Yaklaşık altmış yıl süren bir aile sırrı, yapay zekâ destekli bir aramayla çözüldü. Kanada’da yaşayan Avtar Singh, çocukluğundan beri kimliğini merak ettiği biyolojik annesini yıllarca Google, Facebook, arşiv kayıtları ve farklı kurumlar üzerinden aradı. Ancak elinde yalnızca annesinin adının Savinder olduğu, Hindistan ve Afrika’da yaşamış olabileceği ve daha sonra İngiltere’ye gitmiş olabileceği yönünde sınırlı bilgiler bulunuyordu.
Singh’in hayatını değiştiren gelişme, kanser tedavisinin ardından eşiyle çıktığı Fransa tatilinde yaşandı. 8 Mayıs sabahı ChatGPT’ye annesi hakkında bildiği sınırlı ayrıntıları yazan Singh, “Diğer her şeyi denedim, neden yapay zekâya da bir şans vermeyeyim?” düşüncesiyle yeni bir arama başlattı.
CHATGPT’NİN GÖSTERDİĞİ İSİM: SAVINDER KAUR NAGI
ChatGPT, Singh’in verdiği yaş, coğrafya ve aile kökeni bilgilerini değerlendirerek en güçlü eşleşmenin, 1936’da Kenya’nın Kisumu kentinde Hint-Sih bir ailenin çocuğu olarak doğan Savinder Kaur Nagi olduğunu bildirdi.
Singh, yapay zekânın hatalı bilgi üretebileceğinin farkında olduğu için sonucu kesin kabul etmedi. Ancak ChatGPT’nin kaynak olarak gösterdiği yazıyı incelemeye karar verdi.
Söz konusu yazı, Londra’da yaşayan mücevher tasarımcısı Nicci Dhamu tarafından, Aralık 2024’te 88 yaşında hayatını kaybeden annesi Savinder’ın anısına kaleme alınmıştı. Dhamu, annesinin yaratıcılığını, hayatındaki kayıpları ve kendi kararlarını vermesinin engellendiği dönemleri anlatıyordu.
BİR SERTİFİKA ARADAKİ BAĞLANTIYI GÜÇLENDİRDİ
Yazıda Savinder’ın daha önce evlendiği, boşandığı veya bir oğlu olduğu bilgisi yer almıyordu. Ancak yayımlanan fotoğraflardan biri Singh’in dikkatini çekti.
Fotoğrafta, Savinder’ın 1962 yılında Hindistan’ın Dhariwal kentinde aldığı terzilik sertifikası bulunuyordu. Singh’in de aynı bölgede doğmuş olması ve tarihin kendi doğumundan yalnızca birkaç yıl sonrasına denk gelmesi, bağlantının gerçek olabileceği düşüncesini güçlendirdi.
Singh aynı sabah Dhamu’ya e-posta göndererek annesinin Hindistan’daki geçmişinin kendisinde bazı kişisel sorular uyandırdığını ve aralarında uzak bir aile bağı bulunabileceğini düşündüğünü yazdı.
E-postanın, Savinder’ın 90’ıncı doğum günü olacak tarihin sabahında ulaşması Dhamu’yu da şaşırttı. Annesinin ölümünden önce yıllarca kayıp oğlunu bulmaya çalışmış olan Dhamu, mesajı görür görmez aradıkları kişinin Singh olabileceğini hissetti.
“TİTU, SEN MİSİN?”
Singh ile Dhamu’nun ilk telefon görüşmesi, ChatGPT’ye yöneltilen sorudan yaklaşık iki saat sonra gerçekleşti.
Singh, Savinder’ın Hindistan’daki yaşamını sordu. Dhamu, annesinin genç yaşta evlenip boşandığını ve bu evlilikten bir oğlu olduğunu anlattı.
Dhamu’nun “Titu, sen misin? Annemin oğlu sen misin?” sorusuna Singh, çocukluğunda kendisine bu isimle seslenildiğini söyleyerek karşılık verdi. Singh, lakabını o telaffuzla en son kendisini büyüten büyükannesinden duyduğunu ifade etti.
İki kardeş ilk görüşmede yaklaşık iki saat konuştu. Singh, o ana kadar annesinin başka çocukları olabileceğini hiç düşünmediğini ve bir anda hiç tanımadığı geniş bir aileye sahip olduğunu öğrendiğini anlattı.
ANNESİ DE YILLARCA ONU ARAMIŞ
Dhamu’nun aileden topladığı bilgilere göre Savinder, Singh’i yaklaşık üç yaşına kadar yanında büyüttü. İlk evliliğinin sona ermesinin ardından genç ve boşanmış bir kadın olarak karşılaştığı toplumsal baskılar nedeniyle oğlunun velayeti babasının ailesine geçti.
Savinder daha sonra Kenya’ya döndü ve yeniden evlendi. Ancak ailesi, oğlunu hiçbir zaman unutmadığını; çocukluk kıyafetlerini çıkararak ağladığını ve yaşamının son döneminde demansın etkisiyle sık sık Pencapça “Çocuğum” diye seslendiğini anlattı.
Singh ise yıllarca annesinin yeni bir hayata başlayabilmek için kendisinden vazgeçtiğini düşündüğünü söyledi. Kardeşinden annesinin kendisini özlediğini ve onun için ağladığını öğrenmesinin, hayatı boyunca aradığı cevabı verdiğini belirtti.
GÜNLER İÇİNDE LONDRA’DA BULUŞTULAR
Singh ve eşi, çocuklarının da teşvikiyle Fransa’dan Londra’ya geçti. Avtar Singh ile Nicci Dhamu, Heathrow yakınlarındaki bir otelde ilk kez yüz yüze buluştu.
İki kardeş daha sonra aile hikâyelerini ve tarihleri karşılaştırarak geçmişin eksik parçalarını bir araya getirdi. Singh, Birmingham’da annesinin hayatta kalan kardeşiyle de görüştü. Amcası, çocukken onu kucağına aldığını söyledi.
Singh ayrıca annesinin diğer çocuklarıyla tanıştı ve Kenya’daki kuzenlerinin de bulunduğu aile WhatsApp grubuna katıldı. Ailenin, Savinder’ın yaşadığı yerleri görmek ve diğer akrabalarla buluşmak için Kenya’ya seyahat etmeyi planladığı belirtildi.
DNA TESTİ YAPTIRMAYACAKLAR
Singh ve Dhamu, kardeşlik bağlarını DNA testiyle doğrulatmayı düşünmediklerini açıkladı.
Dhamu, aile bağından şüphe duymadığını söylerken Singh de milyarlarca insanın yaşadığı dünyada, yabancı birinin kendisine yalnızca çocukluk ailesinin bildiği “Titu” adıyla seslenmesini yeterli kanıt olarak gördüğünü belirtti.
Singh, daha önce genetik verilerinin şirketlerin eline geçmesinden endişe ettiği için DNA hizmetlerini kullanmayı reddetmişti. ChatGPT’nin sağladığı bağlantı hayatını değiştirse de büyük teknoloji şirketlerinin kişisel verileri kullanmasına yönelik kuşkularının devam ettiğini söyledi.
YAPAY ZEKÂ DOĞRUDAN BULMADI, DOĞRU İZE ULAŞTIRDI
Olay, ChatGPT’nin kayıp bir kişiyi bağımsız biçimde tespit etmesinden çok, farklı açık kaynaklardaki parçalı bilgiler arasında anlamlı bir bağlantı kurarak kullanıcıyı doğru içeriğe yönlendirmesiyle sonuçlandı.
Singh, yapay zekâyı hâlâ gelişmiş bir arama ve örüntü eşleştirme sistemi olarak gördüğünü ifade ederken Dhamu, teknolojinin annesinin parçalanmış ailesini yeniden bir araya getirmesinde “insani bir dokunuş” bulunduğunu söyledi.
