Diyabet tablosunun her zaman ani ve şiddetli belirtilerle ortaya çıkmadığını vurgulayan Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, kişinin kendisini tamamen sağlıklı hissettiği dönemde dahi hastalığın sessizce ilerleyebileceğine dikkat çekti.

YÜKSEK KAN ŞEKERİNİN ELE VEREN BELİRTİLERİ
Hastalığın erken evrelerinde fark edilebilecek ipuçlarını sıralayan Dr. Geyik, şu değişimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti:
Sıvı ve açlık dengesi: Aşırı susama, sık idrara çıkma ve sürekli açlık hissi.
Fiziksel belirtiler: Geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve açıklanamayan ani kilo kayıpları ya da artışları.
Göz ve cilt sağlığı: Bulanık görme, açılan yaraların normalden çok daha geç kapanması ve tekrarlayan enfeksiyonlar.
Sinir ucu hassasiyeti: El ve ayaklarda sık sık yaşanan karıncalanma ya da uyuşma hissi.
BOYUN VE KOLTUK ALTINDAKİ KARARMALAR İNSÜLİN DİRENCİNİ GÖSTEREBİLİR
Cilt kıvrımlarındaki renk değişimlerinin önemli bir ipucu sunduğunu belirten Dr. Geyik, boyun, ense ve koltuk altı gibi bölgelerde ortaya çıkan kadifemsi koyulaşmalara dikkat çekti:
Akantozis nigrikans: Tıpta bu isimle anılan cilt kararmaları, doğrudan vücutta gelişen insülin direncinin habercisi olabiliyor.
KİMLER RİSK ALTINDA VE TANI NASIL KONULUYOR?
Risk grubu: Aile öyküsünde diyabet bulunanlar, fazla kilolu kişiler, sedanter (hareketsiz) bir yaşam sürenler ve ileri yaştaki bireylerin belirti beklemeden kontrolden geçmesi gerekiyor.
HbA1c testinin önemi: Son 3 aylık ortalama kan şekeri profilini sunan testte; değerin %5,7 ile %6,4 arasında çıkması prediyabeti (gizli şeker), %6,5 ve üzeri olması ise diyabet şüphesini netleştiriyor.
Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve hekim kontrolünde kilo yönetiminin riski ciddi oranda düşürdüğünü belirten uzmanlar, erken teşhis sayesinde diyabetin kontrol altına alınabileceğini hatırlatıyor.
