İngiltere, İsrail-Filistin politikasında uzun süredir benimsediği diplomatik söylemin ötesine geçerek somut ekonomik önlemler almaya hazırlanıyor. The Guardian'ın haberine göre İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası'nda yapacağı açıklamayla hükümetin İsrail politikasındaki "kapsamlı değişimin" ayrıntılarını duyuracak.
Yeni politikanın merkezinde, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleriyle yapılan ticaretin sınırlandırılması bulunuyor. İngiltere hükümeti, 1967'de İsrail tarafından işgal edilen topraklarda kurulan sivil İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsiyor.
YERLEŞİMLERDEN GELEN ÜRÜNLERE TİCARET YASAĞI
Plan kapsamında, yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen malların İngiltere'ye ticareti yasaklanacak.
Yasağın yalnızca fiziksel ürünlerle sınırlı kalmaması öngörülüyor. Yerleşimlerin finansmanı ve reklamı gibi bazı hizmetlerin de düzenleme kapsamına alınacağı belirtiliyor. Böylece İngiliz şirketlerinin yerleşimlerle bağlantılı bazı ekonomik faaliyetlerinin hukuken yasak hale gelmesi bekleniyor.
Düzenlemenin hayata geçirilmesi için yeni bir temel yasa çıkarılması gerekebileceği ifade ediliyor.
İngiltere, 2005'ten bu yana işgal altındaki bölgelerdeki İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara tercihli gümrük tarifesi uygulamıyordu. Hükümet ayrıca şirketlere bu yerleşimlerle ekonomik ve finansal ilişki kurmamaları yönünde tavsiyede bulunuyordu.
Yeni politika ise tavsiye seviyesinden çıkarak doğrudan yasaklamaya geçilmesi anlamına geliyor.
MİLİBAND'DAN FİLİSTİN HAKLARINA DAHA GÜÇLÜ VURGU
Miliband’ın parlamentodaki konuşmasında İngiltere'nin iki devletli çözüme desteğini yeniden güçlü biçimde vurgulaması, Filistinlilerin haklarının korunması ve uluslararası hukuka uyulması çağrısı yapması bekleniyor.
The Guardian, Miliband’ın Gazze'deki insani durum konusunda son dönemdeki İngiliz dışişleri bakanlarından daha sert bir dil kullanacağını bildiriyor.
Miliband daha önce İsrail ordusunun güvenlik gerekçesiyle Gazze'ye yardım girişine gereksiz kısıtlamalar uyguladığını ve bunun ağır bir insani tablo yarattığını savunmuştu. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bu suçlamayı reddetmişti.
GAZZE İÇİN YENİ YAPTIRIM PAKETİ BEKLENMİYOR
Bununla birlikte Londra'nın atacağı adımlar, Filistin yanlısı sivil toplum kuruluşlarının talep ettiği kapsamlı yaptırım paketinin gerisinde kalacak.
Habere göre açıklanacak pakette, Gazze'ye insani yardım girişlerinin kısıtlandığı iddiası nedeniyle İsrail'e yönelik yeni yaptırımların yer alması beklenmiyor.
İngiliz hükümetinin Gazze'de yaşananları "soykırım" olarak nitelendirmeyeceği de belirtiliyor.
Londra buna karşılık, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) yürüttüğü hukuki sürece ileride katılma seçeneğini açık tutuyor.
UAD'NİN 2024 KARARI ÖNE ÇIKIYOR
İngiliz hükümetinin yeni yaklaşımının hukuki dayanaklarından biri de Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 tarihli danışma görüşü.
UAD, devletlerin İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığının sürdürülmesine yardım veya destek sağlamaması gerektiği yönünde görüş açıklamıştı.
Miliband'ın da yeni tedbirleri uluslararası hukuk çerçevesinde gerekçelendirmesi bekleniyor.
E1 YERLEŞİM PLANI KARARI HIZLANDIRDI
Londra'nın tutumunu sertleştirmesinde İsrail'in Doğu Kudüs'ün doğusunda ilerlettiği E1 yerleşim projesinin önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Projenin hayata geçirilmesi halinde işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki Filistin bağlantısının ciddi biçimde kesintiye uğrayabileceği ve gelecekte kurulması öngörülen bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünün zarar görebileceği değerlendiriliyor.
Miliband geçen hafta yaptığı açıklamada E1 projesinin iki devletli çözüm açısından kabul edilemez olduğunu belirtmiş ve İngiltere'nin İsrail politikasında "kapsamlı bir reset" sözü vermişti.
İNGİLİZLERİN YÜZDE 46'SI YASAĞA DESTEK VERİYOR
Kararın İngiliz kamuoyunda da önemli ölçüde destek gördüğü belirtiliyor.
Opinium tarafından yapılan ve Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından yayımlanan araştırmaya göre İngiliz yetişkinlerin yüzde 46'sı İsrail yerleşimleriyle mal ticaretinin yasaklanmasını desteklerken, yüzde 18'i karşı çıkıyor.
Kararsızlar hesaba katılmadığında yasağa destek verenlerin oranı yaklaşık dörtte üçe çıkıyor.
İNGİLTERE-İSRAİL TİCARETİ 6 MİLYAR STERLİN
İngiltere ile İsrail arasındaki toplam mal ve hizmet ticaretinin 2025 yılında yaklaşık 6 milyar sterlin olduğu belirtiliyor.
Ancak yeni yasak İsrail'in tamamıyla yapılan ticareti değil, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yerleşimlerle bağlantılı ticareti hedefliyor.
Kararın ekonomik ve diplomatik etkisinin boyutunun ise İsrail'in vereceği karşılığa bağlı olabileceği değerlendiriliyor. İsrail yönetimi daha önce Londra'nın yerleşimlere yönelik yaptırım ihtimaline karşı misilleme uyarısında bulunmuştu.
İngiltere'nin yeni adımı, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine karşı yalnızca diplomatik itirazda bulunmak yerine doğrudan ekonomik araç kullanmaya yönelmesi bakımından önemli bir politika değişikliği olarak değerlendiriliyor.
