Saadet Partisi lideri Arıkan, CHP’deki mutlak butlan tartışmasının yalnızca hukuk meselesi olarak görülemeyeceğini belirterek, “Ekonomideki tıkanma ile siyasetteki anormal, aynı yapısal krizin farklı görünümleridir” dedi. Siyasette arınma çağrısı yapan Arıkan, “Sadece belediyelerin arınması yetmez. Bakanlıkların da arınması şarttır” ifadelerini kullandı.Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi’nin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden demokrasiye, mutlak butlan tartışmasından yeni anayasa gündemine, siyasette arınma çağrısından NATO Zirvesi ve İsrail’e kadar birçok başlıkta konuşan Arıkan, Türkiye’nin hem ekonomik hem de hukuk ve demokrasi bakımından ciddi bir sınavdan geçtiğini söyledi.
Özel’den Kılıçdaroğlu’na sert sözler: Onunla ne konuşacağım ki?
Bayramların kırgınlıkların giderildiği, gönüllerin yumuşadığı ve milletçe yakınlaşmanın arttığı zamanlar olduğunu belirten Arıkan, bayramın ardından Türkiye’nin önünde ağır meselelerin durmaya devam ettiğini ifade etti.
Arıkan, “Vatandaşımız geçim derdiyle boğuşuyor. Gençlerimiz geleceğinden endişe ediyor. Emekliler hayatını sürdürebilmenin hesabını yapıyor. Esnaf çalışıyor ama kazanamıyor. Çiftçi üretiyor ama emeğinin karşılığını alamıyor” dedi.
“ÜLKEMİZDE ANORMAL BİR SÜREÇ YAŞANIYOR”
Türkiye’nin hukuk ve demokrasi bakımından ciddi bir sınavdan geçtiğini söyleyen Arıkan, siyasetin asli görevinin ortak meseleleri konuşabilmek ve çözüm üretebilmek olduğunu belirtti.
Son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere değinen Arıkan, Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin siyasetin normalleşmesi olduğunu söyledi.
Normalleşmenin tarafların aynı düşünmesi ya da iktidarla muhalefetin birbirine benzemesi anlamına gelmediğini ifade eden Arıkan, “Farklı fikirlerin, farklı projelerin, farklı dünya görüşlerinin demokratik zeminde konuşulabilmesidir. Ama bugün maalesef ülkemizde anormal bir süreç yaşanıyor” diye konuştu.
“MUTLAK BUTLAN YALNIZCA HUKUK MESELESİ DEĞİLDİR”
Konuşmasında CHP’deki mutlak butlan tartışmasına da değinen Arıkan, bu sürecin yalnızca hukuki bir mesele olarak ele alınamayacağını söyledi.
Arıkan, Türkiye’nin geçmişte büyük döviz krizleri ve ekonomik tıkanmalar sonrasında üç kez yapısal dönüşüm geçirdiğini belirterek, 1950’lerin sonu, 1980’lerin başı ve 2000’lerin başındaki dönüşümlere işaret etti.
Her defasında ekonomik düzenin yeniden kurulduğunu, toplumsal ilişkilerin ve siyasal alanın yeniden şekillendirildiğini söyleyen Arıkan, bugünkü yüksek enflasyon, yüksek faiz ve dış finansman ihtiyacının mevcut büyüme modelindeki tıkanmayı gösterdiğini ifade etti.
Arıkan, “Hukukun bu kadar aşınması, yargının siyasallaşması, demokratik alanın daralması aynı tıkanmışlığın sonucudur. Bugün mutlak butlan tartışmasını izlenilen ekonomik politikalardan azade yalnızca bir hukuk meselesi olarak görmemiz mümkün değildir. Ekonomideki tıkanma ile siyasetteki anormal, aynı yapısal krizin farklı görünümleridir” dedi.
“SADECE BELLİ BİR KESİMİN ARINMASI YETMEZ”
Siyasette arınma tartışmalarına da değinen Arıkan, arınmanın yalnızca belli bir kesimle sınırlı tutulamayacağını vurguladı.
Arıkan, “Sadece belli bir kesimin arınması yetmez. Topyekûn siyasetin, topyekûn bu sistemin arınması gerekir” dedi.
Siyasetin üzerine çöken kirli gölgenin, menfaat ilişkilerinin ve liyakatsiz kadrolaşmaların kökünden temizlenmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, “Mesele arınmaysa, sadece belediyelerin arınması yetmez. Bakanlıkların da arınması şarttır” ifadelerini kullandı.
“BAKANLIKLARIN, BÜROKRASİNİN VE YARGININ ARINMASI ŞARTTIR”
Arıkan, devletin kritik makamlarının ihale baronlarından ve akraba kayırmacılığından temizlenmesi gerektiğini belirtti.
Bürokrasinin de arınması gerektiğini söyleyen Arıkan, “Vatandaşa tepeden bakan, devleti kendi mülkü sanan, liyakati değil sadakati ölçü alan o hantal ve kirli anlayışın bürokrasiden sökülüp atılması şarttır” dedi.
Yargının arınmasının en önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Arıkan, “Adaletin mülkün temeli olmaktan çıkarılıp, güçlünün kalkanı haline getirildiği bir düzende arınmadan bahsedilemez. Cübbesine düğme dikenlerin, talimatla karar verenlerin o yüce mahkemelerden arınması, bu ülkenin geleceğinin en büyük teminatıdır” diye konuştu.
Medya, iş dünyası ve kamunun da arınması gerektiğini dile getiren Arıkan, “Biz ‘benden olan temiz, benden olmayan kirli’ diyen o ikiyüzlü siyaseti reddediyoruz. Eğer bu ülkede bir temizlik başlayacaksa, samimi bir arınma olacaksa bu tepeden tırnağa olmalıdır” dedi.
“MEVCUT İKTİDAR HESAP SORMAYAN BİR MUHALEFET İSTİYOR”
Türkiye’de muhalefet sorunu değil, iktidar sorunu olduğunu söyleyen Arıkan, iktidarın risksiz ve itiraz etmeyen bir muhalefet istediğini savundu.
Arıkan, “Mevcut iktidar risksiz, tehlikesiz, emir kulu bir muhalefet arıyor. İtiraz etmeyen, sorgulamayan, hesap sormayan bir muhalefet istiyor. Yani dekor vazifesi yapan bir muhalefet” dedi.
Siyasette hiçbir büyük gürültünün sebepsiz yere çıkmadığını belirten Arıkan, asıl sorulması gereken sorunun gündemi neyin belirlediği değil, hangi konuların gündemden düşürüldüğü olduğunu ifade etti.
“YENİ ANAYASAYA KARŞI DEĞİLİZ ANCAK...”
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Arıkan, Türkiye’nin önüne olağanüstü bir hızla getirileceği anlaşılan yeni anayasa sürecinin mevcut siyasi gelişmelerden bağımsız okunamayacağını söyledi.
Toplumun dikkatinin siyasi operasyon iddiaları, yargı süreçleri ve peş peşe gelen kriz başlıklarıyla başka alanlara yönlendirildiğini belirten Arıkan, “Peki yeni anayasayı bu kadar acil kılan ne?” diye sordu.
Arıkan, “Biz yeni anayasaya karşı değiliz. Ancak anayasa sıradan bir metin değildir. Anayasa bir milletin geleceğini belirleyen ana iradedir. Millet adına yazılacak hiçbir gelecek metni, bu siyasi fırtınaların arasında, bu toz bulutlarının içinde, cevapsız soruların gölgesinde hazırlanamaz” ifadelerini kullandı.
“MESELE TÜRKİYE’NİN HANGİ İSTİKAMETE YÖNELECEĞİDİR”
Arıkan, yeni anayasa tartışmasının yalnızca iç siyaset başlığı olmadığını söyledi.
Dünyanın yeniden şekillendiği, güç merkezlerinin yeni dengeler kurduğu, sınırların ve nüfuz alanlarının yeniden tartışıldığı bir dönemden geçildiğini belirten Arıkan, Türkiye’deki tartışmaların da bu geniş bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Arıkan, “Bugün yaşanan tartışmalar, sadece bir parti meselesi, sadece bir anayasa meselesi veya sadece bir iktidar-muhalefet çekişmesi değildir. Mesele dünyanın yeniden şekillendiği, güç merkezlerinin yeni dengeler kurduğu, sınırların ve nüfuz alanlarının yeniden tartışıldığı bir dönemde Türkiye’nin hangi siyasi, hukuki ve jeopolitik hatta konumlandırılacağıdır” dedi.
Arıkan, meselenin Türkiye’nin hangi istikamete yöneleceği ve hangi medeniyet tasavvuruyla geleceğe yürüyeceği olduğunu belirtti.
Trump’tan Ankara’daki NATO zirvesi öncesi sürpriz hamle: Polonya’ya 5 bin ABD askeri gidiyor
“ANKARA ZİRVESİ İSRAİL AÇISINDAN SONUN BAŞLANGICI OLMALIDIR”
Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne de değinen Arıkan, zirvenin Türkiye açısından önemli bir sınav olacağını söyledi.
İsrail’in NATO üyesi olmamasına rağmen yıllar içinde NATO’nun güvenlik mimarisi içinde yer aldığını savunan Arıkan, Türkiye’nin bu konuda açık tavır alması gerektiğini belirtti.
Arıkan, “Ankara Zirvesi sıradan bir zirve olmamalıdır. Ankara Zirvesi İsrail açısından sonun başlangıcı olmalıdır. İsrail dışlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
“BİZ ZULÜM VE HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA HAKTAN VE ADALETTEN YANAYIZ”
Saadet Partisi’nin siyasi tutumuna ilişkin de konuşan Arıkan, partilerinin tarafının net olduğunu söyledi.
“Biz zulüm ve haksızlıklar karşısında haktan ve adaletten yanayız” diyen Arıkan, ehliyet ve liyakatten yana olduklarını, kamu kaynaklarının israf edilmesine ve yolsuzlukların üzerinin örtülmesine karşı çıktıklarını belirtti.
Arıkan, toplumun farklı kesimlerine birlikte mücadele çağrısı yaparak, gelir dağılımında, vergilendirmede, ücretlendirmede ve yargıda adalet isteyen herkesi birlikte yol yürümeye davet etti.
