Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son Enflasyon Raporu’nda 2027 için yüzde 15’lik beklentiyi teyit etmesinin hemen ardından Orta Vadeli Program’da (OVP) bu oranın yüzde 21’e yükseltilmesi, piyasalarda “Hangi oran baz alınacak?” sorusunu gündeme taşıdı. Tartışmanın önemli başlıklarından biri de ücret ve maaş artışları olacak.
OVP’de yönetilen fiyatların enflasyon beklentisiyle uyumlu artırılacağının açıklanması, kamu tarafından belirlenen fiyatlarda gerçekleşmiş enflasyon yerine ileriye dönük beklentinin esas alınabileceğine işaret ediyor. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 30 civarında gerçekleşmesi halinde, 2027 için yüzde 21 olarak belirlenen OVP beklentisi ile gerçekleşmiş enflasyon arasında önemli bir fark oluşacak.
Asgari ücret artışında yüzde 30’luk gerçekleşmiş enflasyonun yerine yüzde 21’lik beklentinin esas alınması, ücret artışının enflasyonun altında kalması anlamına gelebilir. Emekli maaşlarında da benzer bir hesap yapılması bekleniyor. Gerçekleşmiş enflasyonun ne ölçüde telafi edileceği, yüzde 21’lik OVP beklentisinin ne kadar dikkate alınacağı ve olası bir refah payının uygulanıp uygulanmayacağı milyonlarca emeklinin gelirini doğrudan etkileyecek.
MASADA YÜZDE 25 ZAM VAR
Konu ile ilgili sosyal medyadan açıklama yapan ekonomist İris Cibre Lostar, maaşlarda erimenin devam edeceğine dikkat çekti. Lostar, “Şimdi, piyasalar OVP’de yüzde 21 beklentisine göre mi politika belirlenecek yoksa yüzde 15 beklentisine göre mi, bunu tartışıyor. Muhtemelen TCMB de yılın son enflasyon raporunda 2027’yi revize edecek. OVP’de yönetilen fiyat zamlarının enflasyon beklentisi ile uyumlu yapılacağı açıklandı. Yani, yıl sonunda muhtemel yüzde 30 civarındaki seviye değil yüzde 21 baz alınacak.
Bu olumlu! Ama, bu aynı zamanda asgari ücrette de aynı mantığın korunacağına işaret ediyor. Yani, asgari ücret zammı gerçekleşmiş yüzde 30 değil belki yüzde 21 de değil ama yüzde 25 civarında olabilir ve reel olarak 3. seneye taşınan otomatik erimeyle yıla başlayacak” dedi. Ekonomistlerin de bir çoğu şimdiden yüzde 25 zammın olasılığının güçlü olduğunu dillendirmeye başladı.
AKTİVİTE CANLANIRSA HESAP DEĞİŞEBİLİR
Yüzde 21’lik enflasyon beklentisinin gerçekleşmesi ise halen oldukça zor görünüyor. Bu seviyeye ulaşılabilmesi için 2027’de aylık enflasyonun ortalama yaklaşık yüzde 1,65 civarında gerçekleşmesi gerekiyor.
Uzmanlar, ücret ve yönetilen fiyat politikalarının dezenflasyonu desteklemesi halinde hedefe yaklaşılması mümkün olsa da OVP’de ekonomik aktiviteye ilişkin öngörülerin yeni bir risk alanına işaret ettiğini söyledi. Toplam tüketim büyümesinin yüzde 4’e hızlanması ve kamu yatırımlarında, özellikle savunma harcamalarında beklenen artışın ekonomik aktivitenin 2027’de yeniden canlanabileceğini gösterdiğine de dikkat çekildi.
Uzmanlar, “Talebin yeniden güçlenmesi, uzun süredir maliyet artışlarını fiyatlarına tam olarak yansıtamayan üreticiler açısından da yeni bir dönem yaratabilir. Üreticilerin birikmiş maliyetlerini fiyatlara daha fazla yansıtabilmesi, enflasyon üzerindeki baskının yeniden artmasına neden olabilir” uyarısında bulundu. Uzmanlara göre, dezenflasyon sürecinde enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler de belirleyici olacak.
Savaşın 2027’ye uzaması ve enerji maliyetlerinde beklenen düşüşün gerçekleşmemesi, yüzde 21’lik beklentiyi daha da zorlaştırabilir. Buna karşılık yüksek baz etkisi ve bazı ürünlerde yaşanabilecek hızlı fiyat geri çekilmelerinin yıllık enflasyonun yıl içerisinde yüzde 24’ün altına gerilediği dönemler yaratabileceğine işaret ediyor.
Ancak uzmanlar, bütün bu olumlu gelişmelere rağmen yüzde 21’lik enflasyon beklentisinin iddialı olmaya devam ettiğini, bu nedenle ekonomi gündeminde artık yalnızca enflasyon yüzde 21’e iner mi sorusundan ziyade ekonomi yönetiminin önündeki en zor dengenin dezenflasyonu hızlandırmak ile milyonlarca kişinin satın alma gücünü korumak arasında kurulacağını dile getirdi.
