasında kurduğu tehdit dolu açıklamalardan ve icraatlarından biliyoruz.Müstemleke valisi edasıyla konuşan bu şahsa karşı sergilenen sessizlikten biliyoruz. Sözün özü içeride güçlü olamayan Türkiye, dışarıda da şahsiyetli bir dış politika yürütemedi.”
“BAHARI GETİRECEK OLAN SAADET’TİR”
“Burada söz bizimdir. “Bir dakika! Milli Görüş görev başında!” diyeceğiz. “Milletin saadeti, Saadetle mümkündür.” diyeceğiz. “Hiç kimse yoksa biz varız, baharı getirecek çiçekleriz.”diyeceğiz. Tablo karanlık ve bu karanlığı dağıtacak yegâne adres Saadet Partisi’dir.Konuşmamın başından itibaren anlattığım şeyleri; yeise kapılmak için değil, neyi değiştireceğimizi göstermek için anlattım. Çünkü biz bunları değiştireceğiz. Biz bu sistemi tepetaklak çevirecek, yerine adil bir sistemi inşa edeceğiz. Peki bunun için ne yapacağız? Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız... Heyecanla, umutla, inançla çalışacağız. İzbe pansiyonlardaki emekliyi, tenceresi kaynamayan yoksulu, ay ortasını bile göremeyen asgarî ücretliyi, umutsuz gencimizi, tükenmiş çiftçimizi, iflas etmiş üreticimizi, okula aç giden yavruları, adalet nöbetindeki mağdurları, hakkı yenmiş KHK’lıları ve bu ülkedeki 86 milyon insanımızı düşünerek çalışacağız. Doğu Türkistan’da, Gazze’de, Sudan’da, Yemen’deDünyanın dört bir yanında Umut bekleyen mazlumları düşünerek çalışacağız. 2025’te çok çalıştık ama 2026’da daha çok çalışacağız. Milli Görüş’ün derdi makam mevki olsaydı beş parti kurmaz, gider başkalarının gösterdiği koltuklarda otururdu... Biz makam için değil,ümmet için, millet için, Allah’ın rızası için çalışıyoruz. Bu camia 56 yıldır bu şuur sayesinde bugünlere geldi ve Allah’ın izniyle bu şuur sayesinde; bu ülkede ve bu coğrafyada huzuru yeniden tesis edecek.”
“ÇALINMADIK KAPI, DOKUNULMADIK GÖNÜL KALMAYACAK”
“Çıkıp deseler ki: “11 Ocak 2026 Pazar Günü seçim var”; Bizler: “en hazır parti biziz, en güçlü çalışmaları bizler yaptık.” Diyeceğiz. Teşkilatlarımız her an, her saniye seçim varmış gibi çalışacak. Sokaklar, caddeler, meydanlar ve köy yolları bile Saadet Partisi teşkilatlarını görecek bilecek. Çalmadık kapı kalmayacak, Dokunmadık gönül kalmayacak,
Dinlenmedik şikâyet, not edilmedik talep kalmayacak. Bunu yaparken; gözlerimizde heyecan, yüzümüzde tebessüm eksik olmayacak. Çünkü bizler aziz milletimiz için Yaşanabilir Bir Türkiye’yi inşa edecek olan partiyiz. Buna inanıyoruz; Bunu biliyoruz, Bunun için çalışıyoruz.”
